İçeriğe geç

Biz Bize Yeteriz (Döngü Serisi 2)

Bölüm 10 · 6 dk okuma

Biz Bize Yeteriz (Döngü Serisi 2)

Bölüm 10

8. Bölüm

11 yıl önce;

Ada;

"Bakın, şu ergen varya, kendisi bana aşık. Benim ona bakacağımı sanıyor!" diye bağırdı bütün sınıfın ortasında Yusuf. Herkes bana gülerken ben ağlamamak için kendimi zor tutuyordum. Yusuf'un gözlerinde büyük bir nefret vardı.

Ben ne yapmıştım ona bu kadar? Neden beni sevmediğini haykırıyordu?

"Seni sevmiyorum aptal! Herşey numaraydı!" diye bağırdığında göz yaşlarım kontrolsüzce yanaklarımdan süzülmeye başlamıştı. Dizlerimde ki dermanı kaybedip, dizlerimin önüne düşmeden önce Yusuf'la olan anılar birer birer gözümün önünden bir şeritmişçesine geçiyordu. Herkes gülerken biri geldi ve beni ayağa kaldırmaya çalıştı.

"Ada! Kalk güzelim! İyi misin?! Noluyor lan burada!"

Ses çok tanıdıktı. Fatih'e aitti ses.

Yusuf "Bu aptala gerçekleri söylüyorum!" diye sesini yükselttiğinde "Seni de gerçeklerinden anasını bellerim lan!" diye bağırdı sonra dizlerinin üstüne çöküp bana seslendi.

"Ada, kalk güzelim Allah için kalk. Nolur kalk."

"Dağılın lan sizde!" diye bağırdığında herkesin dağıldığı seslerden anlaşılıyordu ama ben hala dizlerim üstüne çökmüş ağlıyordum. "Ada, nolur kalk. Kalkmayacaksan bana bak bari." dediğinde başımı kaldırmadan, önümde diz çökmüş Fatih'in göğsüne koydum kafamı.

Saçlarımı öperek defalarca aynı şeyi tekrarladı.

"Geçti, geçti, geçti, geçti güzelim. Geçti."

Fatih bir küfür savurarak Yusuf'u kovduğunda Fatih bana sarılıyordu hâla. "Fatih, ben naptım ki ona?" diye sordum hıçkıra, hıçkıra başımı göğsünden kaldırarak. "Hiç birşey yapmadın, o sadece karaktersiz." dediğinde yüzüme gelmiş saçlarımı kulağımın arkasına götürmeye çalışıyordu. "Ada nolur ağlama, güzelim. Nolur. Bak ben buradayım, nolur."

dediğinde bir kez daha sıkı sıkı sarıldım ona.

11 yıl sonra;

Fatih'in gözlerine baktığımda bu an gelmişti aklıma. Hala aynı bakıyordu gözleri. Çok seviyordum bu çocuğu. Abimdi. Çağatay kardeşimdi ama o her zaman abim olmuştu. Fatih, arkadaşımdı ama her zaman abim olmuştu. Alperen, Görkem, Samet, Çağrı hepsi teker teker abimdi benim. Dalmış bunları düşünürken bir anda havaya kalkmamla sıçradım.

"Fatih, bıraksana! Aptal!" diye bağırdığımda umursamadı. Kucağında olan bedenimi küp havuzuna doğru fırlattı. Bir küpü ona fırlatıp "Geri zekalı!" diye sesimi yükselttim. O ise küpü havada yakalayıp geri bana atmıştı. Sağ tarafa döndüğünde Berna Alperen'e bir yerleri göstererek, sanırım bir yere gitmeye ikna etmeye çalışıyordu. Fatih Berna'nın üzerine koştuğunda Berna hızla irkilerek ona döndü ama artık çok geçti.

Kız artık kucağındaydı. "Fatih! Geri zekalı! İndirsene beni! Senden nefret ediyorum!" diye bağırarak çırpınan Berna'yı umursamayan Fatih:

"Bunu kucağımda ki kız mı söylüyor?" dedi ve küp havuzunun önüne gelip ona döndü.

"Kes sesini, salak!" dedikten sonra Fatih onu da küp havuzuna attı. Çağatay'la konuşan Alperen'e dönüp Fatih'e doğru parmağımı şıklatmamla, ses ilgisini çekmiş olacak ki bana döndü. Kaşlarımla Alperen'i gösterdiğimde bana imalı, komik bir bakış attı ve onlara doğru yürümeye başladı. "Çağatay, şuraya mı gitsek?" diye sorduğu anda Alperen'i hemen önünde ki başka bir küp havuzuna itti. "Geri zekalı!" diye bağırdı Alperen. Berna "Onu da kucağına alacaktın ama!" diye bağırdığında "Sus kız, cadı." dedi ve Çağatay'a imalı bir bakış attıktan sonra onu da itti. "Ben senden intikamımı pis alırım ama!" diye bağırarak küp havuzundan çıkan Alperen'in bu söylediklerine karşılık Fatih'in gülen suratı bir anda asılmıştı. "Alperencim. Biraz sakin mi olsak, şakaydı." dedi sahte gülümsemelerle. Ardından ben ve Berna küp havuzundan çıktık. Berna "Onu da kucağına alacaktın." diye ısrarla yinelediğinde Fatih "Lan, ayı gibi adamlar nasıl alayım, benimde canım var!" diye bağırdı. Berna ile kıkırdamıştık ama Alperen ve Çağatay'ın ölümcül bakışları yüzünden sustuk.

"Sensin ayı!" dedi Alperen, Fatih'in kafasına sertçe vurduktan sonra.

Ceylan;

Parkta oturmuş Alperen'leri beklerken Güneş'le tanışmıştık. Bence, samimi ve içten bir kızdı ve kesinlikle Samet'i çok seviyordu.

Çağrı ve Görkem ayakla top sektirmece oynarken, biz kızlar çardakta oturup sohbet ediyorduk. Aynı şekilde Asel'de çok nazik bir kızdı. Bir kaç kere Çağatay ile ilgili soru sorsamda, daha ağzından tam birşey alamamamıştım. Samet ve Yusuf yakınımızda, sadece salıncağı ve kaydırağı olan parkın salıncaklarında oturmuş sohbet ediyorlardı. Bahar'la zaten çok iyi anlaşıyorduk. Melisa ise küçüklüğüne göre çok değişmişti, ve diğer bir sorun da Görkem'le eskisi gibi ciddi olmamalarıydı. Sadece arkadaş olarak görüyorlardı birbirlerini. Değişmiş konusunda ise eskiden çok utangaç olan kızdan eser yoktu. Aksine, Görkem gibi hem bir aksiyon ve risk istiyordu. Utanma duygusunu yitirmişti, açıkça söylemem gerekirse de bu hali daha iyiydi.

Ve Melisa başarılı bir avukattı. Mesleğini kız ortamında konuşurken sormuştu Asel. Güzelliği ise hala eskisi gibiydi. Uzun, dalgalı kahverengi saçları, ela gözleri, zarif burnu ile gerçekten çok güzeldi. Berna'yıda çok seviyordum, çokta iyi anlaşırdık çocukken ama şu anda konuşmuşluğumuz azdı. O da eskisi gibi çok güzeldi. Onunda, Melisa kadar olmasada dalgalı kahverengi saçları vardı. Ela gözleri vardı ve Melisa ile çok benziyorlardı. Telefonumun titremesiyle telefonumu elime aldım ve yan tuşa basarak bildirirme baktım. Annem Ecrin yazmıştı.

-Kızım nasıl gidiyor bakalım

-İyi anne sen napıyorsun?

-İyi bende oturuyorum

-Güzel

-Alperen nerede geldiler mi

Alperen diyince gülümsemiştim istemsizce. Annem Alperen'le henüz tanışmamıştı ama benim bahsetmelerimle onu çok net tanıyordu ve çok seviyordu. Alperen'in annemden haberi bile yokken, annem Alperen'i adı gibi biliyordu. Alperen'le karşılaştığım ilk gün yıllar sonra ilk kez bahsetmiştim ona. Yıllar önce de çok seviyordu, şimdi de.

-Yok daha gelmediler gelirler birazdan

-Ben ne zaman tanışacağım bu damatla

DAMAT MI?

-Valla anne onu bunu bilmemde abim de bir gelin getiriyor

-Ne gelini

Abim daha hiç bahsetmemişti Bahar'dan. İlk defa benden duyuyordu.

-Baya gelin işte

Yazdıktan sonra Bahar ve abimin gülüşmelerini izledim. Mesaj sesi gelince başımı hızla telefona çevirdim.

-Kimmiş bu kız yine biriyle sadece takılmıyordur umarım

-Yok anne abim çok pis aşık olmuş

-Allah Allah

-Kimmiş bu kız

-Bahar varya, bir kere sen otele gitmiştin orada tanışmıştın

-O kız mı

-Hee

-Valla o kızsa olabilir maşallahı vardı o kızın

-Maşallah maşallah

-Eve gelsin konuşalım şu konuyu

-Yarın geliriz anne beraber

-Tamam kuzum

-Seni seviyorum

-Bende seni seviyorum hadi size iyi eğlenceler

-Sağol

Yazıp telefonu bir kenara bıraktım ve Görkem'e bağırdım. O bana dönmüş bir şeyler dememi beklerken ben telefonumdan enerjik müzik arıyordum.

Yanına gidip birkaç kez parmak şıklatıp sırtımı ona döndüm ve kollarımı çevirerek oynamaya başladım. Herkes bana bakıyordu. Görkem'e dönüp parmak şıkartmaya devam edince Görkem, topu kolunun altına almış gülmemek için kendini zor tutan bakışlarla bana bakıyordu. "Noldu kızım?" diye sordu Gülümseyen sesiyle.

"Bir hayırlı olsununu alırım koçum." diyip oynamaya devam edince Görkem daha fazla kendini tutamadı ve güldü.

Görkem'in yanında ki abim, gülümseyen ağzını kapatmış alttan alttan gülüyordu.

"Annem Alperen'e damadım dedi." dediğimde Görkem şoke olmuştu. "Harbi mi lan?!" diye bağırdı bir anda. Abim şoke olmuş bana bakıyordu. Görkem "Allah!" diye bağırınca çardağs doğru koştu ve bir peçete alıp oynamaya başladı. Samet "Noluyor, hocam. Neyi kaçırdık?" diye bağırdı Salıncakta sallanırken. "Annem Alperen'e damadım dedi!" dediğimde Samet ve Yusuf'un gülen suratı bir anda asılmış, şoka girmişlerdi.

Melisa "Ben buna oynarım arkadaş!" diye bağırıp ayağa kalktı ve Görkem'le şerçe parmaklarını birbirine takarak halaya başladılar. Asel, Bahar ve Güneş kalkıp parmak şıklatıp, alkış yaparken bir araba sesi geldi. Ardarda kornaya basan arabaya bakan Samet ve Yusuf salıncaktan adeta uçtu ve halay kuyruğuna girdi. Arabanın ön koltuğundan inen Alperen'i görünce üstüne koştum ve kucağına atladım. Herkes saniye içinde Alperen'in etrafını sarmış halay çekiyor, parmak şıklatıyordu. Ada ve Berna olayı bilmeden, topluluğa uyum sağlamak için oynayınca Fatih bir kahkaha patlattı ve o da oynamaya başladı. Çağatay'sa uzaktan bakıyor sadece kahkaha atıyordu. "Aşkım, noluyor?" diye sordu beni kucağından indirirken. Abim "Neler olmuyor ki damat." diyince daha da mutlu oldum. Sonuçta bu işe abimin rızasıda lazımdı. Alperen sanki yaptıklarımız şakaymış gibi alayla güldü ve "Damat mı?" dedi. Melisa "Enişte! Ecrin abla sana damadım demiş hayırlı olsun!" diyince Fatih, Ada, Berna, Çağatay ve en çokta Alperen teker teker şoke olmuştu.

"Ecrin abla!" diye bağırdı Fatih. Asel başını salladığında Alperen "Bismillah." dedi.

"Şaka değil değil mi?"

Alperen'e tekrar sarıldığımda o da bana sarıldı. Berna "Bir gün, bu salağın gerçekten eniştem olacağı aklımın ucundan bile geçmezdi." dedi oynamaya devam ederken.

Alperen'e sarılmayı bıraktığımda kendine iki tane sert bir tokat attı ve etrafına bakındı.

"Lan gerçek!" diye bağırdıktan sonra beni belinden tuttu ve havaya kaldırarak döndürmeye başladı. Aşağı indiğimdw telefona koştuğum gibi kamerayı açtım ve kaydı başlattım. Herkese gel işareti yapınca hepsi bir anda geldi ve oynamaya devam etti. Alperen'se "Allah!" diye bağırarak tekrar belimden tuttu ve beni döndürmeye başladı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.