İçeriğe geç

Bir Sonun Yeniden Yazılışı

Bölüm 1 · 5 dk okuma

Bir Sonun Yeniden Yazılışı

Bölüm 1

Bir Sonun Yeniden Yazılışı

Sıcak bir yaz günüydü.

Lily, on yedi yaşında, hayatının nereye gittiğini henüz bilmeyen sıradan bir genç kızdı. Kendini en rahat hissettiği yer ise şehrin eski kütüphanesindeki, kimsenin pek uğramadığı köşeydi. O gün de yıllardır ara sıra dönüp okuduğu o kitabı eline aldı.

Kitabın hikâyesini ezbere biliyordu.

Yüzyıllar önce, krallığın en güçlü ailelerinin birbirleriyle mücadele ettiği bir dönemde geçen bu hikâye; saray entrikaları, güç savaşları, ihanetler ve yasak ilişkilerle doluydu.

Ancak Lily'nin kitabı tekrar tekrar okumasının asıl sebebi romantik hikâyesi değildi.

Bir karakter vardı.

Lady Eleanor.

Eleanor, krallığın en eski ve en güçlü hanedanlarından birinin kızıydı. Ailesi yalnızca büyük bir servete ve geniş topraklara sahip değildi; sarayda söz sahibi olan, kraliyet ailesiyle yıllardır siyasi bağları bulunan ve ordunun önemli bir kısmı üzerinde nüfuzu bulunan bir hanedandı. Eleanor daha doğduğu andan itibaren ayrıcalıklı bir hayatın içine doğmuştu. On üç yaşına geldiğinde bile saraydaki herkes onun kim olduğunu biliyordu. Soyadı, kapıları açmaya yetiyordu. Ailesinin adı, onu krallığın gelecekteki en güçlü kadınlarından biri yapabilecek kadar değerliydi.

Fakat kitabın ilerleyen bölümlerinde her şey değişiyordu.

Eleanor büyüdükçe hakkında söylentiler yayılmaya başlıyor, saraydaki insanlarla ilişkileri bozuluyor ve aldığı kararlar onu yavaş yavaş herkesin korktuğu bir kadına dönüştürüyordu. Kitabın sonunda ise Eleanor artık krallığın en nefret edilen kadınlarından biriydi. İhanetle suçlanmış, ailesinin adını lekelemiş ve sayısız düşman edinmişti. Sonunda öldürülüyordu.

Onu öldüren kişi ise kraliyet ailesinin en yüksek rütbeli ve en güçlü adamlarından biri olan Dük Kieran'dı.

Lily kitabın son sayfasını her okuduğunda aynı soruyu düşünüyordu.

"Eleanor gerçekten kötü biri miydi?

Yoksa onu o hale getiren şeyler mi vardı?"

O gün, bu sorunun cevabını öğrenme fırsatı bulacağını bilmiyordu.

Kitabın sayfasına dokunduğu anda görüşü bulanıklaştı.

Kütüphanenin sessizliği kayboldu.

Yerini atların nal sesleri, uzaktan gelen çanlar ve ağır kumaşların hışırtısı aldı.

Lily gözlerini açtığında artık kütüphanede değildi. Yabancı bir odanın ortasında duruyordu. Önünde duran aynaya baktığında ise nefesi kesildi.

Aynadaki yüz kendisine aitti.

Ama aynı zamanda değildi.

Henüz çocukluğunun sonlarında olan genç bir kız...

Uzun saçlar.

Tanıdık yüz hatları.

Ve gözlerinde henüz hiçbir kötülüğün bulunmadığı bir ifade.

Lily'nin kalbi hızla çarpmaya başladı.

Bir hizmetçi odaya girerek ona seslendi.

“Lady Eleanor, iyi misiniz?”

Lily'nin kanı dondu.

Lady Eleanor.

Kitabın kötü karakteri.

Kendi hikâyesinin sonunda Dük Kieran tarafından öldürülen kadın.

Fakat Lily bir şeyi hemen fark etti.

Eleanor henüz on üç yaşındaydı.

Kitabın başındaydı.

Henüz hiçbir şey olmamıştı.

Eleanor'ın ailesi hâlâ güçlüydü.

Saraydaki itibarı hâlâ yerindeydi.

Henüz hiçbir ihaneti gerçekleşmemişti.

Kieran henüz onun düşmanı değildi.

Ve en önemlisi...

Henüz kimse Eleanor'ın gelecekte nasıl bir kadına dönüşeceğini bilmiyordu.

Lily'nin önünde yıllar vardı.

Kitabın sonunu biliyordu.

Ama artık hikâyenin başındaydı.

İlk kararını hiç düşünmeden verdi.

Ölmeyecekti.

Ne pahasına olursa olsun.

İlk başlarda planı basitti. Kimseye güvenmeyecek, dikkat çekmeyecek ve kitabın ilerleyen bölümlerinde Eleanor'ın ölümüne sebep olan olaylardan uzak duracaktı.

Ailesinin gücünün arkasına saklanacak, saray siyasetinden mümkün olduğunca uzak duracak ve kendi ölümünü hazırlayan olayların hiçbirine karışmayacaktı.

Fakat çok geçmeden bir sorunla karşılaştı. Eleanor'ın ailesi yalnızca onun koruması değildi. Aynı zamanda onun en büyük tehlikelerinden biriydi.

Çünkü güçlü bir ailenin içinde olmak, yalnızca güce sahip olmak anlamına gelmiyordu.

Miras meseleleri vardı.

Siyasi anlaşmalar vardı.

Rakip aileler vardı.

Kraliyet ailesiyle yapılan gizli pazarlıklar vardı.

Ve Eleanor'ın kendi ailesinin içinde bile herkes aynı şeyi istemiyordu.

Lily, kitabın sayfalarında yazmayan gerçekleri keşfetmeye başladıkça Eleanor'ın hikâyesinin sandığından çok daha karmaşık olduğunu fark etti. Kitapta birkaç cümleyle anlatılan olayların arkasında yıllarca süren planlar vardı.

Bazı insanlar kitapta kötü olarak gösterilmişti ama gerçekte farklı amaçları vardı.

Bazıları ise kitapta masum görünüyordu.

Ve belki de asıl tehlike onlardı.

Lily zamanla bir şeyi daha anladı.

Eleanor'ın ölümünden kaçmak için yalnızca olaylardan uzak durması yetmeyecekti.

Çünkü güçsüz insanların kaderini başkaları yazıyordu.

Ve Lily kendi kaderini değiştirmek istiyorsa, başkalarının kararlarına bağımlı olmamalıydı.

Bu yüzden değişmeye başladı.

Kılıç kullanmayı öğrendi.

Siyaseti öğrendi.

Soylu ailelerin geçmişlerini araştırdı.

Krallığın ekonomisini, ordunun yapısını ve saraydaki güç dengelerini anlamaya çalıştı.

İnsanların söylediklerinden çok, söylemedikleri şeylere dikkat etti.

Kimin kimden korktuğunu, kimin kime borçlu olduğunu ve kimin hangi sırrı sakladığını öğrenmeye başladı.

Başlarda herkes onun yalnızca ailesinin gücüne güvenen genç bir soylu olduğunu düşünüyordu.

Lily ise sessizce kendi gücünü oluşturuyordu.

Çünkü bir gün ailesinin adı onu koruyamazsa bile hayatta kalabilmek istiyordu.

Zaman geçtikçe Eleanor değişti.

Kitapta yazan Eleanor ile gerçek Eleanor birbirinden uzaklaşmaya başladı.

Sakin.

Kontrollü.

Keskin zekâlı.

Gerektiğinde acımasız kararlar verebilen ama gereksiz yere zalimleşmeyen biri...

Lily artık hayatta kalmak için saklanmıyordu.

Hayatta kalabilmek için güçleniyordu.

Ancak Lily güçlendikçe hikâyenin dengesi de değişmeye başladı.

Kitapta olması gereken olaylar gerçekleşmiyordu.

Ölmesi gereken insanlar hayatta kalıyor, yaşaması gerekenler ölüyor, ittifaklar değişiyor ve Lily'nin hiç tanımadığı yeni düşmanlar ortaya çıkıyordu.

En kötüsü ise Dük Kieran'ın davranışlarının değişmesiydi.

Lily, Kieran'ın kim olduğunu biliyordu.

Kitabın sonunda onu öldürecek adamdı.

Bu yüzden ondan uzak durması gerekiyordu.

Fakat Kieran artık kitabın yazdığı Eleanor'ı görmüyordu.

Karşısında korkup boyun eğen genç bir kız yerine, söylediklerini sorgulayan, tehditlerden kaçmayan ve gerektiğinde kendisine bile karşı çıkabilen bir kadın vardı.

Kieran önce bundan rahatsız oldu.

Sonra merak etti.

Ardından Eleanor'ın kim olduğunu anlamaya çalışmaya başladı.

Lily ise onun ilgisini bir aşk hikâyesinin başlangıcı olarak görmedi.

Tam tersine, bunu yeni bir tehlike olarak değerlendirdi.

Çünkü Kieran'a yaklaşmak, gelecekteki katiline yaklaşmak demekti.

Lily'nin unutmaması gereken tek bir gerçek vardı:

Bu adam, orijinal hikâyede onun katiliydi.

Kalbi ne söylerse söylesin, Lily kararlarını kalbiyle vermeyecekti. Çünkü burada aşık olmak, hayatta kalmaktan daha önemli değildi.

Kieran'ın geçmişindeki karanlık sırları öğrendikçe işler daha da karmaşıklaştı.

Bir gece sarayın yasaklı kütüphanesinde bulduğu eski bir harita, kitabın hiçbir sayfasında yer almayan bir gerçeği ortaya çıkardı.

Kieran'ın geçmişi sandığından çok daha farklıydı.

Ve Eleanor'ın ölümünün nedeni de yalnızca onun ihaneti olmayabilirdi.

Lily korkunç bir ihtimalle karşı karşıya kaldı.

Belki de kitabın yazarı bile gerçek hikâyeyi bilmiyordu.

Belki Eleanor'ın ölümü bir sonuç değil, yıllar önce kurulmuş çok daha büyük bir planın yalnızca son aşamasıydı.

Ve Lily artık yalnızca kendi ölümünü engellemeye çalışmıyordu.

Kimin hikâyeyi yazdığını bulmaya çalışıyordu.

Her öğrendiği sır onu daha büyük bir savaşın içine çekti.

Krallar.

Kraliçeler.

Dükler.

Düşesler.

Baronlar.

Soylu hanedanlar.

İttifaklar.

İhanetler.

Hepsi aynı oyunun parçalarıydı.

Lily ise başlangıçta bu oyundan kaçmak isteyen bir kızdı.

Fakat zaman geçtikçe şunu anladı:

Bu dünyada hayatta kalmanın en güvenli yolu, oyundan çıkmak değildi.

Oyunun kurallarını değiştirecek kadar güçlü olmaktı.

Ve eğer kendi sonunu değiştirmek için bütün krallığın karşısına geçmesi gerekiyorsa, bunu yapacaktı. Çünkü Lily artık yalnızca bir kitabın içine düşmüş on yedi yaşındaki bir kız değildi. O, krallığın en güçlü hanedanlarından birinin kızı olan Eleanor'dı.

Ve bu kez Eleanor'ın sonu, başkalarının kararlarıyla belirlenmeyecekti.

Kendi kaderini kendi elleriyle yazacaktı.

Ancak Lily'nin henüz bilmediği bir şey vardı.

Kaderini değiştirmeye başladığı anda, kitabın en tehlikeli karakterinin kaderini de değiştirmişti.

Dük Kieran.

Ve belki de hikâyenin asıl sorusu artık,

“Eleanor nasıl hayatta kalacak?” değildi. Asıl soru şuydu:

"Lily, sonunu değiştirdiğinde bu hikâyede kimlerin hayatta kalacağını da değiştirecek miydi?"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.