İçeriğe geç

Bir Kıvılcım Yak

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Bir Kıvılcım Yak

Bölüm 1

TURAN ALP ERGUVANDAN

Sarenin Abisinden

Giriş

20.08.2022

Turan Alp Erguvan

Kız kardeşinin ona gizlice verdiği küçük radyoda Müslüm Gürses’in Nilüfer şarkısı çalıyordu. Gri duvara sırtını yaslayıp gözlerini kapattı. 258 saniyelik bu şarkı, onun içeride geçen 5 yılına tekabül ediyordu.

“Her şeyi al, bana beni geri ver, bir şansım olsun.”

“Başka yer, başka zaman; sensiz ömrüm olsun.”

Sigarasını yere atıp ezdi; yerdeki o kül, daha önce defalarca sırtında söndürülmüştü. Yaraları ince ince sızlıyordu ama Turan bunu da yok saydı. Hücre soğuktu ve dört duvar arasında geçirdiği dördüncü yılı bitmek üzereydi. En yakınlarından yediği ihaneti artık umursamamaya başladığı bir noktadaydı. Herhangi bir şeyi umursamayı geçiniz, artık hiçbir şey hissedemez olmuştu. Yemeklerin tadı yoktu, içtiği su bile ona bir şey hissettirmiyordu.

En son bir şeyler hissettiğinde, kız kardeşinin avukat olduğu gündü. O törene katılamadığı gün Turan sessizce ağlamıştı. Kız kardeşini bir camın arkasından, bir yabancı gibi tebrik etmek zorunda bırakılmıştı. Beyninin içi boş bir sessizlikten ve sadece kız kardeşinden oluşuyordu.

Sare’si onun için bambaşkaydı ancak onu her gün kendinden itmekten başka bir çaresi yoktu. Biliyordu ki ona sevgiyle baksa kız kardeşi durumu anlardı. Bir kez sarılsa hissederdi. Turan, kardeşinin o pisliklerin eline düşmesindense, gün geçtikçe kendisinden uzaklaşmasını tercih ediyordu. Sare büyüdükçe güzelleşmiş, artık abisinin resmi avukatı olduğunu ona gururla anlatmıştı. Turan defalarca reddetmesine rağmen, kız kardeşi her gün tam saat 17.05’te yanına gelip onunla görüşürdü. Yeşil gözleri hâlâ bir umutla bakmaya devam ediyordu; abisinin aksine, abisinin biriciğinin gözleri hâlâ neşeyle ve yaşamla parlamaktaydı.

Eğer onunla gerçekten konuşabilseydi; “Yapma, bu şehri terk et ve git birtanem,” derdi. Biraz cesareti olsaydı hâlâ, ona sıkıca sarılırdı. Ama sadece izledi. Kardeşinin yeni sahiplendiği kedisini, taşındığı evini, tanıştığı arkadaşlarını, ülkede neler olduğunu ve daha nicesini bir camın ardından anlatmasına izin verdi; onu yalnızca dinledi ve sustu.

Bugünse saat tam 17.03’tü. Kız kardeşinin gelmesine tam iki dakika vardı. Turan saniyeleri saymaya başladı.

Tam o esnada büyük bir devrilme ve çığlık sesleri duyuldu. Bu ani ve gürültülü seslerle, günlerdir süren o derin sessizlik aniden bozulmuştu. Diğer mahkumlar hücrelerinden dışarı çıkmaya başlamıştı. Turan’ın midesi bulanıyor, başı dönüyordu. Etraftaki sesler çok fazla, boğuk ve sanki üstüne üstüne geliyordu. Kendisine doğru yaklaşan adım seslerini duydu. Önündeki çeliğe vurma sesleri yankılandı ama bu bile onu irkiltmeye yetmedi; baş ağrısı artık son noktaya ulaşmıştı. Kendisini geri geri itti. Adım sesleri aniden kesildi ve her yer bir anda yeniden sessizleşti. Hayalinde, 120’ye geldiğinde kız kardeşini görme ümidiyle tam 369 kez saydı. Ancak 370’i tamamlayamadan, genzine kaçan o keskin zehirle gözleri kapandı. Üzerinde baskı kuran korkunç hissiyatın, bedenini tamamen ele geçirmesine izin verdi.
Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.