İçeriğe geç

Bir Zamanlar, Yeniden Doğanlar ~1.Kitap~ Yeniden Doğuşun Kıyısında

Bölüm 4 · 4 dk okuma

Bir Zamanlar, Yeniden Doğanlar ~1.Kitap~ Yeniden Doğuşun Kıyısında

Bölüm 4

4. Bölüm Tanrının Unuttuğu Dünya

Evrenkapı sessiz değildi, diğer günlerin aksine. Bugün orada sıra vardı.Evrenkapı; gezegenlerden sözcülerin Tanrı ile konuşabildiği, kutsal bir alandı.Belirli günlerde Tanrı tahta oturur, evrenden gelen dilekleri ve şikâyetleri dinlerdi.Bugün ise, Merkür, Zeus ve Venüs’ten gelen sözcüler huzurdaydı.Merkür’ün sözcüsü öne çıktı ve konuşmaya başladı:“Sayın Tanrı… Biz, Merkür halkı olarak, Dünya halkından gerçekten çok sıkıldık.Kendini sürekli yenilemesi, en iyisine ulaşma çabası, gelişimi elbette güzel…Ama biz neden bunu yapamıyoruz?Size saygımı bozmak istemem ancak… Eminim, diğer gezegenlerin de canını sıkıyor bu durum.” Daha o cümlesini bitirmeden, Zeus’un sözcüsü araya girdi:“Sevgili Tanrı… Biz de aynı dertten muzdaribiz.Evet, belki yeni bir gezegeniz. Ama bu, sürekli geride kalmayı hak ettiğimiz anlamına mı geliyor?Merkür’ün dediği gibi… Gerçekten çok sıkıldık sevgili Tanrı.” Tanrı hâlâ pasif şekilde tahtında oturuyordu.Tüm şikayetleri dinleyecek, kimin yalan söylediğini anlayacak ve zamanı gelince konuşacaktı.Her şey planlıydı. Ne de olsa, O Tanrı’ydı.Venüs’ün sözcüsü, pasif-agresif bir tavırla öne çıktı.Venüs, aralarındaki en az gelişmiş gezegenlerden biriydi, ama en duyarlı olanlardan da.“Tanrım… Anlıyorum. Bizim sözümüz geçmiyor belki.Ama biz de sıkıldık.Evet, Merkür ve Zeus gibi gelişmiş ya da Jüpiter gibi etkili değiliz.Ama… Biz de varız. Bizi de dinleyin.Sizin huzurunuza çıkmaktan gurur duyuyor, sonsuz saygılarımı sunuyorum.”Cümlesini tamamladıktan sonra, beyaz kapıdan geçerek gezegenine döndü.Zeus, bu konuşmanın ardından tekrar söze girdi: “Kararınız ne olursa olsun…Doğru olanı seçeceğinize inanıyoruz.Tek dileğimiz: Adaletli olun Tanrım.” Ve o da sessizce çıktı.Salonun ortasında şimdi sadece Merkür kalmıştı.Merkür’ün sözcüsü, başını eğdi: “Tanrım… Adalet bizimle olsun.” Dedi ve ayrıldı.Salonda bir süre sessizlik hâkim oldu.Sadece Tanrı kalmıştı.Merkür, bu evrende en çok sözü geçen gezegenlerden biriydi.Zeus ise, yeni oluşmuş, ama çabuk kabul görmüş bir gezegendi.Jüpiter’e gelince… Onu neredeyse kimse dinlemiyordu.Evrenin en dışlananıydı.Ama en sessiz olanın, en çok şey bilen olduğu da nice zaman sonra anlaşılırdı. Liora’nın Gözünden Orion, evinin olmadığını, bu şehre yeni taşındığını söylemişti.İçim burkuldu.Bense hâlâ ailemin evinde yaşıyordum.Onu eve götürsem yanlış anlayabilirlerdi.Ama Eura… O tek başına yaşıyordu ve emindim ki onu evine alırdı.“Aşkım,” dedim hafifçe yana dönerek,“Orion’u kısa süreliğine evinde misafir etme şansın var mı? Biliyorsun, hâlâ annemlerle yaşıyorum…”Eura, sanki bir iyilik meleğiymiş gibi gülümsedi. Belki de önceki yaşamında gerçekten iyilik meleğidi. “Tabii ki hayatım.” “Memnuniyetle.” Orion mahcup bir ifadeyle başını eğdi, dudaklarında silik bir minnettarlık vardı:“Hiç gerek yoktu aslında kızlar, ama teşekkür ederim. Tanrı sizi—” Tam o an durdu. Gözlerim büyüdü. Şaşırmıştım. Biz bu tarz ifadeleri burada kullanmazdık.Kaşlarım çatıldı, o da fark etti.“Yani… şey… Umm, sadece teşekkür etmek istemiştim.Geldiğim yerde hep böyle konuşulur.Üzgünüm. Tanrı beni bağışlasın—”Bu sefer gözlerim daha da açıldı.Orion, sessizleşti.“Alışkanlık…” diye fısıldadı sonra, kelimeleri boğazında kalan biri gibi.Kelimelere gerek kalmadan başımı salladım. “Anlıyorum,” dedim.Ama içimde yankılanan şey “anlamıyorum”du.Biz burada Tanrı, bağışlamak, kutsal gibi kelimeleri kullanmazdık.Bunlar burada neredeyse günah sayılırdı.Unutulmuş bir geçmişin, susturulmuş bir inancın yankılarıydı o kelimeler.Ve Orion onları ağzına alarak, yalnızca bir teşekkür değil…Aynı zamanda bir tabu da dile getirmişti. Orion’un Gözünden Hay…Bunu söyleyen dilimi… cehennem ateşinde yaksın Tanrı.Yeni geldim bu evrene.Elbette farklılıklar olacaktı. Ama bu kadar… barzo gibi hissettireceğini düşünmemiştim.Kapılardan geçerken bile zorlanıyordum.Her şey yabancı. Her şey tanıdık olmayan bir düzene aitti.Lanet olsun.Yine de ifademi nötr tuttum.Bu dünyada fazla dikkat çekmek istemiyordum.⸻Birkaç saat sonra, Eura eve geçtiğinde ben de onunla birlikte gittim.İçeri girer girmez, sanki duvarlar üzerimden kalktı.Nihayet… rahatça konuşabileceğimiz bir vakit.Eura bana döndü, gözlerinde şaşkın ama sıcak bir bakış vardı: “Vay be… Seni burada görmeyi hiç beklemiyordum.”Ben hafifçe gülümsedim.“Ben… bekliyordum.”Ve tereddütsüz bir şekilde ona sarıldım.Sımsıkı.Sanki o an, evrenin bütün sessizliği üzerimizden geçti de…Geriye sadece bu kucak kalmıştı.Gözlerime bakmıyordu.Sesinde hafif bir sitem, ama daha çok özlem vardı.“Gittiğin gün çok üzülmüştüm… ama yeni bir hayat yaşayacağını düşünüyordum.Yine de… enerjin kesilmiş gibi hissediyorum.Sanki… sen artık farklısın.Keşke… görevlendirme değişebilseydi.”Sustum.İçimden bir şey kıpırdadı.Keşke dediği şeyi ben de dilemiştim bir zamanlar. Ama bu sistemin içinde “keşke”ler yankılanır sadece, gerçekleşmez.Eura derin bir nefes aldı. Gülümsedi.Her zamanki o iyilik meleklerine özgü, kabullenmiş, içimizi yakan ama dıştan huzurlu duran haliyle konuştu: “Biliyorum. Ama Tanrı bir kere görevlendirme yaptı mı, bir daha değiştirmez.Ve ben… mutluyum, Orion.Alışmam bir ayımı aldı belki ama sonunda…Koruyacağım insanı buldum.”Gözlerinin içi parlıyordu.Sanki bu görevlendirmeye razı gelmemişti, ama mecbur kalınca sevmesini öğrenmişti. “Çok tatlı biri…Sadece bazen auramı bozuyor.Onun dışında hiçbir sorun yok.”Ağzım kurudu.Aurayı bozan bir insan…İçimden “korunması gereken mi, cezalandırılması gereken mi?” diye geçirdim ama söylemedim.Çünkü o bir iyilik meleğiydi.Ve ben… sadece düşmüş bir ruh.Eura gibi varlıklar, dünya denen ikili düzlemde görevlendirilirdi.Bizim evimiz de “dünya”ydı evet…Ama artık iki ayrı dünya vardı:Biri, sürekli kendini yenileyen canlı dünya.Diğeri, hep aynı kalan, Tanrı’nın dokunmadığı, donmuş dünya.Bu, Arzu Savaşı’ndan sonra böyle olmuştu.Ve kader böyle yazılmıştı:İkinci dünya değişemezdi.Ama…Tanrı bir gün karar verirse…İkinci dünya da, biz de, Orios Evreni bile ceza alabilirdi. Tanrı bizi korusun. Ya da… korumazsa ne olurdu?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.