İçeriğe geç

Bir Kurt Sevdim

Bölüm 17 · 3 dk okuma

Bir Kurt Sevdim

Bölüm 17

17

Beslenmeliydim. Gözlerimi açtığım an zihnimde yankılanan, beni deli eden tek düşünce buydu. Artık sadece odamın içini değil, tüm sokağı duyabiliyordum. Herkesi, her şeyi... Her yer katlanılamayacak kadar gürültülüydü. Ve her şeyden öte, korkunç bir şekilde açtım.

Dehşet içinde ellerime baktım. Şaka yapmıyorum, babamın kışın ortasında bile kazak giymiş gibi duran kollarından ve ellerinden çok daha kıllıydı. Hızla yataktan kalkıp aynanın karşısına geçtim. İnanamıyordum... Lanet olası her yanım kıllarla dolmaya başlamıştı. İşin yoksa lazerle uğraş dur şimdi. Kurt adamların canı cehenneme.

Çığlığı basacaktım ki, Ege ne yapacağımı saniyeler öncesinden anlamış gibi arkamdan fırlayıp eliyle ağzımı sımsıkı kapattı.

"Şşş! Sakin ol! Annenleri buraya, odana mı toplamak istiyorsun herkesi?" diye fısıldadı panikle.

Onu göğsünden sertçe itekledim ve yüzüne karşı hırladım. Evet, bildiğiniz gırtlağımdan gelen, vahşi bir hayvan gibi hırladım. Bu kurtadamlık meselesinde henüz birkaç saatlik yeni yetmeydim ama bedenim ne yapması, nasıl tepki vermesi gerektiğini benden bağımsız olarak çok iyi biliyordu. Aslında şu noktada kontrolün basbayağı bende olduğundan bile emin değildim. Direksiyonu içimdeki o canavar devralmıştı.

Tam o sırada koridordan annemin ayak seslerini duydum. Adımları odama doğru yaklaşıyordu. O an ne yapacağımı bilemedim, büyük bir panikle arkamı döndüm ve açık olan pencereden kendimi dışarıya fırlattım.

Neyse ki sabahın körü, günün gerçekten çok erken bir saatiydi ve sokakta pek kimse yoktu. Ege de hemen arkamdan pencereden atlamıştı. Koşarken elindeki kapüşonlu bol ceketi aceleyle üstüme fırlattı.

Kalbim göğüs kafesimi parçalayacakmış gibi atıyordu. Ege arkamdan sürekli bir şeyler anlatıyor, beni sakinleştirmeye çalışıyordu ama ben artık onun söylediklerinin yarısını bile duyamıyordum. Tüm algım tek bir şeye kilitlenmişti: Et.

Sokağın köşesinde, sırtında çantasıyla işe ya da okula giden talihsiz biri yürüyordu. Onu gördüğüm an ağzımın içi anında yoğun bir tükürükle doldu. Adamın göğsünün içindeki kalp atışları, kulağımda gümbürdemeye başladı. Beynim tamamen devre dışı kaldı. Hayatımda hiç koşmadığım bir hızla adama doğru koşmaya başladım.

Adam ne olduğunu bile anlayamadı. Üzerine atladığımda ikimiz de sertçe yere düştük. Tırnaklarımı adamın boğazına geçirip onu oracıkta parçalamak üzereydim ki, Ege arkadan gelip beni belimden sertçe geri çekti. Gözüm dönmüştü. Ona direnirken Ege'nin suratına birkaç yumruk fırlatmış olabilirim. İkimiz de asfaltın üzerinde yuvarlandık. Adam can havliyle ayağa kalkıp arkasına bile bakmadan kaçarken, ben hala ona bakıyor ve "Eğer şimdi peşinden koşarsam onu kolayca yakalayabilirim, hiçbir şey için geç değil, hala onu yiyebilirim" diye geçiriyordum içimden.

Ama Ege benden çok daha güçlü ve deneyimliydi. Ben henüz güçlerimi nasıl kontrol edeceğimi bilmiyordum. Beni yerde sımsıkı bastırarak sabitledi.

Sonunda adam gözden kaybolunca beni bıraktı. İkimiz de kaldırımın kenarında nefes nefese kalmıştık. Başımı öne eğdim. Ellerim hala titriyordu ama kıllar yavaş yavaş tenimin altına doğru çekilmeye başlamıştı.

"Bana... Bana ne oluyor böyle?" dedim ağlamaklı bir sesle.

Ege, bana baktı nefes nefese. "Dünyama hoş geldin Rüya."

"Hep böyle mi olacak?" diye sordum dehşetle. "Her saniye birilerini öldürmek mi isteyeceğim?"

"Evet, ilk zamanlar böyle hissettirecek," dedi dürüstçe. "Ama zamanla bu dürtüyü kontrol etmeyi öğreneceksin. Bu yüzden bize sadece kurt değil, kurt insanlar diyorlar. İçgüdülerinle sürekli savaşmak zorundasın."

Soluklanarak arkama yaslandım. "Kulağa gerçekten tam anlamıyla boktan geliyor."

Ege bu net tavrıma hafifçe gülümsedi. "Biliyorum, öyle. Hadi gel bakalım... Önce şu karnımızı insani yollarla doyuralım."

Neyse ki sabahın o saatinde açık bir kasap bulmayı başarmıştık. Ege'nin bir ton para döküp çırağa hazırlattığı çiğ, kanlı etleri bir köşede mideye indirdikten sonra, nihayet beynime oksijen gitti ve biraz da olsa kendime geldim. Etkisi inanılmazdı. Mideme giren o çiğ et sayesinde sesim de, dış görünüşüm de tamamen normale dönmeye, o korkunç kıllar kaybolmaya başlamıştı.

Hemen telefonumu çıkarıp annemi aradım. Sesimdeki sakin tonu korumaya çalışarak, okula gitmek için sabah erken çıktığımı, kütüphaneye uğrayacağımı söyledim.

Belki de mantıklı davranıp içgüdülerimi dinlemeli ve Damlaların o tuhaf sürüsüne falan katılmalıydım. Gelecekte Alfalara akşam yemeği olmama garantisi veriyorlarsa, bir kurtadam için fena bir emeklilik planı sayılmazdı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.