İçeriğe geç

Bir Mesaj Uzağımda

Bölüm 21 · 3 dk okuma

Bir Mesaj Uzağımda

Bölüm 21

Bölüm 21: Aynı Yol

"Bazı yolculuklar kilometrelerle değil, insanlar arasındaki mesafeyle ölçülür."

Sabah saat altıda alarmım çaldığında ilk yaptığım şey telefonu duvara fırlatmayı düşünmek oldu.

İkinci yaptığım şey ise geziyi hatırlamak oldu.

Bir anda yatakta doğruldum.

Bugün gezi günüydü.

Normalde okul için bu kadar erken kalkınca söylenirdim ama bugün içimde garip bir heyecan vardı.

Belki gezidendi.

Belki arkadaşlarımla vakit geçireceğim içindi.

Belki de...

Düşüncenin devamını getirmedim.

Yatağımdan kalkıp hazırlanırken telefonum titredi.

Erva.

Saat 06.07.

Normal insanlar bu saatte uyuyor olurdu.

Erva:

"Valizime tost makinesi koydum."

Mesaja birkaç saniye baktım.

Sonra cevap yazdım.

Ben:

"Niye?"

Mesaj anında geldi.

Erva:

"Acıkırsam?"

Telefonu kapattım.

Bazı soruların cevabı yoktu.

---

Okulun önüne geldiğimde ortalık ana baba günüydü.

Herkes bir yerlere koşturuyordu.

Öğretmenler isim kontrolü yapıyordu.

Birileri son anda çantasını unutmuştu.

Birileri kahvaltısını yetiştirmeye çalışıyordu.

Tam Defne'yi ararken omzuma biri vurdu.

"Dalgınsın."

Arkamı döndüm.

Defne.

Yanında da Erva vardı.

Elinde gerçekten tost makinesi yoktu ama onu yapabilecek biri olduğu kesindi.

"Nihayet geldin."

dedi Erva.

"Seni bekliyorduk."

"Sadece iki dakika geç kaldım."

"İki dakika da dakikadır."

---

Bir süre sonra gözüm istemeden kalabalığın diğer tarafına kaydı.

Aras.

Eren ve Mert'le konuşuyordu.

Mert her zamanki gibi bir şey anlatıyor, Eren gülüyor, Aras ise yarı dinliyormuş gibi görünüyordu.

Tam o sırada Alya yanlarına geldi.

Aras'la konuşmaya başladı.

İkisi gülüştüler.

Nedense hoşuma gitmedi.

"Hah."

Erva'nın sesiyle irkildim.

"Ne hah?"

"Bakıyorsun."

"Bakmıyorum."

"Bakıyorsun."

Defne iç çekti.

"Erva."

"Ne?"

"Bırak kızı."

"Bırakamam."

---

Otobüse binme zamanı geldiğinde herkes yer kapmaya çalışıyordu.

Öğretmen sırayla isimleri çağırıyordu.

Tam otobüse çıkacakken Erva yanıma sokuldu.

Yüzündeki sırıtış hiç hoşuma gitmedi.

"Ne yaptın?"

dedim.

"Ben mi?"

"Evet sen."

"Hiç."

Bu cevap hiçbir zaman iyiye işaret değildi.

Otobüse çıktığım anda nedenini anladım.

Çünkü benim koltuğum...

Aras'ın yanındaydı.

Donup kaldım.

Arkamdan gelen Erva omzuma dokundu.

"İyi eğlenceler."

"Erva Yıldız."

"Efendim?"

"Seni sevmiyorum."

"Kızınca bile çok tatlısın."

Gerçekten otobüsten atlamayı düşündüm.

---

Mecburen yerime oturdum.

Aras cam kenarında oturuyordu.

Beni görünce kaşını kaldırdı.

"Suratın niye böyle?"

"Hiç."

"Yalan."

Çantamı yerleştirdim.

"Konuşmak zorunda değiliz."

"Tamam."

dedi.

İki saniye sustu.

"Bu arada konuşmak zorunda değiliz demen genelde konuşacağın anlamına geliyor."

İstemeden güldüm.

"Sinir bozucusun."

"Bu yeni bir bilgi değil."

---

Otobüs hareket ettiğinde herkes bağırmaya başladı.

Arka sıralardan şarkılar yükseliyordu.

Mert ayağa kalkmaya çalışınca öğretmen tarafından yerine oturtuldu.

Erva üç sıra arkadan bize sesleniyordu.

"ÇOK YAKIŞIYORSUNUZ!"

"BİR DAHA BAĞIRIRSAN..."

dedim.

"Ne yapacaksın?"

Bir an düşündü.

"Tamam boş ver, yapamazsın."

---

Yaklaşık bir saat sonra ortam biraz sakinleşti.

Ben camdan dışarıyı izliyordum.

Aras telefonuyla uğraşıyordu.

Sonra aniden konuştu.

"Bir şey soracağım."

"Hmm?"

"Benim hakkımda neden bu kadar düşünüyorsun?"

Başımı çevirdim.

"Neye göre düşünüyormuşum?"

"Gözlerin ele veriyor."

Kalbim saçma bir şekilde hızlandı.

"Saçmalıyorsun."

"Olabilir."

dedi.

"Ya da haklıyımdır."

---

Bir süre sessizlik oldu.

Sonra ben de ona döndüm.

"Madem öyle, ben de bir şey soracağım."

"Sor."

"Sen neden sürekli benimle uğraşıyorsun?"

Aras hafifçe gülümsedi.

"Canım sıkılıyor."

"Başka kimse yok mu?"

"Var."

"Ee?"

"Böylesi daha eğlenceli."

Bu kez cevap veremedim.

Çünkü yüzündeki ifade şaka yapıyormuş gibi değildi.

---

Otobüs ilk mola yerine geldiğinde herkes aşağı indi.

Temiz hava iyi gelmişti.

Defne içecek almak için markete gitti.

Erva çoktan cips reyonuna saldırmıştı.

Mert ise nedenini bilmediğim bir şekilde bir oyuncak ayıyla pazarlık yapıyordu.

Normal bir gün.

Yani bizim için normaldi.

Ben dışarıda beklerken bir anda ayağım kaydı.

Dengemi kaybedecekken biri kolumu tuttu.

Yine.

Son zamanlarda bu alışkanlık hâline gelmişti.

Başımı kaldırdım.

Aras.

"Bu ikinci."

dedi.

"Ne ikinci?"

"Seni düşmekten kurtarışım."

Gözlerimi devirdim.

"Sayıyor musun?"

"Belki."

Sonra hafifçe gülümsedi.

"Üçe tamamlayınca ödül kazanacağım."

İstemeden güldüm.

---

Tam o sırada telefonum titredi.

Kalbim hızlandı.

Anonim hesap.

Ekrana baktım.

Mesaj kısa ve tek cümleydi.

"Yolculuk güzel geçiyor gibi."

Donup kaldım.

Yavaşça etrafa baktım.

Yüzlerce öğrenci.

Öğretmenler.

Arkadaşlarım.

Ve içlerinden biri...

Bana bunu yazıyordu.

Tam o sırada ikinci mesaj geldi.

"Bu arada gülünce daha güzel görünüyorsun."

Nefesim kesildi.

Çünkü o sırada...

Ben gerçekten gülüyordum.

Ve bunu görebilecek biri yakınımda olmalıydı.

Çok yakınımda.

Başımı kaldırdım.

Kalabalığın arasında gözlerim istemeden Aras'ı buldu.

O da bana bakıyordu.

Göz göze geldik.

Bir saniye.

İki saniye.

Sonra Aras başını çevirdi.

Ama içimdeki his gitmedi.

Çünkü ilk kez...

Anonim hesabın bana bu kadar yakın olduğunu hissetmiştim.

Ve ilk kez...

Gerçeği öğrenmekten korkmaya başlamıştım.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

22. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.