İçeriğe geç

Bir Kurt Sevdim

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Bir Kurt Sevdim

Bölüm 3

3

Okul uzun bir aradan sonra sonunda açılmıştı. Benim okulla aramda öyle tuhaf bir bağ vardı ki, araya değil bir hafta, birkaç saatlik bir mesafe girdiğinde bile kafamdaki her şey sıfırlanıyordu. Herkesi bir çırpıda silmeye dünden razıydım anlayacağınız. Aslında öğrenmeyi ve birçok öğrencinin aksine sınavları çok sevsem de mezun olmak için sabırsızlanıyordum ama ne yazık ki önümde hala koca iki yıl vardı. Binadan içeri adım attığımda, etrafı sanki bu okula ilk defa geliyormuş gibi yabancı gözlerle inceliyordum.

Aslında dün gece yaşadıklarımızdan sonra burası gerçekten de artık bildiğim o eski okul değildi.

Yeni müdürün açılış konuşması için hepimiz bahçede toplanmıştık. Yanımda duran Melis kıkırdamaya başlayınca dirseğimle onu sertçe susturdum çünkü tam o sırada müdür, mikrofonu tıslatarak sınıfı kırmızı boyaya bulayan "vandallardan" bahsediyordu.

"Çok akıllı zannediyorsunuz değil mi kendinizi?" diyordu kürsüden, gözlerini kalabalığın üzerinde gezdirerek. "Kamera kayıtlarını izlediğimizde kimmiş o akıllılar hepimiz göreceğiz. Ve onlara hak ettikleri ödülü bizzat takdim edeceğiz."

O an tüm bedenimin uyuştuğunu, kanımın çekildiğini hissettim. Yine de soğukkanlılığımı korumaya, etrafa "Benim hiçbir şeyden haberim yok" bakışları atmaya çalıştım. Melis ise sanki o an durumu tek fark eden kendisiymiş gibi kulağıma eğilmiş, "Bittik biz, kesin bittik," diye fısıldıyordu. Soğukkanlı olmak gibi bir huyu yoktu. İçinden yaşayamıyordu hiçbir şeyi. Benim gibi değildi. Dışarıdan sakin görünsem de içimden bildiğim tüm duaları okumaya başlamıştım bile.

Yani kayıtları izleseler en azından orada bizi parçalamak üzere olan kurdu da görürlerdi ama yine de bu aptallığın bir parçası olduğumu kimsenin bilmesini istemiyordum.

Ancak birkaç ders geçmesine rağmen hiçbir şey olmadı. Kimse sınıfa dalıp bizi müdürün odasına çağırmadı, kimse bizi sorgulamadı. Öğretmenler odasının önünden geçerken Melis'in yüzünde güller açıyordu. Benim bilmediğim ne biliyor olabilirdi ki bu kız?

"Korkma," dedi koluma girip beni koridorun köşesine çekerken. "Neşelen azıcık. Biri dün geceki kamera kayıtlarını sistemden tamamen silmiş. Müdür odasında sinir krizleri geçiriyormuş."

"Sen ciddi misin?" dedim, sesimi yükseltmemeye çalışarak etrafıma bakarken.

"Allah belamı versin ki doğru. Gördün mü bak, su akar yolunu bulur işte."

Gözlerimi devirdim. Daha on dakika önce bahçede korkudan altına kaçırmak üzere olan kızın bu ani özgüveni sinirimi bozuyordu ama bir şey söylemedim. Bu konunun artık tamamen kapanmasını istiyordum. Üstelik Melis ses tonunu ayarlayamıyordu ve birinin bizi duyacağı düşüncesi ödümü koparıyordu.

Sınıfa doğru yürürken etrafımızdaki her şey bir anda gözüme inanılmaz yapay görünmeye başladı. Bir haftadır okul kapalıydı. Eski müdür odasında ölü bulunmuştu. Öğrenciler teker teker kaybolmaya devam ediyordu. Ve en önemlisi, biz dün gece bu koridorlarda devasa bir kurt görmüştük. Buna rağmen herkes hiçbir şey olmamış gibi matematik sınavından ya da kimin kime çıkma teklif ettiğinden bahsediyordu. Dünya delirmişti de bir tek biz mi normal kalmıştık? Öyle bir dünyada yaşamak istediğimden emin değilim.

"Yine düşüncelere daldın." Melis'in sesi beni kendime getirdi.

"Aklımdan çıkmıyor."

"Fazla kasıyorsun. Biraz sal kanka. Kafayı yersin bak yemin ederim."

Tam ona cevap verecekken koridorun sonunda bir hareketlilik olduğunu fark ettik. Kalabalık ikiye ayrıldı ve aralarından bir grup öğrenci geçti. Koridor bir anlığına tamamen sessizleşmiş gibiydi. Bazı insanlar gerçekten de dikkat çekmek için ekstra bir çaba harcamak zorunda kalmazdı. Onlara bakmamak mümkün değildi.

Melis gözlerini devirdi. "Bir bunlar eksikti."

İstemsizce ben de döndüm baktım. Okulun en popüler, en dokunulmaz grubu koridordan ağır adımlarla geçiyordu. Gülüyor, kendi aralarında şakalaşıyor ve dünyadaki hiçbir şeyi umursamıyor gibi görünüyorlardı. Gözlerim gruptakilerin üzerinde gezinirken kumral bir kıza takılıp kaldı. Adı Damla'ydı. Onu simen tanıyordum ama nedense şu an bana çok farklı bir şekilde tanıdık gelmişti. İçimde tarif edemediğim kötü bir his uyandı. Saçlarında kırmızılık vardı. Gözlerimi kırpıştırdım. Sonra başımı iki yana salladım. Bu tabii ki hiçbir anlama gelmiyordu. Ne anlama gelebilirdi ki?

Üçüncü dersin ardından nihayet öğle arası başladı. Melis'le kantinde buluşup her zamanki gibi o berbat, kupkuru tostlardan aldık.

"Bak," dedi Melis, telefonunu neredeyse gözümün içine sokarak. "Bir tane daha var."

"Bir tane daha ne?"

"Kurt gördüğünü iddia eden biri daha."

Derin bir iç çektim. Gece boyunca ben de gizlice internetteki forumları taramış, kayıp ilanlarına bakmış ve dün gece gördüğümüz o şeyin mantıklı bir açıklamasını bulmaya çalışmıştım. Tahmin edersiniz ki elim boş kalmıştı.

"Düşünsene," dedi Melis tırnaklarını kemirerek. "Belki de okulun altında gizli bir laboratuvar vardır. Gizli bir deney falan?"

"Ders için bile laboratuvarımız yok."

"Peki ya burası lanetliyse?"

"Saçmalama."

"Belki de kurt adamlar-"

"Kesinlikle hayır."

Tam o sırada kafamı kaldırdım ve kantin kapısından giren biriyle göz göze geldim. Karşımda Ege duruyordu. Okula pek sık uğramazdı, uğradığında da her daim solgun ve hasta gibi görünürdü ama bu durum, okulun yarısının ona gizliden gizliye aşık olmasına asla engel olmazdı. Aslında ona ayrı bir hava katardı.

Bize doğru yürürken bir an için bizim masamıza oturacağını sanıp nefesimi tuttum. Ama meğer hemen arkamdaki boş masaya doğru ilerliyormuş. Yanımızdan geçip gitti. Onun benimle ne işi olacaktı ki zaten? Umurumda olduğundan falan değildi tabi ki... Muhtemelen hala dün gecenin şokundaydım ve en ufak bir şeyde geriliyordum. Aynen, kesinlikle ondandı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.