Bizden Geriye
Bölüm 6 – Gün Batımına Doğru
Üniversitenin bahçesi öğleden sonra her zamankinden daha kalabalıktı.
Dersler yeni bitmiş, öğrenciler çimlere yayılmıştı. Kimi gitar çalıyor, kimi sınavlardan yakınıyor, kimi de bir sonraki derse girmemek için bahaneler üretiyordu.
Mira, fakültenin kapısından çıktığında gözleri istemsizce etrafı taradı.
Son günlerde bunun farkına varmıştı.
Burak'ı arıyordu.
Daha onu görmeden, onun orada olacağını biliyordu.
"Birini mi arıyorsun?"
Arkasından gelen sesi duyunca gülümsedi.
"Daha bunu söylemekten vazgeçmedin mi?"
"Hayır."
Burak elindeki karton bardağı ona uzattı.
"Şekersiz. Tarçınlı."
Mira şaşkınlıkla bardağa baktı.
"Ben bunu sevdiğimi söylememiştim."
"Söylemedin."
"E nereden biliyorsun?"
"Geçen gün kantinde başka kahve kalmamıştı. Mecburen bunu almıştın. Sonra 'Galiba en sevdiğim buymuş.' demiştin."
Mira birkaç saniye sustu.
Burak gerçekten dinliyordu.
Hem de en küçük ayrıntıları bile.
"Senin hafızan biraz korkutucu."
Burak gülerek omuzlarını silkti.
"Sadece önemli bulduğum şeyleri unutmuyorum."
Bu cümle, Mira'nın bütün gün aklından çıkmadı.
Dersleri erken bitmişti.
Burak, çantasını sırtına geçirirken,
"Bugün eve gitmek için acelen var mı?" diye sordu.
Mira düşündü.
"Yok."
"O zaman biraz yürüyelim."
"Nereye?"
"Bilmiyorum."
"Plansız mı?"
"En güzel yürüyüşler plansız olanlar."
Kampüsten çıkıp sahile doğru yürümeye başladılar.
Rüzgâr hafif hafif esiyor, denizin tuzlu kokusu sokaklara kadar ulaşıyordu.
Bir süre günlük şeylerden konuştular.
Bir hocanın komik tavırlarından...
Yaklaşan sınavlardan...
Çocukken yaptıkları yaramazlıklardan...
Mira uzun zamandır bu kadar rahat güldüğünü hatırlamıyordu.
Sahile vardıklarında güneş yavaş yavaş alçalmaya başlamıştı.
Gökyüzü turuncu ve pembe renklere bürünmüş, denizin üzerinde altın rengi bir yol oluşmuştu.
Mira korkuluğun kenarına yaslandı.
"Burayı çok seviyorum."
Burak yanına geldi.
"Neden?"
"İnsan burada durunca, bütün dertleri biraz küçülüyor."
Burak denize baktı.
"Ben tam tersini hissediyorum."
Mira merakla ona döndü.
"Nasıl?"
"Hayallerim daha da büyüyor."
"Gerçekten şirket kurmak istiyorsun, değil mi?"
Burak hiç düşünmeden başını salladı.
"Evet."
"Hiç korkmuyor musun?"
"Korkuyorum."
"Öyleyse neden vazgeçmiyorsun?"
Burak gülümsedi.
"Çünkü korktuğum şey başarısız olmak değil."
"Ne?"
"Hayatımın sonunda 'Deneseydim ne olurdu?' diye düşünmek."
Mira onu dikkatle izledi.
Burak'ın gözlerinde hırs vardı.
Ama o hırsın içinde umut da vardı.
İlk kez, onun neden bu kadar çok çalıştığını gerçekten anlamıştı.
Dönüş yolunda hafif bir sessizlik oldu.
Bu kez sessizlik rahatsız edici değildi.
Aynı ritimde yürümek bile yetiyordu.
Tam otobüs durağına geldiklerinde, iki kişilik bir grup Mira'nın yanına yaklaştı.
"Affedersin," dedi içlerinden biri. "Güzel Sanatlar Fakültesi burada mı?"
Mira gülümseyerek yolu tarif etmeye başladı.
Burak birkaç adım geride durmuş onları bekliyordu.
Hiç konuşmadı.
Ama fark etmeden sağına aldığı çantasının askısını sıkmıştı.
Mira geri döndüğünde gülümsedi.
"Beklettim."
"Biraz."
"Kızdın mı?"
"Hayır."
"Emin misin?"
Burak hafifçe güldü.
"Sanırım ilk kez seni biriyle konuşurken kıskandım."
Mira şaşkınlıkla durdu.
"Kıskandın mı?"
"Biraz."
Sonra hemen ekledi.
"Saçma biliyorum."
Mira'nın dudaklarının kenarında küçük bir gülümseme belirdi.
"Biraz."
"Dalga geçme."
"Geçmiyorum."
İkisi de gülmeye başladı.
Otobüs yaklaşırken Burak derin bir nefes aldı.
Sanki söylemek istediği bir şey vardı.
Ama kelimeler boğazında düğümleniyordu.
Otobüs durağa yanaştığında Mira basamağa adım attı.
Tam binecekken Burak seslendi.
"Mira."
"Evet?"
"Bence..."
Bir an sustu.
"...yarın da birlikte kahve içelim."
Mira'nın yüzündeki gülümseme büyüdü.
"Bence de."
Otobüs hareket etti.
Mira cam kenarına oturdu.
Burak, her zamanki gibi otobüs gözden kaybolana kadar olduğu yerde kaldı.
Mira başını cama yasladı.
Henüz hiçbir şey söylememişlerdi.
Ne "hoşlanıyorum" demişlerdi...
Ne de "seni seviyorum."
Ama bazen insan, bazı duyguların adını koymadan da onları yaşamaya başlıyordu.
Ve ikisi de bunun farkında değildi.
Henüz...