İçeriğe geç

Biz Bize Yeteriz (Döngü Serisi 2)

Bölüm 4 · 6 dk okuma

Biz Bize Yeteriz (Döngü Serisi 2)

Bölüm 4

3. Bölüm

Fatih;

Altıma siyah bir eşofman üstüme siyah bir tişört giyip odadan çıktığımda Ada her zaman ki gibi mavi gözlerine uyumlu mavi bir kombin yapmıştı kendine. Gözleriyle bire bir uyumlu üstünde ki kısa tişört ve altında bebe mavisi bol bir pantolon giymişti. Ada'yı baştan aşağı süzdükten sonra lafa girdim. "Vay, vay, vay... Bu ne güzellik Ada Hanım." dediğimde başını eğdi ve kendi güzelliğinin farkında değilmiş gibi kendini süzdü. Başını kaldırıp gülümsediğinde "Sağolun Fatih Bey. Sizde her zaman ki gibi yakıyorsunuz." dedi. Bir elimi havaya kaldırıp "Gel kız buraya." dedim. Hızlıca kollarımın arasına geldiğinde ona sıkı sıkı sarıldım. O da bana aynısını yaparken bir anda başını kaldırıp "Nereye gideceğiz?" diye sordu. "Bilmem. Nereye gidelim?" diye sordum. Biraz düşündükten sonra cevap verdi. "Senle oturup, sakince konuşabileceğimiz bir yere." dediğinde yüzünde ki mutluluk sönmüştü. Kollarımın arasındayken kaşlarımı çatıp "Neden? Birşey mi oldu?" diye sordum. Kuşkulu bir şekilde benden uzaklaştı. "Ada, birşey mi oldu söylesene." dediğimde iç çektikten sonra bana döndü. "Evet ama... Saygı duymalısın." dediğinde iyice kaşlarımı çattım. "Gittiğimiz yerde konuşuruz." diyip odasına gitti. Bir çantayla tekrar yanıma geldi ve "Hadi çıkalım." dedi. Bense yavaşça arkasından gittim. Ada ayakkabısını giyerken "Kapıyı kitlesene." dedi. Cebimden anahtarı çıkartıp kapıyı kitledim. Ada bir anda koşmaya başladı. "Sona kalan çürük yumurta!" diye bağırdığında gülümseyip koşmaya başladım. Koşarak merdivenlerden indiğimde bir anda birine çarpmamla yere düştüm. Ada bir anda "Fatih!" diye bağırıp üstüme koştu. Çarptığım kişi Yusuf'tu. "Yusuf dur lütfen." dediğinde Ada benim başıma gelip beni ayağa kaldırmıştı. "Yusuf mu?" diye sorduğumda Ada bir anda bana döndü Yusuf'sa kahkaha attı. "Sen bilmiyorsun değil mi yazık." dediğinde Ada Yusuf'un ağzını kapatarak susturdu onu. "Ne işin var lan senin burda!" diye bağırıp üstüne yürüdüğümde Yusuf Ada'nın ellerinden kurtuldu ve üstüme yürüdü. "Sevgilimin yanına geldim." dediğinde bir yumruk geçirdim Yusuf'un suratına.

"Ne diyorsun lan sen!" diye bağırıp attığım yumruğun ardından Ada "Fatih!" diye bağırıp aramıza girdi. Yusuf "Güzelim sen aradan çekil." dediğinde tam bir yumruk atacaktı ki yumruğundan kaçtım o ise karnıma tekme atmıştı. Sertçe yutkunup zorlukla bedenimi doğrulttum ve yanağına bir yumruk daha geçirecektim ki o bu yumruğumdan kaçmıştı. O bana bir yumruk atacakken ben de onun yumruğundan kaçtım derken Ada bir anda bağırdı. "Yeter!"

İkimizde duraksayıp Ada'ya döndük. "Fatih! Yusuf! Kesin şunu!" diye bağırdığında Ada'nın üstüne yürüdüm. İşaret parmağımla Yusuf'u göstererek "Ne diyor bu! Doğru mu Ada!?" diye bağırdım. Ada "Fatih, açıklayacağım. Gel konuşalım." dediğinde yere tekme attım ve hızla Yusuf'un yakasına yapıştım. "Bak bak Yusuf! Neyin peşinde olduğunu biliyorum! Bu kızı bir kez daha üzersen öldürürüm seni!" diye bağırıp yakasından tutup onu geriye ittirdim ve hızla Ada'ya döndüm. "Sende, senin iyiliğini isteyen arkadaşını hiç bir zaman umursama Ada! Hep kendi bildiğini yap! Benim bunu düşman olduğumuz için sevmediğimi sana yaklaşmadığımı mı sanıyorsun?! Sanmaya devam et Ada!" Tam gidecektim ki durup tekrar işaret parmağımı sallayarak. "Ayrıca, açıklamaya ihtiyacım yok Ada. Sen kimi seviyorsan sev ama, o çocuk bir kez daha seni ağlatacak bunu da bil." dedim ve Ada'nın arkamdan "Fatih!" diye bağırmasını umursamadan arabaya bindim.

Ada;

Fatih gittiğinde gözlerim dolu arkasından bakmıştım sadece. Sinirliyken üstüne gitmemeliydim. Bu yüzden yarım saat boyunca onu aramadım. Yusuf'sa benimle birlikte kapının önünde ki kaldırıma oturmuştu. Yarım saat boyunca ikimizinde sesi çıkmadı. Yarım saatin sonunda beni arayan biri vardı. Fatih olabileceğini düşünüp hızla telefonuma baktım ama bu bir bilinmeyen numaraydı. "Alo." dediğimde

karşımda ki kişi lafa girdi.

"Merhabalar rahatsız ediyorum kusura bakmayın."

"Estağfurullah buyurun."

"Fatih Kara'nın nesi oluyorsunuz tam olarak?"

"Arkadaşı, neden ki?"

"Fatih Kara bir araba kazası geçirdi." dediğimde ağzım açık kalmıştı.

Göz yaşlarım yanaklarımla buluşurken kadın devam etti.

"...hastanesinde şu an ameliyatta."

dediğinde "Geliyorum." diyip hızla telefonu kapattım ve Alperen'i aradım. "Alo."

"Alo, Ada."

Dayanamayıp hıçkırarak ağlamaya başladığımda Alperen endişeli sesi ile lafa girdi.

"Ada noluyor iyi misin?"

"Fatih..."

"Nolmuş Fatih'e?"

"Araba kazası geçirmiş. ... hastanesinde ameliyattaymış şu an. Çabuk bizimkileri topla gel." diyip telefonu kapattım.

Yusuf "Nolmuş?" diye sorunca hızla arabaya koştum. O da peşimden koşup arabaya bindi. "Fatih, araba kazası geçirmiş." dedim hıçkırarak.

Alperen'i aramamam gerekiyordu, Fatih'i bilmememeleri gerekiyordu fakat Fatih ölürse Fatih'in öldüğünü ruhları bile duymayacak, sessizce bu dünyadan göç edecekti. Ölecekse bile, bizimkilerin onu son kez görmelerini istemiştim. Herşey benim yüzümdendi, Yusuf yüzündendi. Fatih sinir hastasıydı Yusuf'sa bunu bilerek onu inadına kazımaya devam ediyordu. Hıçkıra hıçkıra ağlarken canım yanıyordu. Çok canım yanıyordu. Beni milyonlarca kez koruyan, beni seven, sayan abimi kaybetmek istemiyordum. Ayrıca Alperen çok ağlayacaktı. Berna daha bugün gelmişti, bizimkileri tanımıştı fakat Fatih'i cesediyle tanıyabilirdi. Arada bağırıyordum, çığlık atıyordum ve bunu benim sevgilim denen pisliğin yüzünden olduğunu düşündükçe sinirleniyordum. "Senden nefret ediyorum Yusuf!" diye bağırdım bir anda. "Ben sana defalarca dur dedim, yapma dedim! Sinir hastası dedim! Sağ solu belli olmaz dedim! Sinirliyken gözü döner, gözü kimseyi görmez dedim! Neden yaptın, neden!?" diye bağırırken Yusuf sadece susmuştu. "Bana bak! Fatih ölürse seni kendi ellerimle öldürürüm! Alperen, Berna ağlarsa! Samet, Çağrı, Bahar, Ceylan ağlarsa o üzüntüyü görürsem, seni öldürürüm!" diye bağırıp arabayı hızla durdurup aşağı indim. Yusuf yavaş adımlarla arabadan indiğinde ben hastaneye koştum. Bizimkilerin hepsi çoktan gelmişti bile. Berna beni gördüğünde titreyen sesiyle yanıma geldi. "Berna..." dediğimde "Fatih'e birşey olmayacak değil mi?" diye sordu. Buruk bir gülümseme ve titrek sesimle "Hayır." dedim.

O ise bir anda bana sarıldı saçlarını okşarken "Ona hiçbirşey olmayacak." dediğimde hala ağlıyordum. Alperen hızla ayağa kalkıp yanıma geldi. "Noldu Ada?! Fatih bir anda nereden çıktı!? Nasıl oldu?!" diye sordu yüksek sesiyle. Sinirliydi.

"Anlatacağım." dedim ve Berna ile sarılmayı bıraktım. Bir anda dalmış Melisa gözüme çarptı. Görkem'le yan yana oturmuştu. Görkem'in göğsüne kafasını koyup ağlayan Melisa ve Görkem ikilisi dalmış ağlıyordu. Çağrı sürekli gel git yapıyor, Ceylan ve Alperen yan yana oturuyordu. Yusuf yavaş adımlarla geldi ve Çağrı'nın yanına gitti. Onlar birkaç birşey konuşurken ben Berna ile yan yana oturup lafa girdim. "O gün sinemaya gitmiştik." dediğimde aralarında konuşan Çağrı ve Yusuf'da bana dikkat kesildi. Dalmış Görkem ve Melisa bir anda bana döndü. Melisa "Ada..." diye mırıldandıktan sonra yanıma geldi. Yanıma oturduğunda Berna ve Melisa ablasıymışım gibi bana sarılmışlardı. "Sinema çıkışında dövdüğünüz çocuk Fatih'di. O gün yanımızda oturup bizi dinleyen Samet'de bunları biliyordu." dediğimde Alperen aniden ayağa kalkıp bağırdı. "Niye söylemediniz!" Sertçe yutkunup lafa girecektim ki Berna lafa girdi. "Fatih istememiştir." Ona dönüp gülümsedikten sonra başımı salladım. "Fatih istemedi. Onu istemeyeceğinizi düşündü. Korktu." dediğimde Alperen aniden yerine oturdu.

Upuzun bir sessizliğin ardından ameliyathaneden çıkan doktoru durduran Berna, Alperen ve Görkem oldu. Doktor gelince hepimiz ayağa kalkmıştık. Alperen gözleri dolu "İyi değil mi? Lütfen... Lütfen iyi olsun." dedi. "İyi. Ama çok zor bir ameliyattı. Birazdan odaya alınacak, kırk dakika sonra görebilirsiniz." dedi ve gitti. "Alperen." dediğimde "Ne var?!" diye sinirle sesini yükseltti. "Herkesin bir sakladığı var." dediğimde uzun bir süre bakıştık. Alperen'de bir zamanlar şiddet gördüğünü herkesten saklamıştı. Bunu sadece Fatih ve ben biliyordum.

"anlayışlı ol." bakışı attığımda sinirle tekrar yerine oturdu.

Görkem kızarmış gözlerle lafa girdi. "Nasıl oldu peki?" Bir anda Yusuf'la göz göze geldim. Başını eğdiğinde lafa girdim. "Benim yüzümden." Herkes aniden başını kaldırıp bana şok içinde bakmaya başladı. "Kavga ettik. O da bir anda çekip gitti." dediğimde herkes tekrar önüne döndü. "Ceylan. Aslında Yiğit, Fatih'di. İsmini söylemedi."

Herkes bir kez daha şoka girmişti. "Vay anasını." diye mırıldanan Çağrı, ameliyathaneden çıkan Fatih'i gören ilk kişiydi. Berna uzaktan Fatih'e baktı sadece. Kimisi zun uzun Fatih'i izledi, kimisi yanına gitti. Fatih uzaklaştığında Berna lafa girdi. "Bir gün, yine bizi yalnız bırakmak için bahane uyduran Çağrı, Görkem ve Samet üçlüsü sınıftan çıktıktan sonra Fatih bana dedi ki. "Berna, bir gün ölsem naparsın?" o gün bu dediğine gülüp "Halay çekerim." demiştim ama şimdi, gerçekten düşünüyorum da Fatih ölse bende ölürdüm." Hepimiz buruk bir şekilde gülümsedikten sonra lafa girdim. "Daha geçen Fatih'e Berna'nın otele geleceğini, Alperen'in geldiğini söyledim. Gözleri doldu." diyip cümlemi bitirdiğimde Alperen lafa girdi. "Fatih'le ne kadar kavga etsemde seviyorum onu." Ardından ben lafa girdim. "Fatih sana kırgın, Instagram'dan 1 ay konuşmuşsun sonra hesabını kapatmışsın."

Alperen "O çocuğun Fatih olabileceğini gram düşünmemiştim." dediğinde buruk bir şekilde gülümsedim.

Bölüm sonu

1 yorum