İçeriğe geç

Bir su bardağı su

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Bir su bardağı su

Bölüm 2

2. Bölüm ilk tanışma

Umut, ertesi sabah mutfaktan yayılan tatlı kokuyla uyandı. Gözlerini açar açmaz birkaç saniye tavana baktı; evin içinde alışık olduğu sabah sessizliği vardı ama mutfaktan gelen tabak çanak sesleri, annesinin arada bir kendi kendine mırıldanması ve fırının kapağının açılıp kapanması, çoktan güne başladığını gösteriyordu. Yatağından isteksizce kalkıp saçlarını eliyle düzeltmeye çalışarak mutfağa girdiğinde annesini tezgâhın başında gördü. Fırından yeni çıkmış kekin sıcak kokusu mutfağı doldurmuştu.

— Uyandın mı sen? dedi annesi, arkasına bakmadan.

Umut sandalyelerden birine oturup başını masaya yasladı.

— Uyandım sayılır.

Annesi gülümseyerek keki tezgâha bıraktı.

— Dün taşınan komşular için yaptım. Alt kata yerleştiler ya. Daha doğru düzgün tanışamadık. İnsan yeni bir yere taşınınca hoş geldin diyen biri olsun ister.

Umut başını kaldırıp kekin olduğu tarafa baktı. Dün taşınma sırasında birkaç kez gördüğü yeni komşuları hatırladı. Özellikle de siyah saçlı olan çocuk aklına geldi. Çok fazla konuşmamıştı ama yüzünde Umut'un tam çözemediği sakin bir ifade vardı. Umut, yeni taşınan insanları merak etmişti aslında. Mahalleye yeni biri geldiğinde herkesin birkaç gün boyunca onu konuşması kaçınılmazdı.

— Ben götüreyim mi? diye sordu.

Annesi hemen ona döndü.

— Evet, sen götüreceksin.

Umut'un yüzündeki ifade değişti.

— Niye ben?

— Çünkü ben yemek hazırlıyorum. Hem tanışmış olursun.

— Anne, ben insanlarla tanışmayı çok sevmiyorum.

Annesi gülerek başını salladı.

— Sen insanlarla tanışmayı sevmiyorsun ama balkondan tanımadığın insanların üzerine su dökmeyi çok seviyorsun.

Umut hemen itiraz edecek gibi oldu, sonra sustu. Dün yaşananları hatırlayınca söyleyecek bir şeyi olmadığını fark etti.

Annesi kekten birkaç dilim kesip güzelce bir tabağa yerleştirdi. Üzerine de temiz bir peçete örttü. Tabağı Umut'a uzatırken gözlerinin içine baktı.

— Al. Aşağı götür. Ve lütfen normal bir şekilde konuş.

— Normal konuşuyorum zaten.

— Umut...

— Tamam, tamam.

Umut tabağı iki eliyle aldı ve mutfaktan çıktı. Kapıya doğru yürürken annesi arkasından seslendi.

— Bir de sakın o çocuğa su falan atmaya kalkma!

Umut kapının önünde durup başını geriye çevirdi.

— Daha tanışmadığım çocuğa niye su atayım?

Annesi ona öyle bir baktı ki Umut başka hiçbir şey söylemeden evden çıktı.

Merdivenlerden aşağı inerken elindeki tabağı dikkatle taşıdı. Alt kata indikçe içeriden bazı sesler gelmeye başladı. Yeni taşınanların evi hâlâ tam yerleşmemiş olmalıydı; kapının önünde birkaç koli vardı. Umut kapının önünde durdu, tabağa son kez baktı ve derin bir nefes aldı.

Sonra zile bastı.

İçeriden önce köpeğin havlama sesi geldi.

Umut'un yüzü bir anda aydınlandı.

— Köpek mi?

Kapı açıldığında karşısında Kaan'ın annesi vardı.

— Merhaba.

Umut tabağı uzattı.

— Merhaba. Annem kek yaptı. Yeni taşındığınız için size getirmemi istedi.

Kadın tabağı alırken yüzünde içten bir gülümseme oluştu.

— Çok teşekkür ederim. Ne kadar düşünceli. Annenize de teşekkür ederiz.

— Söylerim.

Umut tam geri dönecekken içeriden gelen köpek sesiyle bir kez daha salona baktı.

— Köpeğiniz çok tatlıymış.

— Evet. Kaan biraz önce onunla oynuyordu.

Umut'un bakışları salona kaydı.

Kaan, yerde oturmuş köpeğiyle oynuyordu. Siyah saçları biraz dağılmıştı. Önünde duran topu elinde tutuyor, köpeğin heyecanla kuyruğunu sallamasını izliyordu. Umut onu görünce dün taşınırken uzaktan gördüğü çocuğun bu olduğunu anladı.

Kaan da kapının önündeki hareketliliği fark edip başını kaldırdı.

Göz göze geldiler.

Umut birkaç saniye ne diyeceğini bilemedi. Kaan da onu tanımaya çalışıyor gibiydi.

Sonra Kaan elindeki topu köpeğe doğru atmak için geriye çekti.

— Hadi oğlum, tut.

Top havada kısa bir yay çizdi.

Ama köpek topun peşinden gitmek yerine bir anda yana doğru sıçrayınca topun yönü değişti.

Umut ne olduğunu anlamadan top doğrudan gelip kafasına çarptı.

Tak.

Umut'un gözleri kapandı.

Bir an boyunca olduğu yerde kaldı.

Sonra yavaşça alnını ovuşturdu.

Kaan hemen ayağa kalktı.

— Ya... Özür dilerim. Gerçekten bilerek olmadı.

Umut ona baktı.

İçinden geçen ilk şey, "Daha ilk dakikadan kafama top attı," oldu.

Sinirlenmişti.

Hem de fazlasıyla.

Fakat Kaan'ın yüzündeki mahcup ifade öyle samimiydi ki Umut ne kadar kızarsa kızsın karşısında bağırıp çağırmak garip olacaktı. Üstelik elinde hâlâ annesinin yaptığı kekin tabağını tutuyormuş gibi hissediyordu; sanki biraz önce yaşanan şey bütün o düzgün tanışma planını mahvetmişti.

— İyiyim, dedi sonunda.

Kaan hâlâ endişeyle ona bakıyordu.

— Emin misin?

— Evet.

Umut alnını ovuşturarak başını salladı.

— Sadece... biraz sertti.

Kaan mahcup bir şekilde gülümsedi.

— Haklısın. Ben topu köpeğe atmıştım.

Umut istemeden köpeğe baktı. Köpek ise hiçbir şey olmamış gibi topun peşinden koşmuş, şimdi de Kaan'ın ayağının yanında kuyruğunu sallıyordu.

Umut derin bir nefes aldı.

— Köpeğin masum. Ona kızamam.

Kaan hafifçe güldü.

— Ben de zaten suçu ona atmayacağım.

Umut ilk defa onun gülüşünü görünce yüzündeki kızgınlık biraz olsun dağıldı.

Kaan elini uzattı.

— Bu arada ben Kaan.

Umut birkaç saniye bekledi. Sonra elini uzatıp onun elini sıktı.

— Umut.

— Memnun oldum.

Umut başını salladı.

— Ben de.

Ama elini bırakıp merdivenlere yöneldiğinde yüzündeki ifade yeniden değişti. Kafasına gelen topu unutmuş değildi. Daha doğrusu, unutmak istemiyordu.

Yukarı çıktığında annesi kapının arkasında onu bekliyordu.

— Ne oldu? Çok uzun sürdü?

Umut içeri girip ayakkabılarını çıkardı.

— Tanıştım.

— Güzel. Nasıl insanlar?

Umut bir an düşündü.

— İyiler.

Annesi oğlunun alnına baktı.

— Peki senin kafana ne oldu?

Umut eliyle alnını kapattı.

— Hiç.

— Umut.

— Top geldi.

Annesinin yüzündeki ifade hemen değişti.

— Ne topu?

— Köpek oynuyordu. Kaan topu attı, köpek tutamadı, top da bana geldi.

Annesi birkaç saniye oğluna baktıktan sonra gülmemek için kendini zor tuttu.

— Daha ilk tanışmada mı?

Umut kaşlarını çattı.

— Komik değil.

— Gülmüyorum.

— Gülüyorsun.

Annesi bu kez gerçekten güldü.

Umut söylene söylene odasına geçti.

Akşam olduğunda ise olay hâlâ aklındaydı.

Yatağına uzanmış, tavana bakarken Kaan'ın uzattığı eli hatırladı.

"Umut."

Kaan'ın sesini zihninde tekrar duydu.

Sonra alnına gelen topu düşündü.

Kaşlarını çattı.

— Daha ilk günden...

Yataktan kalkıp balkona çıktı. Hava serinlemişti. Mahalle geceleri daha sessiz oluyordu. Umut korkuluğa yaslanıp aşağıya baktı. Birkaç saniye sonra gözleri balkonun köşesinde duran su tabancasına takıldı.

Yavaşça onu eline aldı.

Dün annesinin kızdığı şeyi tekrar yapmak için hiçbir bahanesi yoktu.

Ama Umut'un aklına gelen düşünce de tam olarak bir bahane sayılmazdı.

— Madem kafama top attın...

Su tabancasına baktı.

Sonra alt kattaki balkona.

Dudaklarının kenarında yavaşça bir gülümseme oluştu.

— Yarın görüşürüz, Kaan.

Ve su tabancasını balkonun kenarına bıraktı.

Henüz hiçbir şey yapmamıştı.

Ama ertesi gün için aklında küçük bir plan vardı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.