Seelaam! Biz geldik! Ve sonunda bu bölüm Feza da geliyor
Yazacak bir şey bulamadığımdan uzatmadan bölüme geçiyorum ama öncesinde şu dipnotu geçeyim; Gökçe onların kızı değil arkadaşlar, olamaz da çünkü üç ay evli kalmışlar biliyorsunuz. Yani önümüzde planladığım bir şok daha yok, merak etmeyin. Abartmaya gerek yok, dozunda bırakalım. Bence
İyi okumalar dilerim efenim
__________________________________________________________________
Gözlerimi aralarken burnuma dolan koku ile aralanamayan gözlerim hemen açıldı. Tepemde bana bakan Feza'yı görünce yatakta doğruldum.
"Feza! Gerçek misin?" Sessiz bir gülüş çıktı dudaklarından. Saçlarımı gözümün önünden çekti nazikçe.
"Rol çalıyorsun yalnız." Gülüp kollarımı boynuna doladım. Beklemeden elleri belime sarıldı. Her ne kadar ona itiraf edemesem de özlemiştim demeyecektim çünkü itiraf edecektim. Hislerimi neden kocam olan adamdan saklayayım ki?
"Özledim seni." Derin bir nefes aldı. Güldüğünü işittim. Hep gülmeliydi bence.
"Bende çok özledim." Sesinin tonu ve söyleyiş biçimi bunun sadece göreve gittiği üç günü kapsadığını söylemiyordu. Ayrı kaldığımız ve onun bana yabancı olduğu bir yılı da kastettiğini biliyordum. Geri çekildim.
"Kahvaltı hazırlayacaktım sana ben," dedim duvardaki saate bakarak. Daha güneş doğmamıştı.
"Daha sabah olmadı, uyu sen." Sırtımı yatak başlığına dayayıp yüzünü izledim.
"Sende uyu, yorgun olmalısın." Başını sallayarak yatağa uzandı. Yorganı üzerine örttüm. Kısa bir an çekinsem de ellerim saçlarına çıktı. Bence saçlarına dokunmam onu rahatsız etmezdi. Ellerim yavaşça nemli saçlarında gezinirken bundan memnun olduğunu hissettim. Eğilip yüzüne baktım, gözleri kapalı olsa da dudaklarında ufak bir tebessüm vardı. Sessizce gülüp doğruldum.
O uykuya dalana kadar çekmedim elimi, konuşmadım da. Uykulu ve yorgun olduğunu biliyordum. Görevden gelmişti sonuçta. Onun düzenli nefes sesi odayı dolduruken kapanmaya başlayan gözlerime engel olmadım.
___________________
"Acaba başına mı vursak?"
"Bayılabilir."
"Amaç o zaten."
"Ama kafa riskli, ya bir şey olursa?"
Olmaz ya, olur mu?"
"Bilmem." Kulağıma dolan sesler ile rahatsız olarak yerimde kıpırdandım. Tek gözümü açıp tepemde dikilenlere baktım. Asena ve Zehra.
"Psikopat mısınız kızım siz?" Doğrulup yataktan kalkarak başıma koydum ellerimi. Ne demekti kafama vurmak?
"Yoo, neden ki?" Zehra'nın son derece masum çıkan sesine hayretle baktım.
"Sizi duydum! Feza nerede, ben onun yanına gideceğim. Can güvenliğim yok burada."
"Kocamın yanına gitmek istiyorum, nerede diyemiyor da..." Zehra'nın sessiz mırıltısına omuz silktim.
"Kocamın yanına gitmek istiyorum, nerede?" Zehra bu sefer hayretle bakan olurken Asena gülerek kapıyı işaret etti.
"Aşağıda, evi toplamış, kahvaltıyı da hazırlamış." Aferin Mahi! Görevden gelen adama evin tüm pisliğini yık!
"Siz niye toplamadınız? Adam zaten yeni gelmiş." Onları azarlayınca suçlu çocuklar gibi başlarını eğdiler.
"Uyuyorduk biz. Sabah erken kalkmış o." Onlara ters ters bakarak odadan çıktım. Kızlar çoktan giyinmiştiler ama benim öyle bir derdim de yoktu. Pijamalarımla aşağı inerken oldukça derli toplu olan evde gezindi gözüm. Pek hamarat.
Mutfağa girince ocağın başında, elindeki tavaya ciddiyetle bakan Feza'yı görmek güldürdü beni. "Günaydın!" Bana dönüp gülümsedi o da.
"Günüm aymış." Her sabah böyle karşılık vermesine alışmıştım. Ona göre gün, ben uyanınca ayıyordu sanırım. Sırıtarak yanına ilerledim.
"Uyuman gerekiyordu Feza, kalkıp tüm evi temizlemen değil." Yaptığı krebi rahatlıkla ters çevirdi. Hayranlıkla baktım çünkü bunu en son denediğimde krep, mutfak dolabında kalmıştı.
"Uykumu aldım ben. Boş durmamak için de evi toparladım biraz." Biraz mı? demek gelse de içimden sessiz kaldım. Utanmıştım zaten. Gece evi o kadar dağınık bırakmamamız gerekirdi.
"Masaya geçin siz, ben de şunu pişirip geliyorum." Başımı sallayıp tezgahtaki domates tabağını masaya koydum. Domatesi görünce aklıma gelenle Feza'ya döndüm tekrar.
"Feza, Domates Biber Patlıcan şarkısının hikayesini biliyor musun?" Tavadaki eli duraksadı. Sonra dönüp bana baktı kaşlarını havaya kaldırarak.
"Evet de, neden?" Omuz silktim.
"Asena hikayeyi senden dinlemem gerektiğini söyledi de, merak ettim. Anlatır mısın bana?" Dudakları kıvrıldı.
"Tabii, kahvaltıdan sonra anlatırım." Kocaman gülümseyip masaya oturdum. Feza da krep tabağını alarak karşıma geçti.
"Günaydın canım ailem!" Asena'nın neşeli sesi mutfağı doldurunca güldük. Arkasından Zehra da girdi gülerek. Ve evde olduğunu bile bilmediğim abim de arkasından.
"Abi?" Abim yanımdaki sandalyeyi çekip tabaktan pankek aldı.
"Günaydın abiciğim, bu adamın pankekleri çok güzel oluyor." Ağzıma uzattığı çikolatalı pankeki yedim. Dediği gibi çok güzeldi.
"Abi senin ne işin var burada?" Ağzım dolu olduğundan sesim boğuk çıkıyordu.
"Arkadaşım evine davet etti beni, nişanlımda burada olunca geleyim dedim." Şaşırsam da mutlu olduğumdan Feza'ya dönüp tebessüm ettim. Göz kırptı.
"İyi yapmışsın." Abim pankekleri çoktan bitirmeye başlamışken biz de kahvaltıya başladık. Yanımda oturan abim sağolsun ağzım bir dakika boş kalmıyordu. Kocamı bana bu kadar övmesi ise şüpheliydi.
"Krepte çok güzel yapar," diyerek konuşmak için açtığım ağzıma krem peynir sürdüğü krebi sıkıştırdı. Çiğnemeye çalışırken konuştum, "Abi sen niye Feza'yı bu kadar övüyorsun? Ben bile övmedim bu kadar?" Kendisi için yaptığı lokmayı yutup bana döndü.
"E sende öv kızım, övülmeyecek adam değil ki."
"Doğru." Abim haklı konuşması ile beni susturtunca Feza güldü. Böyle güzel gülmeseydi bir de.
Güzel sohbetlerle geçen kahvaltının ardından herkes işine gitmişti. Evde yalnız kalınca salona geçtik. Koltukta yanına oturdum. "Hadi bana hikayeyi anlat." Feza memnuniyetle başını salladı.
"Barış Manço sevdiği kıza açılmak için onunla buluşuyor, havadan sudan uzun süre konuşuyorlar. Tam cesaretini toplamış itiraf edecekken de sokaktan biri bağırıyor; domates, biber, patlıcan diye." Ben gülünce o da güldü. "Sonra bütün cesareti kayboluyor, kadın da senin gibi iki lafı bir araya getiremeyen bir adamla evlenemem diyerek gidiyor zaten. Şarkının sözleri de o an yaşadıklarını anlatıyor."
"İlk defa duydum, üzücü bir hikaye aslında."
"Öyle ama üstünden yıllar geçmiş, sonra yazmış şarkıyı. Asena'nın benim anlatmamı istemesi de benzer bir anıyı bizim de yaşamış olmamız." Kaşlarım şaşkınlıkla havalandı. Yerimde kıpırdandım.
"Nasıl yani?"
"Bir yıl önce ben de hislerimden emin olup sana açılmak için görüştüğümüz o pastanede, yine aynı masada bir buluşma teklif ettim."
"O yüzden hep o masaya oturdun," dedim anlayarak. Buruk bir tebessüm belirdi dudaklarında. Bu benim de içimi burktu.
"Evet, o yüzden." Kendini toparlayıp devam etti. "Ben tam cesaretimi toplamışım, sana açılacağım, o zamanda biliyorum tabii göğümü aydınlatan ayım olacağını," dediğinde güldüm dolu gözlerimle. "Ama o sırada Furkan geçti pastanenin önünden. Hem de aynı şekilde domates biber patlıcan diye bağırarak." Hayretle sesli bir kahkaha attım. Şaka gibiydi. Feza da bana katıldı.
"Sonra ben panik oldum, sana döndüm hemen. Sende bir ciddisin, hiç öyle görmemişim. Korktum tabii çünkü hikayeyi biliyorum." Heyecanla yaklaştım ona.
"Ee ben ne dedim?"
"Senin gibi iki lafı bir araya getiremeyen adamla olmam ben Feza, dedin bana." Dudaklarım şokla aralandı. Ben mi demiştim bunu?
"İyi de hikayeyi bilmiyordum ki ben."
"Biliyormuşsun. Benim bildiğimi de biliyormuşsun tabii Asena'dan dolayı. Ben panik oldum tabii sen öyle deyince, hemen açıklama yapmaya falan çalıştım. Sonra ne yaptın biliyor musun? Güldün." Hala aynı şaşkınlıkla dinliyordum onu. Demek ki hikaye de hafızamla beraber silinmişti diğer şeyler gibi.
"Ve bana dedin ki, hikayelere fazla inanmayın, duygularımızın karşılıklı olduğunu bilmenizi isterim." Rahat bir nefes verdim. Az değilmişim ben de...
"Sonuç, evli mutlu bitmiş yani." Başını salladı.
"Çok şükür." Güldüm yüz ifadesine.
"İkinci Barış Manço olacakmışsın desene," dediğimde o da güldü. "Senin bana söyleyeceğin şarkıda bu, o zaman?"
"Buydu." Gülümsedim. Bu adamlayken hiç olmadığım kadar mutlu hissediyordum kendimi.
"Feza," dedim gözlerine bakarken. İsmini yansıtıyordu. "Beni böyle sevdiğin ve unutmama beklediğin için teşekkür ederim, çok teşekkür ederim."
________________________________________________________________________________
Bittiii!
Feza bir tanem benim ya fjnklangfjdfnjna Ayrı seviyorum ben bu adamı.
Sonraki bölümlerde Mahi daha net ve daha çok şey hatırlayacak. Daha fazla beklemelerinin bir anlamı yok. Uzatmamak gerek bence.
Kitap yakın zamanda da bitmiyor arkadaşlar, daha önümüzde çok uzun bir yol var. Ve bir düşüncem var bu kitap için, onu da ilerleyen bölümlerde sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum.
Hayırlı geceler, Allah'a emanet olun