Herkese merhaba arkadaşlar bu aralar gerçekten yorgunum 2 haftadır sınavlarım vardı ve yarın bitiyor daha sık bölüm atmaya başlarım
Keyifli okumalar :)
Telefonu kapattıktan sonra yatağıma oturup derin bir nefes aldım. Gözlerim hâlâ biraz doluydu ama Mert’in sesi içimi öyle bir rahatlatmıştı ki… Sanki dünyanın tüm yükü omzumdan kalkmış gibiydi. Onun her zaman yanımda olduğunu bilmek, beni güçlü kılıyordu. Ama hâlâ içimde bir şeyler vardı. Emre’ye karşı hissettiğim baskı ve her şeyi ona anlatmak zorunda olma düşüncesi beni yoruyordu.
Bir süre yatağımda oturup düşündüm. Sonra telefonum tekrar titredi. Mesaj yine Mert’tendi:
Mert: “Hâlâ yanına gelmek istiyorum, güzelim. Seni görmek istiyorum. İzin verir misin?”
Bir an tereddüt ettim. Onun burada olması beni daha iyi hissettirebilirdi, ama abim hâlâ evdeydi. Eğer Mert buraya gelirse, işler daha da karışabilirdi. Ama diğer yandan, onunla konuşmak istiyordum. Onun yanımda olması her şeyi daha kolay hale getiriyordu.
Ben: “Gelmek istersen gel. Ama abin hâlâ evde. Dikkatli olmalıyız.”
Birkaç dakika sonra Mert’ten bir mesaj daha geldi:
Mert: “Kapındayım, güzelim.”
Mesajı görünce bir an şaşırdım. Bu kadar hızlı mı gelmişti? Hemen yerimden kalktım ve kapıyı açtım. Karşımda, o her zaman rahat ve güven veren tavrıyla duruyordu. Gözlerim dolu dolu ona baktım.
“Defne,” dedi, sesi yumuşacık. “Gel, güzelim.”
Hiç düşünmeden ona sarıldım. Kolları beni sarmaladığında, içimdeki tüm o kırgınlık ve baskı bir anda kaybolmuş gibiydi. Sadece onun yanında olmak, her şeyi unutturuyordu.
“İyisin, değil mi?” diye sordu.
Başımı salladım. “Daha iyiyim şimdi. Ama abim… Çok üstüme geliyor. Her şeyin mükemmel olmasını bekliyor gibi. Ve bazen, ben onun beklentilerini karşılayamıyormuşum gibi hissediyorum.”
Mert, ellerini omuzlarıma koyup bana baktı. “Defne, kimsenin beklentilerini karşılamak zorunda değilsin. Sadece kendin ol. Sen harika bir insansın ve kimseye kendini kanıtlamak zorunda değilsin, tamam mı? Abin de bunu anlamalı.”
“Anlatması kolay,” dedim, gözlerimi kaçırarak. “Ama o benim abim. Onu hayal kırıklığına uğratmak istemem.”
“Defne, seni en iyi şekilde tanıyan insan benim. Ve hayal kırıklığına uğratacak bir şey yaptığını düşünmüyorum. Bunu kendine yapma, tamam mı? Kendini bu kadar üzme.”
Onun gözlerindeki kararlılığı ve sevgiyi görünce, içimdeki kaygılar biraz olsun hafifledi. “Haklısın,” dedim. “Ama onunla nasıl konuşacağımı bilmiyorum. Bir yandan, bizim ilişkimizden haberi olsa ne tepki vereceğini kestiremiyorum. Bu da beni strese sokuyor.”
Mert, bir süre düşündükten sonra, “Defne,” dedi. “Her şeyi bir anda anlatmak zorunda değilsin. Zamanla, doğru hissettiğin an bunu yaparsın. Ama bil ki, ben her zaman senin yanındayım. Ne olursa olsun.”
Onun bu kadar anlayışlı olması, beni bir kez daha ona hayran bıraktı. “Teşekkür ederim,” dedim. “Sen olmasan, her şey çok daha zor olurdu.”
Mert gülümsedi. “Ben hep buradayım, güzelim. Seni asla yalnız bırakmam.”
O an, aramızdaki bağın ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha hissettim. Mert, sadece sevgilim değil, aynı zamanda en büyük destekçimdi. Ve bu ilişkiyi saklamak zorunda olsak da, onunla birlikte her şeyin üstesinden gelebileceğimi biliyordum.
Bir süre sessizce oturduk, birbirimize sarılarak. Zaman durmuş gibiydi. Mert’in yanında olduğumda, her şey çok daha kolay ve huzurluydu.
“Defne,” dedi sonunda. “Eğer bir gün kendini hazır hissedersen, abinle bu konuyu konuşabiliriz. Ama senin hazır olman önemli.”
“Tamam,” dedim, onun ellerini tutarak. “Ama şimdilik, böyle olması daha iyi. Sana güvendiğim için çok mutluyum, sevgilim .”
Onun yanımda olduğu o anlarda, dünyanın geri kalanı önemsizdi. Mert, her şeydi. Ve onunla birlikte olduğum sürece, tüm sorunların üstesinden gelebileceğimi biliyordum.
Nasıldı bölüm?

