"Bazı insanlar hayatımıza kapıdan girmez; bir bildirim sesiyle gelir."
Geceyi seviyordum.
İnsanların sustuğu, şehrin yavaşladığı ve düşüncelerin daha yüksek sesle konuşmaya başladığı saatleri...
Ama o gece farklıydı.
Telefonum yatağımın yanında duruyordu.
Ben ise üçüncü kez aynı videoyu izliyormuş gibi yapıyordum.
Aslında izlemiyordum.
Canım sıkılıyordu.
Hem de çok.
Yaz tatilinin son günleri her zaman böyle geçerdi.
Ne tam tatilde hissederdim kendimi ne de okul başlamış gibi.
Arada kalmışlık hissi.
En nefret ettiğim şeylerden biri.
Telefon ekranını kaydırırken karşıma bir anonim hesap çıktı.
Profil fotoğrafı yoktu.
Takipçi sayısı gizliydi.
Paylaşımı da yoktu.
Normalde böyle hesapları umursamazdım.
Ama can sıkıntısı insana mantıksız şeyler yaptırıyordu.
Profiline girdim.
Boştu.
Tam çıkacakken telefonuma bildirim geldi.
Mesaj.
Kaşlarımı çattım.
Mesaj atan kişi az önce baktığım hesaptı.
Bir an ekrana baktım.
Sonra mesajı açtım.
"Bu kadar uzun süre profile bakınca insan merak ediyor."
Şaşkınlıkla doğruldum.
Ne?
Bir an cevap vermemeyi düşündüm.
Ama merak ağır bastı.
"İnsanların profiline bakmak suç mu?"
Mesajı gönderdim.
Karşı taraf neredeyse anında cevap verdi.
"Duruma göre değişir."
İstemeden gülümsedim.
"Senin durumun ne?"
"Bilmiyorum."
"Yardımcı olayım mı?"
"Bence hayır."
Birkaç saniye cevap gelmedi.
Tam telefonu bırakacakken yeni mesaj geldi.
"Komikmişsin."
"Tanımadığın biri hakkında büyük iddia."
"Sen de beni tanımıyorsun."
Haklıydı.
Garip şekilde haklıydı.
Telefonu elimde çevirirken yeni mesaj geldi.
"Yarın okul var mı?"
Bir an duraksadım.
"Maalesef."
"Demek öğrencisin."
"Demek sen de."
"Belki."
Gözlerimi devirdim.
"Gizemli olmaya çalışma."
"İşe yarıyor ama."
İstemeden güldüm.
Bu çocuk kimdi bilmiyordum.
Ama konuşması eğlenceliydi.
Saat ilerledikçe konuştuk.
Müziklerden.
Filmlerden.
Sevmediğimiz şeylerden.
Uyku düzenimizin ne kadar berbat olduğundan.
Normalde tanımadığım biriyle bu kadar konuşmazdım.
Ama garip şekilde rahattı.
Çünkü kim olduğumu bilmiyordu.
Ben de onun kim olduğunu bilmiyordum.
Yargılanma korkusu yoktu.
Beklenti yoktu.
Sadece sohbet vardı.
Bir ara saate baktım.
00.47.
"Yarın okul var."
yazdım.
"Farkındayım."
"Uyumam lazım."
"Uyuyabilirsin."
"Beni tutan yok."
"Bunu görmek güzel."
Kaşlarımı çattım.
"Ne?"
"İlk kez mantıklı bir şey söylediğini."
Telefon ekranına baktım.
Sonra güldüm.
"İyi geceler."
Mesajı gönderdim.
Birkaç saniye sonra cevap geldi.
"İyi geceler."
Telefonu komodinin üzerine bıraktım.
Odam sessizdi.
Ama nedense artık sıkılmıyordum.
Tavana bakarken aklıma son konuşmamız geldi.
Adını bilmiyordum.
Yüzünü bilmiyordum.
Hatta gerçek olup olmadığını bile bilmiyordum.
Ama uzun zamandır ilk kez biriyle konuşurken zamanın nasıl geçtiğini fark etmemiştim.
Gözlerimi kapattım.
Ve fark etmeden gülümsedim.
Bilmediğim şey ise bunun sadece bir başlangıç olduğuydu.