"Bazı gerçekler söylenmez. Ama herkes tarafından hissedilir."
Okula girdiğim anda bir şeylerin farklı olduğunu hissettim.
Tam olarak ne olduğunu bilmiyordum.
Ama herkesin bana baktığı o kısa anlar…
Rahatsız ediciydi.
Erva beni koridorun ortasında yakaladı.
Gözleri parlıyordu.
Bu asla iyi bir işaret değildi.
"SEN."
dedi.
"Ne yaptım?"
"Sadece söyle."
"Ne söyleyeceğim?"
Erva dramatik bir şekilde etrafına baktı.
"Aras."
İç çektim.
"Ne olmuş Aras'a?"
"Ne olmuş mu?"
dedi sesini yükselterek.
"Yağmur. Kafe. Şemsiye."
Bir an durdum.
"...Nereden biliyorsun?"
Erva sanki büyük bir sır çözmüş gibi gülümsedi.
"Bütün okul biliyor."
Gözlerim büyüdü.
"Ne?"
"Tamam, abarttım."
dedi Defne araya girerek.
"Ama birkaç kişi görmüş."
"Bir şey yapmadık."
dedim hemen.
Erva kaşlarını kaldırdı.
"Bir şey yapmadığınızı kim söyledi?"
O an sinirden güldüm.
"Erva."
"Tamam tamam."
Ama belli ki hiç tamam değildi.
---
Sınıfa girdiğimde Aras çoktan yerindeydi.
Beni görür görmez kısa bir bakış attı.
Sonra önüne döndü.
Bu normal değildi.
Aras genelde laf atardı.
Şaka yapardı.
Sinir bozardı.
Ama bugün…
Sessizdi.
Bu daha kötüydü.
Sırama geçtim.
Tam oturacaktım ki Eren arkadan Aras’a eğildi.
Bir şey söyledi.
Aras’ın yüz ifadesi değişti.
Bir saniyelik.
Ama ben gördüm.
Eren hızlıca etrafına baktı.
Sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi geri çekildi.
İçimde garip bir his oluştu.
Ama ne olduğunu anlayamadım.
---
Öğle arasında kantine indiğimizde Erva hâlâ konuşuyordu.
"Bak."
dedi.
"Bence bir şeyler var."
"Ne gibi?"
dedim.
"Aras sana farklı davranıyor."
"Hayır."
"Evet."
Defne iç çekti.
"Erva, herkes herkese farklı davranır."
"Bu farklı bir farklılık."
Bu cümle bile saçmaydı.
Ama nedense kafama takıldı.
Tam o sırada karşı masada Mert bağırdı.
"EREN!"
Eren irkildi.
"Ne var?"
"Az önce Aras’a ne dedin?"
Kantindeki birkaç kişi döndü.
Aras başını kaldırdı.
"Eren."
dedi uyarı gibi.
Eren bir an sustu.
Sonra hızlıca güldü.
"Hiç."
Ama o “hiç” çok uzun sürmüştü.
Ve bu beni rahatsız etti.
---
Ders çıkışında herkes dağıldı.
Ben Defne ve Erva ile yürüyordum.
Erva hâlâ aynı konuyu konuşuyordu.
"Kesin bir şey var."
"Erva."
"Asya."
"Yeter."
Bir an sustu.
Sonra fısıldadı.
"Tamam ama sana şunu söyleyeyim… Aras seni izliyor."
O an istemsizce arkamı döndüm.
Ama Aras orada değildi.
Yine de içimde tuhaf bir şey kaldı.
---
Akşam odama geçtiğimde yorgundum.
Telefonumu açtım.
İsimsiz mesaj çoktan gelmişti.
"Bugün çok konuşulan bir gün olmuş."
Bir an durdum.
Kaşlarımı çattım.
"Ne demek istiyorsun?"
"İnsanlar bazı şeyleri çabuk fark eder."
Kalbim hızlandı.
"Sen nereden biliyorsun?"
Bir süre cevap gelmedi.
Bu beklemek rahatsız ediciydi.
Sonunda mesaj düştü.
"Bazı şeyleri bilmek zor değil."
Ekrana baktım.
Bu sefer içimdeki his farklıydı.
Sadece merak değil.
Biraz da şüpheydi.
Ve ilk kez düşündüm:
Bu çocuk gerçekten kimdi?
Ve neden her şeyi bu kadar iyi biliyordu?