İçeriğe geç

Bir Mahalle,İki inat

Bölüm 3 · 5 dk okuma

Bir Mahalle,İki inat

Bölüm 3

༺ ❀ ༻ Bir Borcam, Bin Dedikodu ༺ ❀ ༻

Herkese iyi okumalar🌷

****

"Üçüncü katta başlayan küçük bir an,

sabaha kadar bütün mahallenin hikâyesine dönüşecekti."

****

Duru Yalın

Ali'yi kapıda beklemediğim için ona baktım oda bana bakıyordu

"Ne işin var senin burda!?"

"Belediye kutu dağıtıyordu onun için geldim"

"Sabır yarabbim,dalga geçmeden desene!"

"Topuklu ayakkabın yüzünden... Kendimi suçlu hissettim. Sana yenisini getirdim."

Önce kutuya, sonra Ali'ye baktım. Gün içinde yaşanan tartışma gözümün önünden geçti.

"Bu saatte mi?" Diye kaşımı kaldırdım.

Ali mahcup bir gülümsemeyle başını kaşıdı.

"Sabaha kadar vicdanım rahat etmeyecekti."

istemsizce gülümsedim ama bunu belli etmemek için yüzümü çevirdim.

"Bir dakika..." dedim. "Şu halime bak."

Ali dağınık bir kahkaha attı.

"Bence... gayet komik görünüyorsun."

Kafamı çevirip gözlerimi kısıp ona baktım.

"Demek benimle dalga geçiyorsun?"

"Estağfurullah"

"Neyse beni bu şekilde gördün ama aklından sil bu halimi ayakkabı içinde teşekkür ederim bu arada"

Ali kutuyu bana verdiğinde ellerimiz istemsizce birbirine deydi Ali hızla ellini çekerken bende hızla kutuyu aldım oldukça bu haliyle şıktı siyah eşofman takımı gözlüğü sakaları ve yüz hatı iyidi Ali ile birbirimize bakarken alt kattan kapı açılma sesi geldi umursamadım çünkü bu saatte ya alt komşuların kocaları gelirdi yada çöp atmaya çıkardı ayak sesleri yukarıya doğru gelmeye başlayınca panik oldum elimdeki kutuyu telaştan sıktığımı bile fark etmemiştim Ali bana şaşkın gözlerle bakıyordu

"Ne oldu bir telaşlandın?"

"Iı..şey..Ali artık git-"

Sözüm yarım kalmıştı çünkü Meltem Teyze "Abo" Sesi yüzünden bütün odak onda olmuştu elinde borcam kabı ile bize doğru geliyordu

"Meltem Teyze hayırdır bu saatte?"

"Anangilin tabağını getirdim ama yanlış zamanda geldim herhal"

İmalı gülüşünü yapıo Ali ile Bana bakıyordu

"Yoo gelmedin Meltem Teyze hem buda gidiyordu zaten yolcu edecektim sen geldin"

"Tabi tabi kesin öyledir"

"Meltem Teyze sandığın gibi değil bak"

Aliye kaş göz yapıp gitmesini işaret ediyordum

"Ben gidiyim en iyisi"

"Çok iyi olur iyi akşamlar"

"İyi akşamlar Duru hanım"

Ali arkasını dönüp merdivenlerden inmeye başlamıştı Meltem teyzeyi içeri davet ettiğimde hiç ısrar etmeden içeri geçit annem Meltem teyzeyi görüp "Hoşgeldin Meltem" dedi Meltem teyze "hoşbuldum" Dedi Daha fazla bu halimle rezil olmamak için odama geldim yüzümdeki kil meskesini temizleyil üstüme eşofman takımı giydim.Mutfağa geldiğimde Meltem Teyze bir şey anlatıyordu muhtemelen az önce Ali ile beni görüp anneme diyordu Babam oturma odasında çayını içip Futbol maçı seyrediyordu babam Trabzonspor'u tutuyordu yalan yok bende tutuyordum Annem takım tutmuyordu bende maçtan pek anlamam ama olsun yani herkes kendi halinde takılıyordu bu saatte dışarı çıkmam yasak ama evde can sıkıntısından patlıyordum babamın yanında oturursam ıyıce sıkılırdım Annem ve Meltem teyzenin yanına gelip kendime bir çay doldurdum benim hakkımda dedikodu yapmıyordular Ali'nin eski nişanlısı hakında dedikodu yapıyordular...

Meltem Teyze "saat geç oldu kocam evde beni bekliyor" Diyip gitmişti anneme mutfağı toplamakta yardım etmiştim Annem babamın yanına geçince bende odama geçtim bilgisayarı açtığımda Elif çiceklerin üstüne yazılacak notları atmıştı bana Anneler için“Bir çocuğun ilk öğretmeni, ilk kahramanı annesidir. Sevginiz ve emeğiniz için teşekkür ederim.” Altında

Sevgilerimle Elif Öğretmen yazıyordu öğrencileri içinde“Küçük ellerinle büyük hayaller kurmaya devam et.” yazılacaktı Erkekler için Arabalı not kağıdı olucaktı Kızlar için pembe Lâle not kağıdı olucaktı Anneler içinde Kırmızı Gül not kağıdı olucaktı...

༺ ❀ ༻

Sabah esnafların kepenk sesiyle kalkmıştım kuşların cikcik sesi,Sokak kedilerin miyavlaması,sokak köpeklerinin havlaması ve daha fazlası bugün çok işim vardı...

Yataktan kalkıp elimi yüzümü yıkadım banyodan çıkıp dolabımdaki elbiselere baktım ne giysem ki diye düşünmeye başladım...

Dolabımdan beyaz zemin üzerine pembe çiçeklerle süslenmiş, uzun elbisemi çıkardım. İnce askılarındaki küçük fiyonklar elbiseye zarif ve romantik bir hava katıyordu.

Gözüm yatağın üzerinde duran pembe topuklulara kaydı.

Dün sabah kırılan topuklularımın yerine Ali'nin aldığı ayakkabılardı bunlar. Özür hediyesi olarak almıştı.

Ayakkabıları elime alıp birkaç saniye baktım. Dün yaşananları düşününce istemsizce gülümsedim.

“Demek özür dilemeyi böyle biliyorsun…” diye mırıldandım

Pembe topukluları ayağıma geçirip aynanın karşısına geçtim. Elbiseyle öylesine güzel uyum sağlamışlardı ki, Ali'nin seçimini beğendiğimi kendime itiraf etmek zorunda kaldım.

Daha fazla oyalanmadan makyaj masamın önüne geldim saçlarım kendiliğinden dalgalı olduğu için taradım hafif bir makyaj yapıp çantamı elime aldım son olarak çicek gibi kokan parfümümü sıktım artık hazırdım...

༺ ❀ ༻

Dükkanımın önüne geldiğimde çantamdan anahtarı çıkardım dükkanı açıp içeri girdim havasız olduğu için camlarımı açtım çiçceklerimi sulayıp Arkadaşımın siparişlerini hazırlamaya başladım...

Siparişler bitince notlar kalmıştı tek sıkıntı hepsini tek tek yazmam gerekiyordu Mavi mürekkepli kalem alıp bir kağıdın üzerine denedim yazıyordu Elif'in belirtiği gibi not kağıtlarına tek tek yazdım...

İşim bittiğinde pembe lalelerle bezenmiş hasır sepetin içine koydum gülleri...

Ali Çınar

Sabahın telaşı biraz olsun dinmiş, öğlene de daha vardı. Dükkânın tamiratı bugün bitecekti. Ustalar içeride son işlerini hallederken benim de yapacak pek bir şeyim kalmamıştı.

Ben de kısa bir çay içmek için kahvehaneye geçtim.

İçerisi her zamanki gibiydi. Birkaç masa doluydu. Tavla taşlarının sesi ve çay kaşıklarının bardaklara vuruşu birbirine karışıyordu.

Boş bir sandalyeye oturup çayımı söyledim.

Çayım daha gelmeden mahalleden bir adam yanıma ilişti. Önce yüzüme baktı, sonra ağzının kenarında rahatsız edici bir gülümseme belirdi.

“Ee Ali… Bakıyorum da dün gece Duru'nun yanındasın.”

Kaşlarımı çattım.

“Evet. Yanındaydım. Ne olmuş?”

Adam hafifçe güldü.

“Ne olacak? Daha dün gece Duru'yla baş başa kalmışsın. Mahalle de bunu konuşuyor.”

Ne demek istediğini anlamıştım. Lafı açık açık söylemese de ima ettiği şey belliydi.

Çayım önüme geldi. Bardağı elime aldım ama bir yudum bile içmeden adama baktım.

“Mahallede konuşacak konu kalmadıysa, onlara yeni konu bulmalarını söyle.”

Adam sırıtarak arkasına yaslandı.

“Yoksa dokunuyor mu Duru hakkında konuşmamız?”

Bardağı masaya bıraktım.

“Duru'nun adını ağzına alırken dikkatli ol.”

Adam birkaç saniye yüzüme baktı. Sonra alaycı bir şekilde güldü.

“Ne oldu Ali? Daha dün gece Duru'nun yanındaydın diye hemen sinirlendin.”

Kaşlarımı çattım.

“Duru'yu dün görmedim ki. Daha önce de gördüm.”

“Öyle mi?” dedi, sırıtarak. “Demek önceden de gözün üzerindeydi.”

“Saçmalama.”

Duru'yu daha önce birkaç kez görmüştüm. Çiçekçisinin önünden geçerken denk gelirdik. Bazen elinde çiçeklerle dükkânın önünde olurdu, bazen de kendi halinde kahvesini içerdi.

Ama dün gece farklıydı.

İlk kez doğru düzgün konuşmuştuk.

Adam çayından bir yudum aldı.

“Dün gece bayağı samimiymişsiniz ama.”

Bakışlarımı ona çevirdim.

“Sen bizi mi izliyordun?”

“Mahallede gözden kaçan bir şey olmuyor.”

“Her gördüğünüz şeyi de konuşmanız gerekmiyor.”

Adam kahkaha attı.

“Ne var canım? Duru güzel kız. İnsan merak ediyor.”

Çay bardağını masaya bıraktım.

“Merakını kendine sakla.”

Adamın yüzündeki gülümseme kayboldu.

Ben ise sandalyeme yaslandım.

Daha dün gece Duru'yla konuşmuş olmamın mahallede bu kadar çabuk yayılacağını tahmin etmemiştim.

Ama asıl canımı sıkan, adamın Duru'nun adını ağzına alırken kullandığı o imalı sesti.

Duru hakkında konuşması neden bu kadar sinirimi bozuyordu?

Daha kötüsü, cevabını bildiğim bir soruyu kendime sormaktan kaçıyordum.

Galiba Duru, benim için sandığımdan biraz daha farklı bir yerde durmaya başlamıştı.

༺ ❀ ༻Bölüm Sonu ༺ ❀ ༻

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.