2 gün geçmişti. O adamı öyle kanlar içinde yerde gördüğüm adamın üzerinden 2 gün geçmişti. Bağırma sesleri artık kabus gibiydi. Dayanamıyordum resmen korkudan ağlıyordum. Gözlerimi kırpıştıp hızlıca sildim.
Hızlı bir şekilde altıma siyah tayt ve üstüme beyaz sweatshirt ve soft mavi hırkamı giyindim. Bugün hava yağmurluydu. Eskimiş siyah botlarımı giyinip dışarı çıktım. Hızlı adımlarla korkunç seslerin bulunduğu evin önüne geldim.
Kapının önünde iki insan vardı. Yanlarına yaklaştım. Adamların gözleri aynı anda bana döndü, çok ciddi görünüyorlardı.
"Şey pardon kusura bakmayın ben evin sahibiyle görüşecektim acaba müsait mi ?" Siyah saçlı adam beni baştan aşağı süzüp "Niye efendimizle görüşmek istiyorsunuz acaba ?"
Yutkundum ilk defa bir insanla konuşmak beni heyecanlandırmıştı. "Ş-şey seslerden dolayı ben yan komşunuzumda. Garip garip bağırma sesleri duyuyorum ve bu beni korkutuyor." Hızlı ve tiz çıkan sesimden dolayı utanmıştım.
Sarışın olan adamın suratına baktım. Adam gülümsedi ve beni baştan aşağı süzdü. Bu beni rahatsız etmişti. Hırkanın eteğinden tutup iyice aşağıya indirmeye çalıştım. Siyah saçlı adam eline bir nesne aldı ve konuşmaya başladı.
Bir şeyler söylenip elindeki nesneye bir kere dokunup cebine koydu. Kapıyı açtı. İçeri girdim adamlardan biri benimle beraber içeri girdi kapıda diğer kapıda bizi sakin ve güler yüzlü bir kadın karşıladı.
Bende gülümsedim kadın beni yönlendirmeye başladı. Büyük bir masalı odaya geldiğimizde beni masanın karşı tarafına işaret ederek oturmamı söyledi.
Bende hiçbir şey sormadan oturdum ta ki karşımda ki adamı fark edene kadar adam bana dikkatli bir şekilde bakıyordu ve baştan aşağı süzüyordu. Sanki beni ezberlemek istermiş gibi.
Gülümsedim "Merhaba." Adam geniş bir şekilde gülümsedi. "Merhaba." Adamın sesi çok etkileyiciydi. Yanaklarımın yandığını hissettim ve adama hayranlıkla bakarak. "Vay sesiniz çok güzel ilk defa böyle güzel bir ses duyuyorum."
Adam bir anda söylediğim sözle tökezler gibi oldu ama sonra ciddi halini aldı. Alt dudağını yaladı "İlk defa mı böyle ses duyuyorsun." Alaylı bir şekilde gülümsedi.
"Görende derki ilk defa bir insanla konuşuyor." Söylediği sözler her ne kadar somurtmama neden olsa da konuşmaya devam ettim " Şey ben hayatım boyunca sadece babaannem ve babam haricinde başka kimseyle konuşmadım."
Adam şaşkın bir şekilde suratıma baktı. Yavaş yavaş kendine geldikten sonra bana bakıp konuşmaya devam etti "Ah bilmiyordum peki şuan ikisi nerde ?" Burukca gülümsedim ve içimde bir acı hissettim. Adamın gözlerinin içine baktım. "Ehe babaannem ben altı yaşındayken ölmüştü babamda ben 18 yaşındayken beni bırakıp gitmişti."
Adam afallar gibi oldu. "Peki şuan kaç yaşındasın ? Annen de yaşıyor mu ?" Adamın sorusuyla hafif gözlerim doldu. "Babamın söylediğine göre ben doğduğumda annem beyin kanserinden ölmüş."
Bir anda babamın bana işkence eder gibi dövdüğü günler geldi aklıma. Gözlerimi sıkıca yumdum kafamı aşağı eğdim ve ellerimi yumruk yaptım.
Babamın beni öldürmek ister gibi hiç durmadan kemeriyle vücuduma morluklar bırakana kadar dövmesi, beni öldürene kadar boğmaya çalışması şimdi neler neler aklıma gelmesi bile vücudum da ağrılar oluşmasına neden oldu.
(Enes 16 yaşındayken)
"SENİN GİBİ EVLAT OLMAZ OLSUN GEBER."
Enes'in babası elinde ki kemeriyle vuruyordu sadece bir bardak kırdığı için deli gibi dövüyordu. Enes elleriyle vücudunu siper etmiş babası daha fazla canını yakmasın diye eliylen engelleye bileceğini zannediyordu.
Babasının vuruşlarına dayanamayan Enes artık bilinci kapanmaya başlamıştı. Gözüne elinde annesinden ona hatıra kalan pembe anahtarlığa baktı ve yavaş yavaş gözleri kapanmaya başladı.
Bayılmadan önce hatırladığı en son şey buydu.
