
Arda, "Neyse, daha fazla rahatsız etmeyeyim. Tanıştığımıza sevindim, Ece," dedi. Ece gülümseyerek, "Ben de. Görüşürüz," diyerek pastaneye döndü.
Arda, aceleyle servise doğru yürüdü. İçeri girdiğinde, ön koltuklardan birine oturdu. Mehmet direksiyon başında bekliyordu ve elindeki küçük bir poşeti ona doğru salladı. "Poğaça aldım, buradan. Ece ile konuşmuşsun, ha? Umarım benim için de bir şeyler sordun," dedi hafif bir gülümsemeyle.
Arda, poşeti alırken yüzünde hafif bir tebessümle, "Mehmet, hayır. Seninle ilgili hiçbir şey konuşmadık. Sadece kendi adıma tanışmak istedim," dedi. Poşeti açıp poğaçaya baktı ve ekledi, "Ama bu poğaçayı aldığın için teşekkür ederim."
Mehmet, bu sözlerden biraz şaşkınlıkla başını salladı. "İyi, iyi. Ama bence hoş bir kız. Daha fazla konuşsan iyi olur," dedi. Arda, bu konuda daha fazla konuşmaya yanaşmadı. Gözlerini camdan dışarı çevirip servisin hareket etmesini bekledi.