Sevgili günlük..
Bu günlük sana yıllar önce yaşanan fakat benim sonsuza dek unutamadığım bir günümü anlatacağım:
O gün son bahar günüydü ben son baharı çok seviyordum fakat artık hiç sevmiyorum.annem elinde bir tepsi ile yerde oturuyor yemek yapıyordu benim ise üzerimde çiçekli bir tayt ve elsalı t-shirtim vardı elimde ise saçları lüle lüle omuzlarına kadar uzanan sarışın bir bebekle annemin yanına gitmiştim. Annemin sırtını dayadığı koltukta çıplak ayaklarını kendine çekmiş ellerini ise dizlerini dolamış çizgi film izleyen ablam vardı.ben annemin yanında yerimi alırken aynı anda ona heyecanla bir şeyler anlatmaya başlamıştım bile. Heyecanla konuşurken yatak odasının kapısı sertçe açıldığında irkilerek yerimden sıçradım o tarafa baktığımda ise bunun bana uykulu ve sinirli bakan babam olduğunu gördüğümde yüzümde bir gülümseme oluştu. Tam ayaklanıp babamın yanına gidecekken yanağımdaki acıyla başım sağ tarafa düştü ve gülümsemem dudaklarımdan uçup gitti babam o gün bana tokat attı onu uyandırdığım için. Ben ise o gün yüzümden silinen gülümsememden sonra bir daha asla gerçek anlamda gülümseyemedim.
◇◇◇
Bir kız çocuğunun gülümsemesini yok etmek bu kadar kolaymıydı. Babaların kızlarının saçlarını okşadıklarında gülümsemiyorlar fakat her okşamadığında yüzlerinden gülümseme biraz daha eksiliyor.
Herkes hayalerinden bahsederken o kız çocuğunun en büyük hayali annesinin bütün hayallerini gerçekleştirmek idi.
Aslında dışarıdan görünüşü en mutlu olan insanlar küsmüştür hayata. Asıl hayata küsmek odaya kapatmek değildir. Asıl hayata küsmek o odadan adımını atıp gülümsemektir işte bu, hayatın insana en aci veren kısmıdır.
