
Saat öğlen civarındaydı ve restoran dolup taşmaya başlamıştı. Arda, siparişleri alıp müşterilere hizmet ederken, bir masadan genç bir kadın sesi duydu:
"Ecem! Çorba istiyor musun?"
Bu ismi duyduğunda istemsizce duraksadı. Kadının adı "Ecem"di, ama bu isim ona hemen Ece’yi hatırlattı. Akşam üstü pastane kapısındaki gülümseyişi ve kısa sohbeti zihninde belirdi. Kendi kendine hafifçe gülümsedi, ama bir yandan da düşüncelere daldı: “Belki bir gün Ece ile de böyle bir yerde yemek yiyebiliriz…”
Bir süre sonra başka bir masada oturan bir grup genç, yüksek sesle konuşmaya başladı. Konuşmalardan birinde "pastane" kelimesi geçtiğinde yine aklı Ece’ye gitti. O pastanede çalışırken, sabahları ne kadar işinin başında olduğuna dair düşündü. Onun hayatı nasıldı? Pastaneyi açtıktan sonra gününü nasıl geçiriyordu?
Bu sorular, iş sırasında kafasının bir köşesinde dönüp durmaya başladı. İstemeden de olsa, her detay onu sabahki konuşmaya geri götürüyordu.