İçeriğe geç

Bir Kurt Sevdim

Bölüm 19 · 4 dk okuma

Bir Kurt Sevdim

Bölüm 19

19

Artık okula gitmek kesinlikle istemiyordum. Bir zamanlar okulu, öğrenmeyi, Melis'in sırada hemen yanımda saçmalayarak bir şeyler anlatmasını sevdiğimi hayal meyal hatırlıyordum... Her şeyin hala çok basit olduğu o eski günleri. Ama artık kendimi eskiden olduğum o neşeli kızın sadece kötü bir kopyası gibi hissediyordum. Onu taklit etmeye çalışan, ruhsuz bir taklitçi.

Hocalar da bendeki bu ani ve radikal değişimi fark etmeye başlamışlardı. Artık derslere neredeyse hiç katılmıyor, okulun kurallarını zerre umursamıyordum. Sıramda otururken dersi dinlemek yerine, kafamın içinde zihinsel halüsinasyonlar yaratmakla meşguldüm. Önce küçük, basit nesnelerle başladım. Sonra... Sonra Melis'i tamamen, kanlı canlı karşımda görmeye başladım. Sanki hiç gitmemiş, hiç ölmemiş gibi tam karşımdaki sırada oturmuş, bana aptalca şeylerden bahsediyordu. Ama biliyordum ki o da zihnimin yarattığı kusurlu bir kopyadan ibaretti.

Her şey normalmiş gibi davranmaya daha ne kadar devam edebilirdim, inanın bilmiyordum. Annem de bendeki tuhaflıkları sezip şüphelenmeye başlamıştı. Ona sadece ağır bir adet döneminden geçtiğimi söyleyip geçiştirmiştim. Normalde hayatım boyunca çaya elimi bile sürmezken, şimdi odamda sürekli Ege'nin sakinleştirici ot çayını demliyor, kupa kupa içiyordum. Saçım başım darmadağındı. Önceden kişisel bakımıma hep dikkat ederdim, kendimi hiç bu kadar salmamıştım.

Ama tuhaf olan şuydu ki kendimi dağılmış da hissetmiyordum. Bu açıklaması gerçekten çok güç bir duyguydu... Yeniden doğmuş gibiydim. Ve bu oldukça sancılı, zorlu bir doğumdu. Boktandı da. Çünkü şimdi hayatım boyunca asla düşünmediğim şeyleri düşünmek zorundaydım. Bu dünyadaki yerimi en baştan inşa etmek zorundaydım.

Şu lanet okula tek gelme sebebim Ege'ydi. Sürekli ama sürekli onu düşünüyordum. Bazen sırada oturmuş Melis'in hayalini izlerken, Ege aniden gelip karşıma oturuyordu. O an Melis'in hayaleti bir duman gibi havaya karışıp yok oluyordu. Geriye sadece Ege kalıyordu.

Yine de sürünün geri kalanıyla, özellikle de Damla ile asla anlaşabileceğimi sanmıyordum. Kurtlar beni aralarına tam olarak kabul edebilmiş değildi. Ben doğuştan bir kurt değildim ve onların gözünde, doğuştan olan safkan bir kurdun ölümüne sebep olmuştum. Bu yüzden Ege'den çok beni suçluyor, bana nefretle bakıyorlardı.

Damla ile okul bahçesinde buluştuk. Buluştuk diyorum ama bu önceden planlanmış bir şey değildi. Onu koridorda gördüm, göz göze geldik ve bir şekilde -muhtemelen o yeni keşfettiğim zihin gücünün yaydığı çekimle- ikimiz de kendimizi bahçede bulduk. Okul kalabalığından tamamen uzaklaşana kadar da tek kelime etmedik.

"Bak," dedim doğrudan konuya girerek. Gözlerim kan çanağı gibiydi, uykusuzdum. Tüm gece odamda illüzyonlar üzerine çalışmıştım ve bu yetenek insanın enerjisini resmen söküp götürüyordu. "Bu kasabadaki cinayetler artık bir son bulmalı."

Damla kollarını göğsünde birleştirdi. "Başka bir isteğin var mı?"

"Ciddiyim Damla. Sırf kendi zevkleriniz için masum herkesin hayatını riske atıyorsunuz."

Bana tiksinir gibi bakıyordu. Ona bakarken, bu sürünün beni gerçekten asla aralarına kabul etmeyeceğine bir kez daha tamamen emin olmuştum. İçimde en ufak bir şüphe bile kalmamıştı.

Hafifçe güldü, alaycıydı. "Ben senden emir almam Rüya."

"Bu bir emir değil," dedim. Sesim, kendimden bile beklemediğim bir tonda, dondurucu bir sakinlikle çıkmıştı. "Bu sadece bir uyarı."

Tek kaşını kaldırdı. "Yoksa ne yapacaksın?"

"Eğer tek bir masum insanın bile kılına zarar gelirse Damla, yemin ederim kurt cennetini boylarsın."

Artık gülmüyordu. Dudaklarındaki alaycı tebessüm dondu, kaşlarını öfkeyle çattı. "Kim senin götünü kaldırdı böyle?"

Cevap vermedim. Şakaklarım zonkluyor, başım deli gibi ağrıyordu. Daha fazla onun sesini duymak istemiyordum.

Ege'nin bize doğru yaklaştığını gördüm. Onu görmek kendimi biraz daha iyi hissetmemi sağladı. Yanımıza geldi ve hiçbir şey söylemeden kolunu direkt omzuma attı. Beni sahiplenir gibi sımsıkı çekti kendine.

Damla'nın gözleri önce omzumdaki güçlü kola, sonra da tek tek ikimizin suratına kaydı. O an, ilk defa onun Ege'ye karşı sadece bir sürü arkadaşlığından çok daha fazlasını, belki bir aşk hissettiğini anladım. Kıskançlık kokusu havaya yayılmıştı resmen.

"Yine neyin peşindesiniz siz?" diye sordu Ege. Sesi her zamanki gibi tatlıydı ama sorunun altındaki ciddiyet netti.

"Görüyorum ki senin için her şey çok çabuk normale dönmüş Ege," dedi Damla, sesi titriyordu. "Görüyorum ki Emir'i, kendi kardeşini çoktan unutmuşsun. Ne mutlu sana..." Bakışlarını bana çevirdi. "Yani daha doğrusu size. Yeni insan fahişenle sana ömür boyu mutluluklar."

Arkasını dönüp hızla, öfkeyle yürümeye başladı. Ege arkasından seslenince, adımları durdu ama yüzünü bize dönmedi.

"O artık bir insan değil. O artık bizden biri. Buna alışsan iyi olur. Alfaların kararı bu. Karşı mı geleceksin?"

Damla tek bir kelime bile etmeden yürümeye devam etti.

Bakışlarımı Ege'ye çevirdim. "Eğer böyle devam ederse onu öldüren ben olurum Ege. Artık daha fazla ölümün yaşanmasına, sevdiklerimin zarar görmesine izin vermeyeceğim," dedim, tüm dürüstlüğümle.

Ege hafifçe güldü. "Rüya..." dedi, gözlerinde hayranlık dolu bir parıltıyla. "Sen nasıl bir şey çıktın böyle ya?"

"Kurt olmak beni biraz değiştirdi sanırım," dedim şakaya vurarak. Ailemi, sevdiklerimi korumak için gerekirse tüm kasabayı katledebilirdim.

"Kurda dönüşmek senin kişiliğini sıfırdan değiştirmez Rüya," dedi Ege, bana doğru bir adım daha yaklaşarak. "Sadece içinde zaten var olan, bastırdığın o gerçek içgüdülerini daha çok ortaya çıkarır."

"Yani tüm bu hislerimin aslında ben olduğumu mu söylüyorsun?"

Cevap vermedi. Beni aniden belimden kavrayıp kendine doğru çekti ve dudaklarıma kapandı. Beklemiyordum ama bu sefer geri kaçmadım, gözlerimi kapatıp ona tamamen izin verdim.

Yavaşça geri çekildiğinde, suratında her zamanki tatlı sırıtış vardı.

Nefesimi toparlamaya çalışarak, "Bu... Bu neydi şimdi?" diye sordum.

"Gerçek seni sevmeye başladım," dedi, gözlerini gözlerimden ayırmadan. "Ama yine de akıllıca hareket etmek zorundasın."

"Aptal mı diyorsun yani bana?"

"Hayır," dedi ve yüzünü yüzüme yaklaştırıp doğrudan kulağıma doğru fısıldadı. "Diyorum ki, eğer bundan sonra adımlarına dikkat etmezsen... Hayatta en çok sevdiklerin zarar görür. Savaş başladı Rüya. Kazanmalarına izin verme."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.