Sakin kalmaya çalışarak kapıya yöneldiğimde Meriç kolumu tutup "Sen burada kal biz bakarız" dediğinde başımı salladım onlar kapıyı açmaya gittiğinde ben olduğum yerde bir ileri bir geri gidip geliyordum, içeri ilk gelen Emirhandı ardından diğerleri de içeri girdi en son gelen kişi ile ağızım beş karış açık kalmıştı, gelen annem ve babamdı onlara doğru ilerleyip "Anne sizin burada ne işiniz var?" diye sorduğumda annem "Seni almaya geldik" dediğinde "Anne sana dün de söyledim ben gelmiyorum" dediğimde Emirhan elini omuzuma koyup "Sakin ol siz oturun ben çay getireyim" dediğinde sinirli bir şekilde nefesimi verip başımı salladım o mutfağa gittiğinde bizde salona geçip oturduk, Emirhan çayları getirdiğinde babam söze girip "Bu gençler kim kızım?" dediğinde bizimkilere bakıp "Onlar arkadaşlarım" babam gülümseyip "Arkadaşın olduklarını görüyorum ama nereden tanıyorsun?" diye sorduğunda "Tatil için kaldığım dağ evinde tanıştık" dediğimde başını salladı babam hepsine teker teker bakmaya devam edince konuşmaya annem devam etti "Mert nerede?" dediğinde yanıma döndüğümde Meriç ile göz göze geldik Meriç anneme bakıp "Efendim İdil'e o mesajları gönderen kişi Mert'ti" dediğinde anem şaşırarak "Bu nasıl olur Mert İdil'i çok seviyordu" dediğinde Meriç başını sallayıp "İşte bu yüzden de takıntı yapmış" dedi, saat 11'e kadar oturup konuşmuştuk annemleri ikna etmeyi başarmıştık Emirhanlar kendi evlerine gittiğinde bizde odalarımıza geçtik yatağa uzandığımda uyumam zor olmamıştı. Çalan alarmın sesiyle söylenerek yataktan kalktım saate baktığımda hastaneye geç kalıyordum hızla üzerimi değiştirip evden çıktığımda annem arkamdan bağırıyordu arabama binip hastaneye doğru yola çıktım, hastaneye vardığımda arabamı otoparka bırakıp hastaneye girdim koşarak üst kata çıktığımda bana doğru gelen kişi gördüğümde gözlerimi kocaman açtım "İdil hanım sıtajınızın ilk gününe geç kalıyordunuz" dediğinde kolumdaki saate bakıp "Efendim daha beş dakikam var" dediğimde başını yavaşça sallayıp "Ama bu az kalsın geç kalacağın gerçeğini değiştirmiyor değil mi?" diye sorduğunda başımı salladım "Bir daha olmaz efendim" dediğimde "Şimdi üzerini değiştir ve acile gel" başımı sallayıp üzerimi değiştirmeye gittim. Günün yorgunluğu ile hastaneden çıkıp arabama binerek evin yolunu tuttum, eve vardığımda annemler hazırlanıyordu "Anne nereye gidiyorsunuz?" diye sorduğumda babam gülüp "Ee bizde kendi evimize gidelim işimiz gücümüz var" dediğinde başımı sallayarak onlarla vedaştım onlar giderken bende kendime temiz kıyafetler alıp duşa girdim yaklaşık yarım saat duşta kaldıktan sonra kıyafetlerimi giyerek mutfağa girdim dolabı açtığımda tencerenin içindeki sarmaları görünce gülümseyerek tencereyi ocağın üstüne koyup ısınmasını bekledim, yemeğimi bitirdikten sonra biraz kitap okuyup ders çalıştım uykumun geldiğini fark ettiğimde odama gittim telefonumu şarja taktığımda ekrana bir bildirim düştü kimin mesaj gönderdiğine baktığımda bilinmeyen numara olduğunu gördüm kalbim korkuyla atmaya başladığında titreyen ellerimle mesajı açtım 0546*** : Umarım yarın geç kalmazsın doktor hanım, bu arada ben Buğra. rahat bir nefes alıp numarasını kaydederek Buğra Bey : Merak etmeyin geç kalmam. Telefonu kapatıp yatağıma girdim ama aklım hala Mert'teydi acaba hapisten çıkmış mıdır diye düşünmeden edemiyordum gözümü kapatıp uyumaya çalıştım. Acilde bir iki hastaya baktığımda bir hemşire yanıma gelip "Şuradaki hastaya bakar mısın?" diye sorduğunda başımı sallayıp oraya yöneldim perdeyi açtığımda gördüğüm kişi kaşlarımı çatmama neden olmuştu "Emirhan senin burada ne işin var?" diye sorduğumda Meriç bana bakıp "Kavgaya karışmış" dediğinde şaşkınlıkla karnının yanındaki kesiğe baktım hızla eldivenlerimi takıp üstünü yukarı sıyırarak yaraya baktım "Çok derin değil dikişe gerek yok" diyerek yarasını temizleyip sardım, eve geçtiğimde yorgunluktan ölüyordum kendime bitki çayı yapıp kısa bir duş aldıktan sonra pijamalarımı giyip koltuğa oturdum başımı koltuğun kafasına yaslayıp gözlerimi kapattım. Kapının durmadan çalmasıyla oflayıp ayağa kalktım kapıyı açtığımda Berke gözünü kocaman açıp "Kızım bu halin ne?" dediğinde kaşlarımı çatıp "Ne varmış halimde" bakışlarını saçlarıma kaydırıp "Saçın cadı süpürgesine dönmüş" gözlerimi devirip kapının önünden çekilip "Hadi geç içeri" dediğimde ayakkabısını çıkarıp salona geçti ben de yanına gidip oturduğumda bana bakıp "Bana kahve vermeyecek misin?" diye sorduğunda ona ters ters bakıp "Kendi kahveni kendin al" dediğimde oflayıp koltuğa biraz daha yayıldı, saatlerdir boş boş oturuyorduk en son dayanamayıp "Sen neden geldin?" diye sorduğumda kafasını telefondan kaldırıp "Aslında bugün Kaan'ın doğum günü ve bizimkiler değişik bir şeyler yapmayı düşündüler, bizimkiler gerekenleri getirecek senden isteğimiz kaan'ı arayıp zor durumdaymış gibi yapacaksın o buraya geldiğinde ise süprüz ile karşılaşacak" tam konuşacağım sırada kapı çaldığı için konuşamamıştım Berke ayağa kalkıp "Bizimkiler geldi" diyerek kapıyı açmaya gitti. Herşeyi hazırlamıştık telefonumu alıp Kaan'ı aradım telefon ikinci çalışta açıldığında sesimi değiştirip "Alo Kaan neredesin?" dediğimde "Şehre indim şimdi noldu bir sorun mu var?" diye sorduğunda sesimi ağlamaklı yapıp "Şey biri kapımı çalıyor şapkalıolduğu için yüzü görünmüyor diğerlerini aradım ama ulaşamıyorum lütfen buraya gelir misin?" dediğimde hızla "Sakın kapıyı açma hemen geliyorum" diyerek telefonu kapattığında Berke sırtıma vurup "Vay ne güzel oynadın öyle" dediğinde gülümseyip "Şimdi kapıyı aralık bırakıp saklanalım" hepsi başını sallayıp saklandılar bende mutfağın kapısının arkasına geçtiğimde birinin kulağıma doğru fısıldayarak "Buraya sığar mısın?" dediğini duydum hızla arkamı döndüğümde Meriç'i gördüm elinde pasta vardı mumların ışığı sayesinde güzünü görebiliyordum "Ben pasta için gelmiştim senin burda olduğunu bilmiyordum" dediğimde burnundan gülüp "Sorun değil" dedi utanarak önüme döndüm neden utandığımı da bilmiyordum, dış kapının yavaşça açılma sesi geldiğinde görünmemek için bir adım daha geriye gittim Kaan'ın ayak seslerini duyabiliyordum "İdil içeride misin?" diye sorduğunda Meriçle göz göze gelip yavaş adımlarla olduğumuz yerden çıktık o salona doğru ilerlediğinde bizde arkasından çıkarak hep beraber "İyi ki doğdun" diye bağırdığımızda Kaan irkilerek arkasını döndü elindeki sopayı havaya kaldırıp "Laaan" diye bağırarak sopayı bize doğru salladığında dudaklarımdan ufak bir çığlık firar etti.
Bölüm 8
8. BÖLÜM
Bölüm sonu
7 yorum
Destek
Düstek
Destek
Destek
Destek
Destek
Ne oldu ya sonda sjsjsj :)

