Selam! Ben geldim!
Annemler düğüne gitti, onlarla gitmediğim için sinirlendiler. Bir de onlar düğündeyken matematik notum e okula girilmiş, bildirim babama gidiyor...
Birazdan eve gelecekler, dua edin bana.
Bu bölüm, fikir sahibi olan gecmiszamaninsani 'na ithaf edilmiştir efenim. Teşekkür ediyoruz 💛
Uzatmadan bölüme geçelim, iyi okumalar dilerim ✨
_______________________________________________________
"Mahinev Gök, Ankara! Emret komutanım!"
Sırayla herkes tekmil verdikten sonra komutanımız konuşmasını yaparak yerlerimize geçmemizi emretti. Hepimiz helikoptere binerek yerlerimize oturduk. Pençe timi yeni operasyon için hazırdı.
Pilotumuz üsteğmen Göksu Acar uçuşa geçerken sakindik. Alıştığımız gündelik bir şey haline gelmişti artık.
"Mahi, yiyecek misin?" Önüme uzatılan kiviye baktım.
"Bari burada tut ağzını Selçuk," dedim gülerek. O da gülerek omuz silkti. Uzattığı kiviyi aldım.
"Tutamaz ki ağzını, açlıktan ölür falan mazallah," dedi Karaca.
"Ciddiyetinizi takının, bir saat sonra iniyoruz. Son hazırlıklarınızı yapın." Feza yüzbaşının konuşması ile herkes ciddileşti. Son kontroller yapılıyordu helikopterde. Ama benim aklım kamuflajın içinde ayrı hoş görünen kocamdaydı. Gözleri bana dönünce ciddiyeti yumuşadı, göz kırptı. Sırıttım.
"Komutanım ama karınıza kıyak geçiyorsunuz." Sızlanarak aramıza giren Gökdeniz'in kafasına Murat vurarak susturdu.
"Daha yeni cezan bitmedi mi senin oğlum, bu ne rahatlık?" Onlar kendi aralarında tartışmaya ve hatta dövüşmeye başlayınca umursamadan önümüze döndük. Bu sefer herkes sessizce kontrollerini yapmaya devam etti.
Bir saatin sonunda helikopter inişe geçince indik. Temkinliydi adımlarımız, her an bir yerlerden birileri çıkabilirdi sonuçta. Güvenli bir yer bulana kadar yürüdük ıssız görünen ama aslında dolu olan dağda. Bulduğumuz kayalık alana oturdu herkes.
"Alınan bilgilere göre birazdan burada olurlar. Havadan da destek alacağız ama elinizden geldikçe halletmeye bakın." Başımızı sallayarak onayladık Feza'yı.
Silahlar hazırlanıp pozisyonlar alındı. İki katım bir kayanın arkasındaydım ve kamuflajdan dolayı fazla görünmüyordum. Ama buna rağmen Feza'nın bir gözü üzerimdeydi. Ona dönmek istesem de yapmadım. İş başka, aşk başka sonuçta.
Feza'nın telsizi cızırdadı ve Neslihan'ın sesi duyuldu. "Komutanım yaklaşıyorlar." Daha iyi mevzilenip beklemeye devam ettik. Feza da telsizdeki Neslihan'la konuşup yerini aldı. Timin keskin nişancısı olan Cihan bizden daha yukarıda bir yerdeydi. Adım sesleri ve konuşmalar duyulunca heyecanlandım. Birazdan içimdeki bütün enerjiyi atabileceğim bir ortama girecektik. "Unutmayın," dedi Feza sessizce. "Elebaşı sağ lazım." Onu onayladık. Adamlar görününce sessiz kalmaya devam ettik. Ne kadar geç fark edilirsek o kadar iyi olurdu. Bize bildirildiği gibi dokuz kişilerdi üstesinden rahatça gelebilirdik ama arkalarından gelen on kişi daha vardı.
"Başlıyoruz," diye fısıldadı Feza. Silahımı sıkıca kavradım. Cihan yukarıdan ilk atışı yapınca adamlar telaşlandı. Alnından vurulan adam yere düşmüştü bile. Diğerleri de etraflarına bakıp nereden vurulduğunu anlamaya çalışırken karşı kayalıklardan Selim bir adamı daha vurdu. Geçtikleri bölgenin oldukça yanlış bir alan olduğunu da böylece anlamış oldular. Çukurluk bir alandaydılar çünkü ve çevrelerini sarmıştık.
Onlar rastgele atış yaparken Karaca da sağ taraftan iki adamı indirdi, hemen ardından Göksu'nun silahı ateşlendi. Kalan beş adam artık bizi fark etmişti ama mühim değildi. Yeterince sıkışmışlardı zaten. Feza yerinden çıkıp ateşleyince ben de buraya doğru hamle yapan adamı vurdum. Kısa sürede etraf temizlenmişti. Diğer ekibin gelmesine daha vardı. Aşağı indik yerdeki leşleri almak için. Diğerlerinin bunları görüp kaçmasını istemezdik çünkü biri bize lazımdı. Murat tek kollarından tutup sürüklediği iki adama ters bir bakış attı. "Yüzlerinde meymenet yok." Sonra bize döndü. "Halbuki benim baby faceim öyle mi? Nur gibi, değil mi komutanım?" Feza yukarı sürüklediği adamları bırakmadan cevapladı.
"Ciddiyetini koru, Kaya." Murat sessiz kaldı.
Biz adamları yukarı çekerken silahlar ateşlendi. Pusuya düşmüştük.
"Güvenli bölgelere!" Feza'nın emri ile herkes ateş ederek geri giderken ben de aynı şekilde yukarı çıkmaya çalışıyordum. Fark etmediğim bir adamın hedefi olacakken Feza beni kenara çekti. Yuvarlandığımız kayalığın arkasında o, benim üzerime düşmüştü. Adamı vurdu.
"Eziliyorum Feza!" Gözleri kısa bir anlığına bana değdi. Kayanın arkasından bir adamı daha vurdu. Yukarıdan inen birini görünce ona ters kaldığı için onu da ben vurdum.
"Telsizi al Mahinev ve destek çağır." Kamuflajının cebinden telsizini alıp zor bela açarak destek istedim. Selim ve Cihan aşağı inmediğinden bizden önce müdahaleye başlamışlardı ve bu sayede avantajlı olan bizdik.
"Üstümden kalksanız mı artık, komutanım?" dedim. Yüz kiloluk adam yani!
"Namahrem bölge, geri dönün!" Murat, Selim'e vurarak konuştu. Feza'yı ittim.
"Saçmalama!"
"Görmesek," diye mırıldandı Murat, yukarıdaki son adamı da vurarak.
"Kaya," dedi Feza ciddiyetle. Murat sustu. Sırıtmak gelse de içimden ciddiyetimi korudum.
Bölge temizlenmişti. Karaca ve Göksu elebaşını getiriyorlardı. Adam demeye dilimin varmadığı mahlukat, küfürler ederek sürükleniyordu.
"Ayaklarını kullan yoksa kullanacak ayakların kalmayacak!" dedi Karaca sert bir sesle. Adam ona ters bir bakış atsa da korkusundan yürümeye başladı. Yanımıza gelince yere attılar adamı.
"Keşke şu kayadan falan atsaydınız, ne güzel eğlence çıkardı." Murat'ı kimse ciddiye almadı.
"Alaca, helikopter hazır edilsin." Feza'nın emri ile Göksu başını sallayıp dağdan aşağı indi koşarak. Selim de peşinden gitmişti.
"Ödeteceğim bunu size, göreceksiniz siz!" Boş boş konuşan adam, Cihan'dan yediği postal ile susmak zorunda kaldı.
"Nah ödetirsin, adi herif!" Kendisi biraz asabiydi, evet.
Adam kanayan çenesini tutarak sustu. Daha çok susmak zorunda kaldı.
"Helikopter hazır komutanım," Göksu'nun helikopterin sesinden dolayı kısık gelen sesi ile Feza ve Cihan adamı tutup kaldırdı. Adam dağdan inerken yavaş olduğu için Cihan dizine vurup düşürdü. Şimdi sürükleniyordu.
"Top gibi sektireceğim en son seni! Adam akıllı yürüsene lan!" Adam Fezaların kaldırması ile yürümeye devam etti.
"Atsak şuradan aşağı, n'olur ki?" Murat'ın sorusuna güldüm.
"Lazım ama o bize. Misafirimiz olacak." Murat da güldü.
"Doğru."
Helikoptere binip adamı da bindirdik. "Ee bağlamayacak mısınız?" Cihan oturduğu yerden gözlerini ona çevirdi.
"Gerek duymadık." Adam sırıttı.
"Ya size bir şey yaparsam?" Yanında oturan Selim'den bir darbe yedi.
"Denesene, lütfen." Aklıma gelen replikle güldüm. Gözler bana döndü.
"Aklıma bir şey geldi de." Aynı anda başlarını salladılar. Mesleki deformasyon.
Karşımdaki adam yerinde kıpırdanmaya başlayınca diğer yanında oturan Cihan baktı ona.
"Kaşınıyorsun sen," diye fısıldadı adamın yüzüne. Adam sessizleşip yerine sindi.
"Kim haber verdi size? Hangisi hain?" Küfür eder gibi çıkan sesi ile Feza konuştu.
"Belki de hepsi." dedi adama bakarak. "Bu kadar çok hainle çalışmak zor olmalı." Adam bozuldu.
"Adamlarımın hepsine güveniyorum ben." Feza başını salladı umursamazca.
"Aynen." Sessiz kaldı.
"Biz de Hulk'tuk zaten," diye söylendi Selim küfür ederek.
"Hulk gibi adamsın ama koçum." Murat'ın iltifatına güldü.
"Eyvallah."
Bize göre eğlenceli geçen bir yolculuğun ardından karakola iniş yaptık. Buradan da karargaha geçecektik.
"Selçuk nerede?" dedim etrafa bakınarak. Helikopterde görmemiştim...
"Lan!" Murat, Feza'ya baktı. "Meyve ağacı görmüştü, onun yanına gitmişti."
"Orada mı unuttuk adamı?" Herkes ayaklanmıştı ama Feza sakindi.
"Hain, Selçuk'tu." Hepimiz şokla baktık ona. Ne demek Selçuk haindi?
Selçuk, haindi.
"Sen niye büyüyorsun oğlum?" Murat'ın hayret dolu sesi ile Selim'e döndük. Selim Hulk'a dönüşüyordu!
"Hulk oldu adam!"
Selçuk haindi ve Selim Hulk'a dönüşüyordu!
"N'oluyor bu aşağılık yerde!?" Kan ter içinde uyandım. Nefes nefese yatakta doğrukdum, elim kalbime gitti.
"Tövbe Mahi, tövbe. Nasıl bir bilinçaltın var kızım senin?" Uyurken Feza'yı düşündüğümden görmüştüm onu muhtemelen ama ya diğerleri?
Yanımda duarn telefonumu alarak Feza'nın ismine tıkladım. Şanslıysam açabilirdi. Çaldı, çaldı ve telefon açıldı!
"Feza!" dedim heyecanla ve biraz da korkuyla. Kafayı yiyiyor olabilirdim, o nasıl bir rüyaydı?
"Güzelim?" Sesi beni sakinleştirdi. Yanımdaymış gibi güven de hissettim kendimi.
"Selçuk hain mi Feza?" Duraksadı.
"O nereden çıktı Mahinev?"
"Değil yani, peki Selim Hulk'a dönüştü mü?" Şaşkın gülüşünü duydum. İçim hoş oldu. Ne saçmalıyorsun Mahi!? NE?
"Yok Mahinev, Selçuk şu an masum bir şekilde yemek yiyor," Hareket etti. "Yani herhalde." Güldüm ama şaka yaptığını biliyordum. Silah arkadaşlarına her şeyden daha çok güvenirdi o. "Selim de beni dinliyor ama Hulk falan değil, normal Selim."
"Yengem mi?" Feza onayladı. "Yengem, nasılsın?" Coşkulu çıkan sesine güldüm.
"İyiyim Selim, sen nasılsın?"
"İyiyiz çok şükür. Murat danasının ayak kokusunda nasıl olunursa."
"Abartma lan! Kokmuyor benim ayaklarım." Murat'ın da sesi geldi arkadan.
"He he, aynen. Albay da asla kokudan dolayı odadan kaçmadı zaten. "
Onlar tartışmaya başlarken Feza telefonu tekrar aldı.
"Sen neden böyle şeyler sordun Mahi'm, hayırdır inşallah?" Hitap şekline düşsem de sorusuna odaklandım.
"Rüya," dedim ama düzelttim hemen. "Kabus, kabus. Ondan anca kabus olurdu."
"Neden o güzel bilinçaltında ben yokum da bu herifler var ki Mahi'm?" Güldüm. Sesi yargılayıcı değildi, daha çok kıskanmış gibiydi.
"Sen başroldün yine Feza, sizinle çatışmada olduğumu gördüm." Açıklamama o da güldü.
"Ne güzel rüyalar onlar." Güldük. "Mahinev, eğer korkuyorsan Asena'yı arayabilirim, yanına gelir." Gitmeden önce benim annemlere gitmemi ya da birinin gelip benimle kalmasını da çok kez teklif etmişti ama ben kabul etmemiştim.
"Yok Feza, gece gece rahatsız etme kızı. Saçma sapan bir rüyaydı işte," dedim rüyamın saçmalığına gülerek.
Bir süre daha konuştuktan sonra onu tutmak istemedim. Dinlenmeliydi sonuçta. Her ne kadar o benimle dinlendiğini söylese de.
Telefonu kapatırken bir şeyler daha hatırlamanın sevimci vardı içimde. Ama daha çok ona dair bir şeyler hatırlamış olmamaydı bu sevinç.
Yatağıma tekrar girerken sinirlendim kendime. Saçma sapan bir rüya için adamı arayıp Selim'in Hulk'a dönüşüp dönüşmediğini sormak da neydi?
"Bilinçaltını seveyim Mahi." Kendi kendime mırıldanırken telefonum çaldı. Asena arıyordu.
"Alo, Asena?"
"Yenge abim tembihledi zili çalmamam için, korkarmışsın. Aradım ben de, kapıdayım." Kaşlarım şaşkınlıkla havalansa da dudaklarım da bir tebessüm vardı.
Senin güzel kalbini severim be adam.
______________________________________________________________________________________
Bitti! Saçmaydı ama rüyalar saçma olur zaten arkadaşlar vnjfvkfabfknbg benzer bir rüyayı görmüştüm, ondan esinlendim.
Bir Şok daha gelebilir bu arada, dikkatli olun
Bölümü fırlatıp ders çalışmaya gidiyorum ben!
Hayırlı geceler, Allah'a emanet olun >