İçeriğe geç

Biz Bize Yeteriz (Döngü Serisi 2)

Bölüm 12 · 6 dk okuma

Biz Bize Yeteriz (Döngü Serisi 2)

Bölüm 12

10. Bölüm

Güneş;

Berna'nın annesi bizi görmeye gelmişti. Hazırlıklara onun da yardın edeceğini duyunca Samet ve çok ısrar etmiştik ama o edeceğini söyleyip durmuştu. Bizse kabul etmek zorunda kalmıştık.

Annesi, Samet'i yakından tanıdığı için ona yardım etmeyi çok istemişti. Ayrıca onunla tanışma fırsatı olmayanlar tanışmıştı. Annesi, Ceylan, Çağrı, Fatih ve benim ile çok iyi anlaşmıştı. Fatih gözlerini Berna'dan ayırmadığı her saniye, Berna ona göz deviriyordu.

Samet, Yusuf, Görkem sabahtan beri aralarında bir şeyler tartışıyorlardı. Berna'nın annesi gidince Samet "Benden günah gitti!" diye bağırıp üstüme doğru yürümeye başladı. "Güneş," dediğinde ayağa kalktım. "Efendim?"

"Müsait misin?"

Bizimkilerin tepkisine baktığımda herkes merakla Samet'e bakıyordu. Tam ağzımı açacağım sırada Samet tekrar lafa girdi.

"Müsaitsen evlenelim mi?"

Fatih'in "Hayvan." dediğini duyunca kıkırdadım.

"Müsaitsem?" dedim şaşkınlıkla.

Samet "He." dediğinde Alperen "Öküz." diye mırıldandı.

Yusuf "Teklifine sıçayım Samet! İki saattir ne desem diye soruyorsun, bu muydu!?" diye mırıldandı. Görkem "Davar ya!" dediğinde kızlar kıkırdıyordu.

"İyi de nişan..."

Samet diz çöktü ve elinde ki kırmızı kutuyu açıp yüzüğü gösterdi. "Evlenelim mi?" diye sorduğunda gülümsedim. Çağrı "Sen düşüncesiz bir hayvansın kardeşim." dedi ve önüne döndü.

"Evet!" diye bağırdığımda Samet yüzüğü parmağıma taktı ve belimden tuttup beni havaya kaldırdı. Samet beni indirdiğinde ikimizde sarılarak bizimkilere döndük. Aynanda "Biz evleniyoruz!" diye bağırdığımızda bizimkilerin hepsinin ağzı açıktı. Fatih ve Alperen çekirdek çitleyerek bizi izliyordu ve ikisinin elinde de çekirdek öylece duruyor, ağzı açık bize bakıyorlardı. Çağrı ve Yusuf konuşuyordu ve ikiside aniden bize dönmüş suratını ekşiterek bize bakıyordu. Asel ve Çağatay salıncakta sallanarak sohbet ediyorlardı fakat onlar bile duraksamış bize bakıyordu. Diğerleri ise sadece şoktaydı. "Aileler?" diye sordu Ada, ağzı açık bir şekilde.

"Tanıştık biz. İsteme var işte." dedi Samet.

Melisa "Senin aile?" diye sordu çünkü Samet'in ailesi yoktu. Annesi onu dünyaya getirirken ölmüştü, babasını ise 16 yaşında kaybetmişti. "Siz varsınız ya oğlum." dediğinde Alperen gerçekten şoktaydı.

"En büyük ben..."

Saşkınlıktan sözü yarım kalmıştı. Evet en büyükleri sırasıyla Alperen, Fatih ve Ada'ydı.

Samet "Allah'ım çok mutluyum!" diye bağırıp yanağımdan öptüğünde tekrar ona sarıldım. Çağrı şoktan çıkıp "Vay anasını." dedi ve önüne döndü. Çağrı'nın bu sözüyle herkes önüne döndü. Herkesin suratı asıktı.

Samet ve ben umutsuz gözlerle onlara bakarken Melisa telefonundan halay açtı ve herkes ayağa kalkıp oynamaya başladı.

10 yıl önce;

Ada:

Bitmişti herşey. Yusuf okuldan gitmişti. Yeni okul senesine onsuz başlamıştık. Son yaptıklarından sonra herkes ona çok kırgındı, ve şimdi ise gitmişti. Fatih'in omzunda çok ağlamıştım o günler ama şimdi herşey bitmişti. Acı, hüzün, derin düşünceler... Hepsi yoktu artık.

İçimde bir boşluk hissi vardı. Ne yaparsa yapsın sevmiştim onu. Aşktan kör olmak varya öyle birşey işte. Ya da bazen sadece sevgi istersiniz ya da birini sevmeyi özlersiniz ya işte ben çok yaşadım o hissi o zamanlar.

Hayır, yaşadıklarım bunlara benziyordu ama bunlar değildi. Benimkisi, bizimkisi boşluğa düşmekti, beklemekti, pişmanlıktı...

Beni Vural'dan koruyan o çocuk, beni seven çocuk bir anda değişmişti ve ben neye uğradığımı bilememiş belki eski haline döner diye beklemiştim ama olmamıştı.

Hergün ağlarken, her gün Vural'la kavga ederken, gülerken, bağırıp çağırırken bir anda ses seda kesilmişti. Çünkü, herkes Yusuf'a ne kadar kırgın olsada sevmişti onu. Abi, kardeş gibi görmüştü kendisine. Aramızda çok olmayan Samet her zamankinden daha sessizdi o zamanlar. Bağırıp, çağıran neşeli abilerimiz Alperen ve Fatih'in sessizliği öldürüyordu insanı. Hani bir insan hep çok konuşur, sussun istersiniz ama susunca da konuşsun istersiniz, ortama neşe kattığını farkedersiniz ya. Öyleydi işte. Okulun ilk günü herkes suspus olmuş kantinde öylece oturuyordu. Okulda çocuk sesleri, bağırış, çağrışlar vardı ama biz duymuyorduk o sesleri.

Bizim yaşadığımız boşluk hissiydi.

Acıydı. Pişmanlıktı. Şoktu. Beklentiydi. Afallamaktı.

Herkes, bir anda çıka gelmişti ama o 11 yıldır yoktu ortada.

Bu kadar kırgın mıydı bana?

O gün hiç birimizin aklından dahi çıkmıyordu. 11 yıl sonra ilk defa konusu açılmıştı ve bir daha açılmayacağına dair söz vermiştik.

Hepimiz çok yorgunduk. Yaz tatili kimse için iyi geçmemişti. Aramızda ki kavgalar hiç bitmemişti o günlerde. Okul açıldığında herkes mutsuzdu. Hayır, herkesin mutlu olup sadece bir kaç kişinin mutsuz olmasının hepimizi mutsuz yapmasından falan bahsetmiyorum. O gün herkes gerçekten mutsuzdu. Herkes bir yerlere dalmıştı. Her teneffüs gelip kantinde ki aynı yerimize oturmuş ve öylece bir yerlere dalıp acılarımıza sessizlik ile ortak olmuştuk.

Bütün dersler bittiğinde yine gelip oraya oturmuştuk çünkü okul akşam altıda kapanıyordu. Kantinde yarım saat boyunca suspus oturmuştuk öylesine. Birşeyler oluyordu, aramızdan birileri kantinden kendine su alıyordu ama kimse yine konuşmuyordu. En son ki bu sessizlik o yıllarda Alperen'e araba çarptığındaydı fakat o gün herkes ağlıyordu. Biz şimdi ağlamıyorduk ki. Öylece oturuyorduk.

Dalmış, başka evrenlere gitmiştik resmen.

En sonunda Alperen derin bir nefes alıp, başını kaldırıp bize bakmaya cesaret etmişti. Herkese bakıyordu, ama kimse onun bile farkında değildi. Elini masanın ortasına sertçe koyunca herkesin dikkatini çekmeyi başarmıştı. "Biz bize yeteriz." dediğinde herkes birbirine bakmıştı. Bense elimi Alperen'in elinin üstüne koyan ilk kişi olmuştum. Unutmak istiyordum, o çocuğu. Unutmak istiyorduk, o çocuğu. Herkes 'Biz bize yeteriz' diyerek ellerini birbirlerinin ellerinin üstüne koyunca herkes uzun zaman sonra doğru düzgün ilk defa gülümsemeye başlamıştı. Herkes ellerini kaldırınca Alperen ayağa kalktı ve bize kollarını açtı. İşte, o zaman abimiz olmuştu. Herkes birbirine sarıldığında erkekler tek tek çantalarını alıp döndürerek dışarı çıktı. Bizse gülerek onları takip edip dışarı çıkmıştık. İşte o gün yağmur yağdığını çok net hatırlıyordum. Herkes yağmurda koşturarak eğleniyordu. Birbirlerine sarılıyordu. O gün bir kez daha anlamıştık birbirimizin değerini. En sonunda herkesin kalp oluşturup yere yattığını çok iyi hatırlıyordum. İşte biz o gün unutmuştuk Ölü Prens'i. Bütün acılarımız yağmurla birlikte temizlenmişti sanki...

Şimdi;

2 ay sonra;

Samet'le evlenmemizin üzerinden yaklaşık üç hafta geçmişti, ve herşey tahminim çok ötesindeydi. Samet kesinlikle tembel, anlayışsız bir eş olup evlenince değişmemişti. Ev işlerinde, yemekte her konuda, asla yardımını esirgemiyordu.

Ve çocuklardan ayrıldığımız bir gün yoktu. Çocuklara çok alışmıştım ve herşeyim olmuşlardı. WhatsApp grubundan her gün en az bir kere konuşurduk. Kısacası herşey mükemmel gidiyordu taa ki, yine bir gün bir parkta buluşana kadar...

O gün parkta normal bir şekilde kahkahalarla sohbet ederken Çağrı, Ceylan, ve Ada eşya almak için uzakta ki arabalara gitti. Alperen, 'biz Ceylan'la gideriz' diye ısrar etsede Çağrı kabul etmemişti çünkü orman taraflarına gidiyorlardı. Ormanın hemen karşında araba vardı ve bu tehlikeli olabilirdi.

Ada:

Arabalara eşya almak için giderken güle güle sohbet ediyorduk. Çağrı ve Ceylan kendi arabalarına yaklaşırken ben kendi arabama doğru yürüdüm ve bagajı açtım. Onların arabası sağdayken benim arabam soldaydı.

Çantamı aldım. Bagajı kapatıp arabayı kitlediğim sırada siyahlı bir adam arkama geçti ve ağzımı kapattı.

"İntikam!" diye bağıran Vural'ın sesini duymamak elde değildi. Çağrı ve Ceylan'ın bağırışmalarını duydum. Gözlerim yavaş, yavaş derin bir uyku için kapanıyordu sanki. Bilincim kapanmadan önce duyduğum sesler yenilgi diye bağırıyordu. "Ada!" diye bağırdı Ceylan. Çağrı "Dayan kardeşim!" diye bağırdı. Vural "Yaklaşma!" diye bağırdıktan sonra bir silah sesi duyuldu. Çağrı'nın "Ceylan!" diye acı içinde bağırışı kulağımı çınlatmıştı.

İşte... Yenilgi buydu.

YENİLGİ BUYDU!

Allah kahretsin, bilincim kapanıyordu. Ağlama sesleri, bağırış çağrışlar, silah sesleri ve... Araba sesi!

Ama artık çok geçti. O araba sesinden sonra hiç birşey duyamıyordum...

Bölüm sonu

2 yorum