Ben bir bank bulup oturmuşken yanıma Arca geldi.
Ve tabi ki de elinde 2 bardak kahve.
Zaten almasaydı olay çıkartırdım.
İnsanlık gereği teşekkür ettikten sonra -ki asla hak etmiyor- kahveden bir yudum aldım.
Bu benim favorim değildi ama nefrette etmemiştim.
Bankta yan yana oturmuş kahvelerimizi yudumlarken yanımıza koşarak dert ortağım, dedikoducum Ferda geldi.
"Dolunay Hanım" dedi nefes nefese
"Edendim Ferda"
"Bağış günü varmış" dediğinde yüzümü buruşturdum.
"Noğlur doktorların katılması zorunlu değil de" dedim yalvaran gözlerle
"Üzgünüm" dedi mahcup bir sesle
HAAYIRRR NEEDENN BEENN!!!!
Bağış gecelerinden nefret ediyordum.
Çünkü hepimiz süs köpekleri gibi giyinip duruyorduk.
Oturamıyorduk bile!
"Offf ben gelmeyeceğim. Soran olursa komada dersin"
"Ama başhekimimiz özellikle sizi istedi"
Ben başhekimi sevdiğimi söylemiştim ya geri alıyorum.
"Pijama takımı ile geliyorum"
"Yaa Dolunay Hanım yapmayın"
"Neden?"
"Çünkü çook güzelsiniz lütfen bunu kullanın"
Bunu kulanın deyince de aklıma güzelliğimi kullanarak aşiret kurmak geliyor.
Neyse iyi ki iç sesimi kimse duymuyor
"Peki gelecem ama o da gelecek" dedim yanımda oturup bana sinsi sinsi sırıtan Arcaya...



