İçeriğe geç

BİR MELEK MASALI

Bölüm 8 · 2 dk okuma

BİR MELEK MASALI

Bölüm 8

YENİ BİR BAĞ

Ertesi sabah Anastasia, kafenin üst katındaki küçük ama huzurlu odasında uyandı. İnsan formunda uyumak da onun için yeni bir deneyimdi ama dinlenmiş hissediyordu. Aşağı indiğinde, Kayen’i tezgahın arkasında dükkanı açmaya hazırlanırken buldu. Anastasia, kendisine gösterilen bu büyük iyiliğin altında kalamazdı; minnettarlığını kanıtlamalı ve bu insanlara yük olmadığını göstermeliydi.

Hemen Kayen’in yanına gidip kollarını sıvadı. "Ben hazırım," dedi kararlı bir sesle. "Bugün dükkanda ne iş varsa ben yapacağım."

Kayen şaşırarak kaşlarını kaldırdı. "Gerek yok Anastasia, sen bizim misafirimizsin. Dinlenmene bak."

Ancak genç melek inatçıydı. "Hayır, Kayen. Bana sığınacak bir yer verdiniz, ben de yardım etmek istiyorum. Lütfen inat etme," diyerek tezgahın üzerindeki bezleri aldı. Onun bu tatlı inadı karşısında Kayen pes etmek zorunda kaldı ve hafifçe gülümseyerek başını salladı.

Anastasia’nın görevi basitti: Gelen misafirlerin siparişlerini almak, mutfaktan çıkan sıcak tabakları ve çayları masalara götürmekti. Gün boyu dükkanın içinde bir o yana bir bu yana koşturdu. O mavi ve mor gözleriyle müşterilere öyle içten, öyle ışıl ışıl gülümsüyordu ki, normalde asık suratlı olan Avcıların bile yüzünde güller açıyordu. Kimse ona kötü gözle bakmıyor, aksine onun bu saf enerjisine hayran kalıyorlardı.

---

Öğleden sonra, kafenin kapısındaki pirinç çıngırak bir kez daha neşeyle tınladı. İçeriye, dışarıdan bakıldığında tam da Anastasia ile aynı yaşlarda görünen genç bir kadın girdi. Tabii ki Anastasia asırlardır yaşayan bir melek olduğu için zamansız bir varlıktı, ama insan formu onu tam bir genç kız gibi gösteriyordu.

Gelen kadının gece karası upuzun saçları ve kor gibi parlayan kıpkırmızı gözleri vardı. Hatları o kadar zarif ama bir o kadar da tanıdıktı ki, dışarıdan bakan biri onun Kayen ile bağını anında çözebilirdi. Bu kız, Kayen’in kız kardeşi **Rhea**’ydı.

Rhea içeri girer girmez abisine seslenecekti ki, elinde tepsiyle masaların arasında süzülen Anastasia’yı gördü. İki kızın gözleri havada buluştu. Rhea, Anastasia’nın o eşsiz, iki farklı renkteki gözlerini fark edince adımları yavaşladı. Şaşkınlıkla karışık bir hayranlıkla ona bakakaldı.

Kayen tezgahın arkasından seslendi: "Rhea, geldin mi? Bak, bu Anastasia. Birkaç gün bizimle kalacak."

Rhea, Anastasia’nın yanına doğru adımladı. Yüzünde sıcak, cana yakın bir tebessüm belirdi. "Demek abimin bahsettiği o gizemli misafir sensin," dedi neşeyle. "Gözlerin... Gerçekten çok büyüleyici. Ben Rhea, Kayen'in kız kardeşiyim."

Anastasia, Rhea’nın bu samimi ve enerjik tavrından anında etkilendi. Cennet'teki dışlanmışlığından sonra, insan dünyasında peş peşe böyle güzel ruhlarla karşılaşmak içindeki tüm korkuları eritiyordu.

"Tanıştığımıza çok memnun oldum, Rhea," dedi Anastasia içtenlikle.

Kısa süre içinde iki kız, sanki yıllardır birbirlerini tanıyorlarmış gibi derin bir sohbete daldılar. Rhea, kasabanın hiyerarşisini, insanların neden onlardan korktuğunu anlatırken; Anastasia da (kendi sırlarını saklayarak) sadece uzak bir diyardan geldiğini ve bu dünyaya alışmaya çalıştığını paylaştı. Rhea’nın gelişi, Anastasia’nın beklemek zorunda olduğu bu zorlu günleri bir nebze de olsa güzelleştirmiş, ona bu karanlık dünyada sıcacık bir arkadaşlık kazandırmıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.