"İnsan bazen ne hissettiğini, o hissi kaybetmekten korkunca anlar."
Son zamanlarda her şey karmaşıklaşmıştı.
Anonim hesap.
Aras.
Eren'in garip davranışları.
Ve benim kafam.
Özellikle benim kafam.
Çünkü hiçbir şeyden emin değildim.
---
Pazartesi sabahı okula geldiğimde Erva sırama yaslanmıştı.
Elinde yine yiyecek vardı.
Bu sefer poğaça.
Nasıl sürekli bir şey yiyip yine de zayıf kalabildiğini anlamıyordum.
"Büyük haber."
dedi.
"Hayır."
"Büyük haber."
diye tekrarladı.
"Erva."
"Tamam söylüyorum."
Etrafına bakındı.
Sonra sesini alçalttı.
"Yeni bir kız gelmiş."
Bir an durdum.
"Sadece bu mu?"
"Evet."
"Bu büyük haber değil."
"Sen bir bekle."
dedi.
"Birazdan anlayacaksın."
---
İlk dersin ortalarında öğretmen kapıyı açtı.
Yanında bir kız vardı.
Uzun boyluydu.
Kendinden emin görünüyordu.
Sınıfa girerken hiç çekinmedi.
"Arkadaşınız bugün aranıza katılıyor."
dedi öğretmen.
Kız gülümsedi.
"Merhaba."
Sınıftan birkaç kişi karşılık verdi.
Öğretmen boş yer aradı.
Ve talihsiz bir şekilde...
Aras'ın yanındaki sırayı gösterdi.
"Buraya oturabilirsin."
Benim için önemsiz olması gereken bir olaydı.
Ama nedense gözüm istemeden oraya kaydı.
Kız teşekkür edip yerine geçti.
Aras da kibarca selam verdi.
Hepsi buydu.
Tamamen normal bir şey.
Ama içimde garip bir his oluşmuştu.
---
Öğle arasında kantine indik.
Tahmin edilebileceği gibi Erva çoktan dedikodu moduna geçmişti.
"Adı Alya'ymış."
dedi.
"Nereden biliyorsun?"
"Benim kaynaklarım var."
"Kaynağın kim?"
"İnsanlar."
Bu cevap hiçbir şey açıklamıyordu.
Defne başını salladı.
"Bir gün gazeteci olacaksın."
"Teşekkür ederim."
"Bu iltifat değildi."
---
Tam o sırada Alya kantine girdi.
Birkaç kişiyle konuşuyordu.
Sonra gözüm istemeden Aras'a kaydı.
Aras da onunla konuşuyordu.
Normal bir sohbetti.
Ama nedense...
Canım sıkıldı.
Sebepsiz yere.
"Hayırdır?"
dedi Erva.
İrkildim.
"Ne?"
"Beş dakikadır aynı yere bakıyorsun."
"Bakmıyorum."
"Bakıyorsun."
Defne kahvesinden bir yudum aldı.
"Ben de bakıyor diyecektim."
Harika.
Kimse benim tarafımda değildi.
---
Ders çıkışında proje için toplandık.
Alya da öğretmenden bir şey sormak için sınıfta kalmıştı.
Ben notlarla uğraşıyordum.
Ama dikkatimi toplamakta zorlanıyordum.
Çünkü birkaç sıra ileride Aras ve Alya konuşuyordu.
Arada sırada gülüyorlardı.
Ve bu durumun beni rahatsız etmesi için hiçbir sebep yoktu.
Gerçekten hiçbir sebep.
"Sen kıskandın mı?"
Erva'nın sesiyle irkildim.
"NE?"
Sesim gereğinden fazla yüksek çıkmıştı.
Eren bile dönüp baktı.
Erva sırıtıyordu.
"Ooo."
dedi.
"Bu tepkiyi not ediyorum."
"Kıskanmadım."
"Tamam."
"Gerçekten."
"Tamam."
En sinir bozucu şey, bana inanmadığını açıkça belli etmesiydi.
---
Akşam eve döndüğümde moralim bozuktu.
Sebebini bilmiyordum.
Ya da biliyordum ama kabul etmek istemiyordum.
Telefonum titredi.
İsimsiz.
Her zamanki gibi.
"Bugün iyi görünmüyordun."
Mesajı görünce doğruldum.
"Sen nereden biliyorsun?"
Bu soruyu artık yüzlerce kez sormuştum.
Ama yine de sordum.
Cevap geldi.
"Çünkü seni tanıyorum."
İç çektim.
Aynı cevap.
Yine aynı cevap.
Sonra yeni bir mesaj düştü.
"Bir şey mi oldu?"
Telefon ekranına baktım.
Bir süre düşündüm.
Sonra yazdım.
"Saçma bir şey."
"Anlat."
Bir an tereddüt ettim.
Ama sonunda yazdım.
"Birini başka biriyle görünce canım sıkıldı."
Mesaj gönderildi.
Ve ilk kez...
Uzun süre cevap gelmedi.
Dakikalar geçti.
Sonunda ekran aydınlandı.
"Belki de canının neden sıkıldığını biliyorsundur."
Kalbim hızlandı.
Çünkü ben de biliyordum.
Sadece kendime söylemek istemiyordum.
O gece uyumadan önce son düşündüğüm şey Aras'tı.
Ve bu durum artık inkâr edemeyeceğim kadar açıktı.
Sorun şu ki...
Anonim hesabın kim olduğunu hâlâ bilmiyordum.
Ama Aras'ın benim için ne olmaya başladığını yavaş yavaş anlamaya başlıyordum.