İçeriğe geç

BİZİM DÖNEMİN ÇOCUKLARI

Bölüm 1 · 10 dk okuma

BİZİM DÖNEMİN ÇOCUKLARI

Bölüm 1

21. YÜZYILDA KADIN OLMAK…

21. YÜZYILDA KADIN OLMAK...

“Roman, modern hikâye, tiyatro, gazete, eleştiri, anı bu dönemde kullanılmaya başlanmış olsa da onlardan önce gelen Divan Edebiyatını eleştirmeye devam etmişelerdir. Peki sen söyle bakalım Ahmet, eleştirdikleri halde Divan Edebiyatıyla benzer yönü neler?”

Edebiyat öğretmeni Hale Hanım öğrencisine az önce anlattığı, cevabının gayet kolay olduğunu düşündüğü bir soru sormuştu. Ahmet ayağa kalktı biraz zaman kazandıktan sonra; “ilk dönemdeki sade dili terk edip aynı Divan edebiyatındaki gibi ağır bir dil kullanıp etkisinden kurtulamamışlar.”

“İşte beklediğim cevap buydu.” Ahmet haklı bir gururla yerine otururken sınıfının geri kalanı o kadar da derse ilgili değildi, kimi kafasını sıraya koymuş uyumaya çalışıyor, kimileri defterine ders ile alakasız şeyler karalıyordu.

“İşte çocuklar, bazı dönemler yenilik getirmeye çalışıp önceki akımlarla çatışma içerisinde olan edebiyatçılarımız vardı, aslında onlar düşünce kalıplarıyla çatışıyorlardı, günümüzde bile hala insanlar birbiriyle çatışıyorlar.” Hale Hanım konuşmasını bitirir bitirmez teneffüs zili çaldı. “Derse katılım çok az lütfen evde en azından biraz okuyup gelin olur mu?” Küçük bir sitem eşliğinde masasındaki ders kitaplarını alıp sınıftan çıktı.

Sınıfın büyük bir kısmı ders ’in bitmesini fırsat bilip kendini koridora atmıştı, birazı ise arkadaş grubuyla cam kenarındaki peteklere oturmuş muhabbet ediyorlardı. Azra sırasından kalkmak istememişti bu teneffüs, öğretmeninin anlattığı konuyla ilgilenmekten çok önünde karaladığı yeni kurgusu onu daha bir eğlendirmişti. “Aa! Ne yazıyorsun, bakabilir miyim?”

En yakın arkadaşı Gamze ders boyu harıl, harıl bir şeyler karalarken görmüş öğretmeninin kızacağından endişelenip ders sonu sorma kararı almıştı, şimdiyse önündeki sıraya oturmuş Azra’nın yazdıklarına bakmaya çalışıyordu. “Daha bitmedi ki, gösterirsem sürprizi kaçar.” Azra daha arkadaşına göstermeye niyetli değildi Gamze ne kadar görmek için Azra’nın ellerini defterinden ayırmaya çalışsa Azra bir o kadar defterinin üstüne kapaklanıyordu.

“Tamam gösterme vazgeçtim ama ne hakkında olduğunu söyle bari.” Gamze istediğini almakta kararlı gibiydi, Azra’yı bir şekilde inatla yenemeyeceğini anlayıp rica yoluna gitmeyi seçmişti. “Yeni bir kurgu düşündüm, haksız kazanç elde eden insanları dolandıran intikamcı bir kadın karakter yarattım onun detaylarını yazıyorum.”

Gamze arkadaşının çok fazla hayal dünyasında yaşadığını düşünüyordu, insanlardan çok kitaplarla sosyalleştiğini ve bu yüzden sevgilisi olacağı bir çocuk bulamayacağından emindi fakat Azra arkadaşı ne derse desin sayfaların içinde yaşayan karakterler ile daha mutlu hissediyordu. Yakın zamanda onun gibi gençlerin online kitap yazdığı bir uygulama bulmuş, orada edindiği yeni bir sürü arkadaşı da olmuştu.

“Yazdıklarından dizi falan olursa beni unutma ha! Biliyorsun ki ben okulun tiyatro gösterilerinde aranan biriyim.” Gamze onaylamasa da arkadaşının fikirlerini önemsiyordu, kendi çapında onun hayallerinde kendine bir yer arıyordu. Azra kahkahalarıyla arkadaşının takılmalarına eşlik etmeyi seçmişti, daha ana hatlarını yeni çıkarmaya başladığı hikayesinden uzaklaştırabileceğini düşünmüştü.

“Yeteneklerini inkâr etmem için kör olmam gerek biliyorsun, tabi sana da başrolü veririm.” Karşı karşıya oturdukları sıralardan uzanarak birbirlerine sarıldılar. Gamze, Azra’nın ilk okuldan beri en yakın arkadaşıydı, ortaokulda birbirlerinden farklı okullarda okumuş olsalar da annelerinin yakın olmaları sebebiyle iletişimlerini hiç koparmamışlardı, bu yüzdendir ki lise sınavına girdikten sonra tercihlerini beraber olmak için aynı yapmışlardı.

“Okuldan sonra çarşıya gidelim mi, yeni bir kafe açılmış diye duydum.” Azra ne diyeceğini bilememişti, Gamze abisini tanımıyor gibi konuşmaya başlamıştı yine. Onun da erkek kardeşi vardı buna rağmen herhangi bir kısıtlama görmemişti, Gamze evin prensesi gibi büyütülmüştü.

“Abim çıkışta bekliyordur, ben gitmek isterim ama kesin peşimize takılır.” Gamze’nin güler yüzü hayal kırıklığına dönüştüğünde gözlerini devirmekten kendini alıkoyamamıştı. “Enes niye sürekli senin yanında ki annen, baban bir şey demezken?” Azra pek tabi neden olduğunu biliyordu, Gamze bunu bilmezken sormaya devam etmesi canını sıkıyordu.

Enes, anne ve babası ayrılma düşüncelerinin yoğunlukta olduğu bir dönemde akrabaların; “Çocuğunuz olmadığı için kavga ediyorsunuz, bir tane yapın o aranızı düzeltir.” Tavsiyesiyle birbirlerine son şans verdikleri bir zamanda doğmuştu, bir şekilde kavgaları azalsa da devam ettiği için etkilenmesin diye çocukluğunun büyük bir bölümünü babaanne ve dedesiyle geçirmişti. Kardeşi Azra ile düşünce yapılarının farklı olmasının bir sebebi de buydu, ailesinin arası sonradan düzelmiş olsa da bu Enes’in üzerinde istemsizce bir travma olarak kalmıştı.

Son derslerde bittiğinde kitaplarını çantasına koyup sırtına aldı, her zamanki gibi abisi çıkışın biraz ilerisinde onu bekliyordu, Azra onu gördüğünde isteksiz eliyle ufak bir selam verdi, tabi Gamze ondan önce Enes’i ikna etmek için koşup koluna girmişti bile, yıllardır arkadaş olduklarından dolayı birbirlerinden çekinmiyorlardı.

“Bu seferki işinden de kovulacaksın bak, sırf Azra’yı okuldan alabilmek için izin alıp duruyorsun?” Gamze yanına ulaşır ulaşmaz iğneleyici sözlerinden en ünlüsünü Enes’e söylerken o sadece umursamayan tavırlarını sergiliyordu bir de üstüne omuz silkince cevap gelmeyeceğini anlamıştı. “Okuldan sonra yeni bir kafe açılmış diy…”

“Olmaz!” Enes lafını bile bitirmesine müsaade etmeden durdurmuştu, Gamze açık kalan ağzını kapatırken o kaldığı yerden devam etti. “Kim bilir hangi abazan bakacak sizin masanıza, çok istiyorsanız akşam birlikte gideriz.”

Azra araya girip; “Ama abi?” Dese de Enes lafından geri dönmeye niyetli değildi. “Hayır diyorsam hayırdır, bir bildiğim var ki konuşuyorum, siz beni dinleyin.” İki arkadaşın da suratı asık bir şekilde Enes’i takip ettiler, eve vardıklarında Gamzeyi kendi evine doğru uğurladılar fakat Azra’nın artık canına tak etmişti.

“Hayatımı senin kadar mahfeden biri yok, teşekkürler abi.” Sitem yüklü cümlesiyle kapı ziline bastığında Hatice Hanım kapıda göründü. “Enes yine mi oğlum?”

Anneleri Hatice, oğlunun sürekli kardeşini daralmasından dolayı sitem eden bir diğer kişiydi, ne kadar da bunun yanlış bir davranış olduğunu anlatsa da dinlemek istemiyordu. “Hadi anne, akşam konuşuruz şimdi olmaz.” Merdivenlerden inip gözden kaybolduğunda Azra çoktan sinirli bir şekilde odasına gitmişti bile, siniri gözyaşlarına karışmıştı.

“Azra, yapma böyle kızım, ne olur?” Ağlamalarına hıçkırıkları da eşlik ediyordu. Hatice, kızını biraz olsun yatıştırmak adına yanına oturup sarıldı. “Anne yaptıklarını görmüyor musun? Babam bu kadar kısıtlamıyor beni, hem o kim oluyor ya!” Ağlaması her dakika şiddetlenirken içten içe aile büyüklerine büyük öfke kusuyordu, Azra onların gözünde kendini ‘isyankâr bir evlat’ olarak görüyordu.

Ne zaman ziyaret etmek istese burnundan geliyordu. Sürekli kitap okuduğu için onlarla ilgilenilmediğini söyleyip başına kakıyorlardı, elinden kitabı bırakıp onlarla konuşmaya çalıştığında ise; “İyice terbiyesiz olmuş bu!” Dedikleri için artık en yakın akrabası olan dedesiyle hiç konuşmuyordu bile.

Gün yavaşça geceye karıştığında Azra biraz daha iyi hissediyordu, saatlerce ağlamış sonunda uyuyakalmıştı, babasının işten eve dönmesi yakındı artık, abisi ise çoktan gelmiş mutfakta çay eşliğinde sigarasını yudumluyordu, biliyordu ki babası izin vermediği için tonla azar işitecekti, annesi karşı çıksa da artık dilinde tüy bittiğinden söylenmeyi bırakmıştı; “Nasılsa baban öğrenecek, ben bir şey demiyorum.” Diye ara sıra söylenirdi sadece.

Mehmet bey evin kapısını çaldığında sofra çoktan hazır bir şekildeydi, herkes yuvalarının reisini bekliyordu. Kuralcı bir baba olmamasına rağmen evinin belli bir düzeni olsun isteyenlerdendi, herkes evde olmadan sofraya oturmazdı, çay içtiği saatler ve hatta yattığı saatlere kadar dakik bir adam sayılırdı.

Ailecek yenilen akşam yemeğinden sonra çay faslı başladığında daha ilk bardakları dolduran Hatice’yi oğlu Enes durdurdu. “Bana koyma anne, dışarı çıkacağım şimdi.” Azra tam sırası diye öne atıldı. “Çıkamaz!” Evdeki bütün gözler ona döndüğünde devamını getirmesini bekliyorlardı. “Ben bugün Gamzeyle kafeye gitmek istedim okul çıkışı olmaz akşam benimle gidersin dedi, tek başına çıkamazsın bende geleceğim.”

Enes sadece kardeşini oyalamak için bu cümleyi söylemişti, Azra bunu çok iyi bilmesine rağmen anne ve babasının yanında söyleyerek bir nevi gözdağı veriyordu, gündüz çok ağlatmıştı bunu ödemesi gerektiğini düşünüyordu. “Tamam daha iyi olur. Enes, kardeşinle çık nereye çıkıyorsan.” Mehmet araya müdahale olarak girip oğlunun aleyhine olan fikrini beyan edip Azra’nın sitemine cevap vermeyi seçmişti.

“Yanımdakilerin hepsi erkek olacak, ne işi var sapların arasında?” Enes iyice köşeye sıkıştığını biliyordu, yine de babası olduğu için sözünden çıkmayacaktı bir çare düşünüp tek çıkmak istiyordu. “Ya Azra arkadaşlarıyla, sen arkadaşlarınla veya ikiniz birlikte, karar ver!” Lüzumsuz tartışmalarından bıktığı için bunun sonlanması adına son teklifini evlatlarına sunmuştu, bu yersiz tartışmanın bir an önce bitmesini ve çayına kaldığı yerden devam etmeyi diliyordu.

Azra haklı galibin kendi olduğunu bilse de abisi hala bir umut kırıntısı arıyordu, aile bireylerinin gözünün içine bakıp son kez yoklamak istemiş olsa da Hatice Hanım tartışmadan geri durmayı seçmiş Mehmet Bey ise kararında kesin olduğunu donuk bakışlarıyla belli etmişti. “Tamam, tek gidiyorum ben.” Ceketini alıp salondan çıktığında Azra babasının yanına oturup sımsıkı sarıldı.

“Seni çok seviyorum biliyorsun değil mi?” Baba gülerek kızının sarılmasına eşlik etti. “Hadi, yağcılarda inecek var, çayımı soğuttunuz gideceksen git yoksa göndermem bak.” Azra babasının kollarından ayrılıp hazırlanmak için odasına gideceği sırada geri dönüp karşıdan eliyle öpücük attı, Mehmet kızının bu sevgi dolu hallerine sadece tebessüm ederek cevap vermeyi seçmişti.

Mehmet, kendisinin ve ablasının büyükleri tarafından nasıl farklı zihniyetlerle büyütüldüğünün farkında olup bunu kendi evlatlarına yapmayacağına dair kendine söz vermişti fakat Enes’in onlar tarafından kendi bildikleri gibi yetiştirilmesine engel olamamıştı.

Azra o an ki heyecanla Gamze ve İrem’i aramış ikisi de geliriz demişlerdi, hazırlanıp yeni açılan Mekân kafeye gittiklerinde meraklı bir sürü müşterinin olduğunu fark ettiler, masalardan birinin boşaldığını söyleyen garson onlara yerlerini gösterdikten sonra siparişlerini alıp gözden kaybolmuştu.

“Mehmet amcaya bayılıyorum ya, nasıl da Enes’e ağzının payını vermiş.” İrem hepsinden daha neşeli görünüyordu, anne tarafından Gündoğan kardeşlerin kuzeniydi, Enes ile yaşıt olsalar da Azra’yla daha iyi anlaşıyorlardı. Üniversite okuduğu için pek sık görüşemiyorlardı, Azra’nın davetine ilk cevap veren kişi olmuştu.

“Ben gündüz sordum bir de diyor ki; ‘olmaz!’ nasıl olmazmış bak” Gamze de muhabbete eşlik ettiğinde artık masalarında kahkahalar havada uçuşuyordu. “Ee? Anlat bakalım kuzum üniversite nasıl, Eskişehir nasıl?” Azra abisinin konuşulmasından çok sıkılmıştı kendince konuyu artık dağıtmak istemişti, zaten yeterince ona katlandığını düşünüyordu.

İrem’in neşesi acılarından gelen tatlı bir tebessüm gibiydi, ailesi fazla muhafazakârdı. İlk ve ortaöğretim eğitiminden sonra imam hatip lisesine göndermek için baskı yapmış olsalar da karşı çıkmıştı, Ticaret lisesinde öğrenimini bitirdikten sonra üniversitede de aynı bölüm okuma kararı almıştı, anne tarafında sayısala en çok kafası basanın o olduğunu düşündüklerinden ilahiyat okuması için onu zorlamayı bırakmışlardı. “Bildiğiniz öğrenci şehri, bir mekanlar var orada görmeniz gerek, ilk sene sürekli barlardan topladığım Duru’yu hatırlarsın, sonunda ev arkadaşı bulup yakamdan ayrıldı.”

“Üniversite de herkes keyfine mi bakıyor böyle, okumaya giden yok mu ya?” Gamze aramızda üniversiteye gitmeye en hevesli kişiydi, derslerine büyük ölçüde değer verir okul dışı aktivitelere de en çok o katılırdı. Kazandığında bile sınıfında en iyi not tutanlardan olacağını bile eklerdi, ailesi istediği bölümü okuması konusunda onu zorlamıyordu fakat her ne kadar gitmek istese de okumak istediği mesleğe karar verememişti.

“Yok olur mu öyle şey, sınıfımda yüksek lisans okumak isteyenleri bir görsen nasıl ders çalışıyorlar aklın durur, benim bahsettiklerim okumaya değil eğlenmeye gelenler.” İrem kendi bakış açısından gördüklerini kızlarla paylaşırken kızlar da kendilerince nasıl bir yer olduğunu hayal etmeye çalışıyorlardı.

Biraz ilerideki masalarında kalabalık bir grup oturuyordu, o kadar sesli muhabbet ediyorlardı ki, yan masaları da rahatsız etmeye başlamışlardı, garsonlardan biri birkaç kere uyarmış olsa da sadece kısa süre ses desibellerini alçaltmışlardı.

Sarmaş dolaş sevgilisinin kollarında takılan kızın eski sevgilisi kafeye giriş yaptığında ortalık daha da karışmıştı. Azra, Gamze ve İrem bile kendi masalarındaki muhabbeti kesmişler karşılarında yaşanmakta olan tartışmayı seyrediyorlardı, mevzunun cereyan ettiği grubun içerisinde tanıdık yüzler de vardı birazı kendi okullarından simalar olsa da başka okullardan da vardı.

“Sinem sana inanamıyorum, beni bırakıp terk ettiğin zibidi bu mu?” Eski sevgili ortaya bağırıp çağırıyordu. “Hayırdır bilader, neden buraya gelip sorun çıkarıyorsun.” İki genç delikanlı kalabalık grubun ortasında birbirlerini birazdan öldüreceklermiş gibi bakıyorlardı.

“Kızlar, ortalık karışmadan hesabı ödeyip gidelim.” Azra arkadaşlarını uyardığında beraberce eşyalarını toplayıp kasaya yöneldiler onlar hesabı öderken kavga sözlü tacizden yumruklara dönüştüğünde aceleyle çıktılar biraz uzaklaştıktan sonra kavga kafenin dışına kadar taşınca eski sevgilinin arkadaşları da kavgaya dahil olmuştu, bir kısmı biraz uzaktan videoya alıyordu.

“Bu kesin yarın sosyal medyaya düşer ha!” Gamze kavga edenleri gülerek seyrediyor kendince fikirler üretiyordu, merakı uzakta durmaktan ileri gitmiş kalabalık gruba daha çok yaklaşıp bir de videoya kaydeden gruba dahil olmuştu.

İrem ve Azra polis gelip grubu ayırana kadar uzaktan izleyen taraf olmayı tercih seçmişti, Gamze yanlarına ulaştığında ağzı kulaklarındaydı, fazla eğlenmişe benziyordu. “Of, kavga baya çetindi, kız ve o iki oğlanı merkeze götürdüler, iki tarafta şikayetçi olacağım senden diye bağırıp durdu, çok heyecanlıydı.”

“Kavga bir çözüm olsaydı polislik olmazlardı canım, hadi gidelim buradan.” İrem kızlara ablalığını yapıp çarşıdan uzaklaştırdığında Gamze hala kavgada çektiği videoyu izleyip tanıdık kimler varsa bulup yarın detayları öğrenmek istiyordu fakat bu bulduğu tanıdık kızların hepsini şok etmişti.

“Azra, şuraya bak Enes değil mi bu?” Videoyu biraz geri sarıp tam yerinde duraklat tuşuna bastı, kavgaya karışan eski sevgilinin arkadaşlarının arasındaydı, Azra pek tabi simasından tanımıştı görüntünün biraz bulanık olması bir şeyi değiştirmemişti. “Valla bu abim”

İrem de videodaki kişiye baktığında saniyesinde tanımıştı, kızlar birbirinin yüzüne şaşkınlıkla bakmaktan kendilerini alamıyorlardı, Gamze videonun bir kopyasını kızların telefonuna gönderdikten sonra evlere dağıldılar fakat Azra bunu abisi üzerinde kullanacağı bir koz olarak görüyordu.

“Şimdi yaktım çıranı Enes Efendi!”

Bölüm sonu

2 yorum