"Bazen gerçeği öğrenmek istersin. Ama öğrendiğinde ne yapacağını bilmezsin."
15. bölümden sonra aklım tamamen karışmıştı.
Nereye baksam bir ipucu görüyordum.
Aras'ın söyledikleri.
Anonim hesabın söyledikleri.
Eren'in davranışları.
Hepsi birbirine karışmaya başlamıştı.
Belki de gerçekten fazla düşünüyordum.
Ya da sonunda doğru yere bakıyordum.
---
Sabah okula giderken Erva'yı aradım.
Telefonu üçüncü çalışta açtı.
"Hayır."
dedi.
"Ne hayırı?"
"Bir şey isteyeceksin."
"Hayır."
"Kesin isteyeceksin."
İç çektim.
"Bana yardım etmen lazım."
"BAK GÖRDÜN MÜ?"
Telefonu kulağımdan uzaklaştırdım.
Bu kızın sesi gerektiğinden çok daha yüksekti.
"Neyse."
dedi.
"Anlat."
Bir süre sustum.
Sonra söyledim.
"Birini test etmek istiyorum."
Erva iki saniye sessiz kaldı.
Ardından:
"Cinayet mi?"
"NE?"
"Tamam, tamam. Devam et."
---
Okula vardığımızda planımı anlattım.
Aslında çok basit bir plandı.
Anonim hesaba söyleyeceğim bir şeyi okulda takip edecektim.
Eğer aynı şey kısa süre sonra Aras'ın ağzından çıkarsa...
Bu önemli bir ipucu olabilirdi.
Kesin kanıt değil.
Ama bir başlangıç.
"Bu işe yarayabilir."
dedi Defne.
Erva başını salladı.
"Ben hâlâ cinayet kısmını daha ilginç buluyorum."
"Orada cinayet yoktu."
"Henüz."
---
Öğle arasında anonim hesaba mesaj attım.
Normalde akşamları konuşurduk.
Bu yüzden biraz garip hissettim.
"Bugün moralim bozuk."
yazdım.
Cevap birkaç dakika içinde geldi.
"Neden?"
Tam da bunu bekliyordum.
Telefonun ekranına baktım.
Sonra yalan söyledim.
"Çocukken en sevdiğim bilekliğimi kaybettim."
Mesajı gönderince suçlu hissettim.
Ama merakım daha ağır basıyordu.
Anonim hesap cevap verdi:
"Belki bir gün bulursun."
Bu kadar.
Başka bir şey yazmadı.
---
Ders çıkışına yakın grup çalışması için yine boş sınıfta toplandık.
Projeyi bitirmemize çok az kalmıştı.
Defne bilgisayarla uğraşıyordu.
Eren notları düzenliyordu.
Mert sıkılmıştı.
Erva ise camdan dışarı bakıyordu.
"Bir gün buradan kaçacağım."
dedi.
"Ve nereye gideceksin?"
diye sordum.
"Bilmem."
Bir an düşündü.
"Belki İtalya."
"Niye?"
"Pizza."
Kimse bu mantığı sorgulamadı.
Çünkü Erva'dan beklenirdi.
---
Tam o sırada kalemim elimden düştü.
Yere eğildim.
Aslında dikkatim başka yerdeydi.
Aras'taydı.
Onu dinliyordum.
Bir şey söylemesini bekliyordum.
Herhangi bir şey.
Ama hiçbir şey olmadı.
Dakikalar geçti.
Aras kaybolan bilekliklerden bahsetmedi.
Üzgün görünmemle ilgili bir şey söylemedi.
Hiçbir şey.
İçimdeki heyecan yavaş yavaş söndü.
Belki de gerçekten saçmalıyordum.
---
Eve döndüğümde kendime kızıyordum.
Bir hikâye kurmuş ve ona inanmıştım.
Belki de anonim hesap sadece anonim hesaptı.
Belki de Aras sadece Aras'tı.
Telefonum titredi.
Mesaj gelmişti.
İsimsiz.
"Bugün daha iyi misin?"
Bir an durdum.
"Neden?"
yazdım.
Cevap geldi.
"Bilekliğin yüzünden üzgündün."
Kalbim duracak gibi oldu.
Ekrana baktım.
Tekrar okudum.
Sonra bir daha.
Çünkü o bileklik meselesini...
Bugün sadece anonim hesaba söylemiştim.
Hiç kimseye.
Ama hiç kimseye anlatmamıştım.
Ellerim titremeye başladı.
Bu bir kanıttı.
Kesin bir kanıt değil.
Ama önemliydi.
Çok önemliydi.
Tam cevap yazacakken ikinci mesaj geldi.
"Bu arada..."
Mesajın devamı geldiğinde nefesimi tuttum.
"Bence gerçekten bir gün bulursun."
Aynı cümle.
Öğlen söylediği cümlenin aynısı.
Telefonu elimde sımsıkı tuttum.
Artık emindim.
Anonim hesap beni tanıyordu.
Gerçekten tanıyordu.
Sorun şu ki...
Hâlâ bunun Aras olup olmadığını bilmiyordum.
Ama ilk kez doğru yolda olduğumu hissediyordum.