İçeriğe geç

Bir Okul Kaosu

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Bir Okul Kaosu

Bölüm 3

İlk Kurban

-Evet bugünlük bu kadar yeter çocuklar. Verdiğim ödevleri yapmayı unutmayın. Haftaya değerlendirme yapacağım. Hepinize iyi tatiller!

Sonunda bir hafta daha bitmişti. Çok yorucu geçen günlerin ardından 2 gün bile olsa bir tatile giriceklerdi. Herkes yorgun bir şekilde eşyalarını toplamaya başladı. Sınıf dağılmaya başlamıştı. Orta sıralarda oturan 5'li grup hazırlanmaya başlamışlardı. Toprak ve Yıldırım birbirlerine sataşırken Atalay yanlarına geldi.

-Ee gidiyoruz değil mi çıkışta?

İkili anlamayan gözlerle Atalay'a baktı. Atalay derin bir nefes çekti.

-Ulan Langırt oynayacaktık hani.

-Hee sen onu mu diyorsun. Tamam kızlara da söyleyip gidelim.

Yıldırım kızlara da haber verdi. Hepsi onaylandıktan sonra okuldakilerin gitmesini beklediler. Okullarının arka bahçesinin en köşesinde 2 katlı bir depo vardı. Genelde oralara kimse gitmezdi. Çünkü orası uzun zamandır kullanılmadığı için karanlık ve sessizdi. Bu yüzden oraya gitmekten genelde çekinirlerdi.

Deponun 2. Katında bir Langırt masası vardı. Beden hocası Atalay'dan tenis raketlerini getirmesini isteyince keşfetmişti. Arkadaşlarına söyleyince denemek istediler. Orası kullanılmadığı için beden hocası anahtarı Atalay'a vermişti. İstedikleri zaman girebiliyorlardı. Tabii eşyaları karıştırmamak şartıyla.

Herkes okuldan çıktıktan sonra beşli grup arka bahçeye çıktılar. Depoya doğru yürürken sohbet ediyorlardı. Kapının önüne geldiğinde Yıldırım:

-Ata anahtarları ver de açayım.

Atalay sinirle anahtarı eline tutuşturdu ve:

-Bana Ata demeyin demedim mi size ben? İnatla söylüyorsunuz.

-E ne yapalım kolay geliyor, diye söyledi Elis. Ata göz devirerek önüne döndü. Yıldırım kapıyı açarak içeri girdi. Arkadaşları da arkasından girince hepsini ağır bir rutubet kokusu karşıladı.

-Gerçekten korkunç göründüğü için buraya hiç öğrenci gelmiyor, diye mırıldandı Toprak.

-E haklılar gerçi. Biraz korkutucu..

-Korkaklık yapmayın burası sadece bir depo. Cin falan yok, diye uyardı Alisa. Herkes bu söz üzerine ciddileşti. Komik gözükmek istemiyorlardı bu yüzden kendini toparladılar. Merdivenlere doğru yürümeye başladılar. Merdivenleri çıktıktan sonra Yıldırım;

-Bizim bebek işte burada.. Haydi gel Ata geç karşıma.

-Grup oynasak daha eğlenceli olmaz mı?

-Beş kişiyiz oğlum nasıl ayrılalım gel işte ağlama.

-Geliyorum lan sana mı ağlayacağım?

Hepsi çantalarını kenara bıraktı ve Langırt masasının etrafına toplandı. Yıldırım ve Atalay kapışacaktı.

Bir süre sonra hepsi oyuna daldı. Eğlenmeye başladılar. Hepsinin kahkahası boş depoda yankılanıyordu. Birbirlerini kışkırtıyorlar, destek verip meydan okuyorlardı. Eğlenceleri derinleşmeye başlamıştı.

Zamanın nasıl geçtiğini anlamayan ekibin eğlencesini alt kattan gelen büyük bir gürültü bozmuştu.

Atalay ve Elis birden çığlık attı. Diğerleri de çok korkmuştu. Bir süre öyle kaldılar.

-Hani burada cin yoktu yaa! Neler oluyor? diye ağlamaya başladı Elis.

-Ne! Cin mi var? Topraak çıkalım buradan oğlumm.

-Öleceğiz! Kesin bize musallat olucaklar, diye devam etti Elis.

İkilinin konuşmasına kulak asmayan Toprak sese doğru odaklanmıştı. Yıldırım ise onları sakinleştirmeye çalıştı.

-Gidip ne olduğuna bakacağım.

-Saçmalama Toprak nereye gidiyorsun?

-Lan oğlum ölecek misin gel buraya, diye kolunu çekiştirmeye başladı Atalay.

-Ben gidiyorum siz ölmek istiyorsanız kalabilirsiniz, diyerek merdivenlere yürümeye başladı Toprak.

-Lan oğlum dur! Bende geliyorum, diye peşine takıldı Yıldırım.

-Allah sizi... Bizi de bekleyin kızları da alalım, diye söylendi Atalay

Toprak en önde olmak üzere diğerleri peşinden yürümeye başladı. En arkada Elis ve Atalay mızmızlanıyordu. Alisa arkasını dönüp;

-Biraz daha sızlanırsanız sizi öldürürüm, diye tehtit etti. Bunun üzerine ikili susmaya çalıştılar. Merdivenin önüne geldiklerinde yavaşladılar. Birbirlerine bir süre baktıktan sonra Toprak yavaşça ilk basamağı indi.

İkinci basamak..

Üçüncü basamak..

Dördüncü basamak..

Diğerleri de Toprak'ı takip ediyordu. Yavaşça inmeye devam ettiler. Toprak bir anda durdu ve bir yere odaklandı. Diğeri de onun odaklanığı yere baktı. Birileri eşyaları karıştırıyordu.

Biraz izledikten sonra Yıldırım cesaretini topladı ve birden;

-Hey sende kimsin? diye bağırdı. Toprak hızlıca eliyle Yıldırım'ın ağzını kapattı. Ama çoktan duymuştu bile..

Aşağıdaki kişi eşyaları karıştırmayı bıraktı. Dikleşti.

Yavaşça arkasını döndü. Beşli grubu gördükten sonra kasılmış çenesini gevşetti ve gülümsedi

-Selam çocuklar! Nasılsınız?

-Ethan? Ne yapıyorsun burada? diye seslendi Toprak.

Arkadaş grubu birbirlerine uzun bir süre baktıktan sonra Toprak hızlıca aşağı indi. Diğerleri de onu takip etti.

-Ne arıyorsun burada?

-Ahh, ders kitaplarımdan biri eksik. Depoya bakabileceğimi söylediler bu yüzden geldim.

-İyi de buraya bizden başka kimse girmiyor ki, diye söyledi Elis. Ethan Elis'e gülümsedi ve

-Kapı açıktı bende giriverdim. Neden kimse girmiyor ki? diye sordu.

-Burası uzun zamandır kullanılmıyor. Buraya girmekten çekiniyorlar, diye soğukkanlı bir şekilde cevap verdi Alisa. Ethan gülümsedi. Gülümsedi. Birden kahkaha attı. Herkes anlamayan gözlerle ona baktı.

-Cidden korkuyorlar mı? Olaya gel! Siz neden giriyorsunuz peki?

-Üst katta Langırt masası var. Orada takılıyoruz. Sende katılmak ister misin? Zaten 5 kişi olduğumuz için grup olarak ayrılamıyoruz, dedi Atalay.

-Aslında çok iyi olur! Bu hafta buraya geldiğimden beri hiç arkadaşım olmadı, dedi sevinçle Ethan.

Hepsi gülümsedi. Ethan'ı aralarına almaktan mutlu olmuşlardı. Beraber sohbet ederek merdivene doğru yürümeye başladılar. Elis arkadan seslendi.

-Ben yüzümü yıkayıp geleceğim. Çok korktum.

-Korkuttum için özür dilerim. İstemeden oldu, diye aptalca sırıttı Ethan. Elis bu gülümsemeye tebessüm etti. İçi sıcacık olmuştu.

-Sorun değil. Birazdan dönerim, diyerek depodan çıktı. Okula doğru yöneldi.

Kızlar tuvatine girdiğinde kapıyı kilitledi. Aynanın karşısına geçip elini soğuk suya daldırdı. Yüzünü birkaç kez yıkadıktan sonra aynaya uzunca baktı. Saçını düzeltti. Kendini toparladı.

Aynayla uğraşırken garip bir koku olduğunu farketti. Aslında tanıdık bir kokuydu. İçi sıkıntıyla doldu birden. Kan kokusu.

Farkına vardığında donup kalmıştı. Aynadan gözlerini ayırmıyordu. Cesaretini toplayıp arkasını döndü. Kapalı olan tuvalet kabininden bir şey akıyordu. Kan..

Çığlık atmamak için elini ağzıyla kapattı. Kalbi deli gibi çarpıyordu. Kan ayaklarına kadar ulaşmıştı. Derin derin nefesler aldı. Kendini topladı. Kapıya doğru yöneldi.

Kapıyı açmaya cesaret edemedi. Bu yüzden eşofman paçasını sıyırıp eğildi. Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Kanlı yere elini koydu, eğildi. Kabin kapısının altından baktı.

Yerde yatan bir ceset ona doğru bakıyordu..

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.