Bir pazar sabahıydı ailem bir iş için Erzuruma gitmişlerdi bende yağan şiddetli yağmuru fark etmiş olacaktım ki anlık kararla balkona çıktım balkonumuzun etrafı boydan boya camlarla çevriliydi tam kenarda da bir koltuk vardı içerinin soğumaması adına kapıyı kapattım , ve koltuğa oturup yağmuru izlemeye başladım.
Ben her zaman yağmuru seven bir insandım yağmurda benim gibiydi sanki kendimi buluyordum onda , ilk başta benim çocukluğum gibi sakin ve tatlı yağan yağmur bulutlar nedeniyle hızlanır ve gittikçe sertleşir sonra şimşekler çakar kimi insanı korkutur ve son yıldırımla her şey son bulur .
Her şey normal giderken uyku yavaş yavaş bedenimi ele geçirdi ve adeta zehir gibi yayıldı mutsuzluk gibi , uyandığımda şimşekler göğü delmek ister gibi çakıyordu, bazen insanlarda böyle olur ya kendini parçalar ruhunu delmek ister gibi. Su damlaları yeri neredeyse delecek şekilde sert ve huzursuz bir şekilde yerle buluşuyordu, anladım ki içeri girme zamanım gelmiş çatıyordu balkonun kapısını açmak için elimi koyduğum da şimşeklerin çok fazla arttığını anladım ...
Olmuyordu kapı açılmıyordu bir şekilde kilitlenmişti anının şokunu hal atamamışken çakan çok güçlü şimşekle irkildim atık çarem kalmamış olacak ki `yardım edin` diye avazım çıktığı kadar bağırıyordum tam o sırada sanki güneş hemen yanı başındaymış gibi bir parlaklık ve ruhumu delmek isteyen o ses, ama bilmiyordu ki kalp bir kere kırılır daha ne yaparsan yap sadece küçülür eğer zarar geldiyse tamam o daha bitmiştir benim gözümde.
O an anladım ki karşı mahalleye yıldırım düşmüş herkes bağırıp kaçıyordu artık anlamıştım yapacak hiç bir şey kalmadı ben sinir bozukluğu ile gülümserken artık yapmak istediğim son şeyi yaptım ve camı açtım ve üstü açık balkona çıkarak ellerimi iki yana açım yukarı bakarak gülümsedim bu zamana kadar yaptığım tek şey gülümsemek olmuştu çünkü ağlasam kazanmış olurlardı ben onları tatmin etmemek için her zaman gülümserim benim silahım gülümsemek ruhumu delseler bile açıp tek kelime etmem çünkü intikam almam ama ödeşmek adettendir.
Ve tekrar bir ışık bu seferki tamda üzerime, guruna yedirememiş olsa gerek bulutlar ve ses normalde korkmam gerekirken korkmaktansa korkutmayı seçtim ve bulutları korkuttum evet bulutları bana göre onlarında bir kalbi var hatta bulutlar kavuşmak isterken şimşek çakar rüzgar onları ayırır ve bulutlar göz yaşı olarak yağmur yağdırır ve bunu sadece ruhsuzlar anlar eğer bunu anlamış olsaydınız şimşekten yanı kavuşmaktan korkmazdınız.
Ve tam öldüğümü buralardan kurtulduğumu düşünürken bir yere düşüyor olduğumu anladım düştüm ve şok geçirdim olamazdı bunun olması imkansızdı çünkü çatılar yıkılırken birleşmiş ve adeta bir yer altı dünyası oluşturmuştu işin en tuhaf yanı ise dükkanlar, kafeler ve buna dair nerdeyse hiç bir yer hasar almamıştı ben olayın şokunu atlatamamışken bir şokla daha karşı karşıya olduğumu fark ettim sadece 5 kişi dışında kimse yoktu inanamıyordum sanki o çok istediğim şey gerçek olmuş ve sadece birkaç insan olan bu dünyada kendi dünyamda hissediyordum .Ben Sayeyim en başından beri olmam gereken yerdeyim evimdeyim.
----------------------------------------------------------------------------------------------------
Selamm neden bilmiyorum ama birden içime böyle bir şeyler doğdu dedim içimde kalmasın sürekli vazgeçtim ama ne demişler en fazla ne kadar ..... batabilirim ki ilk defa bu kadar uzun ve acılı bir hikaye ile birlikteyim bakalım ne diyeceksiniz , kendimi anlattığım bu hikayede [sadece ruhsal olarak] işte anlattım hadi yorumlara iyi bayramlar şimdidennn~
