İçeriğe geç

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 50 · 2 dk okuma

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 50

BÖLÜM 50: GECE GÖLGELERİ VE GERÇEKLER

Sessizlik, evin salonuna tül gibi çökmüştü. Masanın üzerindeki dağınık ders notları, açık kalmış kitaplar ve ortadaki boş kahve fincanları saatlerdir süren yorucu çalışmanın sessiz şahitleriydi.

Tuna, koltuğun köşesine sığınmış, başı geriye düşmüş bir halde derin bir uykudaydı. Yüzündeki o gün boyu taşıdığı gerginlik, yerini yorgunluğun getirdiği çaresiz bir huzura bırakmıştı. Zihni nihayet susmuş, vicdanının o ezici ağırlığı uykuyla birlikte kabuk bağlamıştı.

Burak, masanın üzerindeki son defteri de kapatıp esnedi. Yavaşça ayağa kalktı, koltukta sızıp kalan Tuna’ya bakıp hafifçe gülümsedi. "Harbiden bitti adam bugün," diye fısıldadı kendi kendine. Tuna’yı uyandırmaya kıyamadı. Üzerini örtmek için koridordan bir battaniye almaya, ardından da kendi odasına geçmek üzere salondan çıktı.

Salondaki adımlar kesildiğinde, koridorun karanlığından yavaş ve sessiz bir gölge süzüldü.

Bahar.

Odasının kapısını aralık bırakıp saatlerdir salondaki fısıltıları, sayfa seslerini dinlemişti. Abisinin salondan çıktığından emin olunca, çıplak ayaklarıyla soğuk parkeye basarak Tuna’ya doğru yürüdü. Her adımı bir tereddüt, her nefesi derin bir sızıydı.

Koltuğun kenarına kadar geldi. Dizlerinin üzerine yavaşça çöktü.

Uykudaki Tuna’ya baktı. O katı, mesafeli, kıskanç ve vicdan azabıyla kıvranan adam gitmiş; yerine Bahar’ın yıllardır karşılıksız bir tutkuyla sevdiği o adam gelmişti. Yüzündeki o masumiyet, Bahar’ın içindeki bütün intikam kalelerini tek tek yıkıyordu.

Bahar, titreyen elini yavaşça havaya kaldırdı. Parmak uçları Tuna’nın alnına düşen sarı saç tellerine dokundu. Dokunuşu bir tüy kadar hafifti; onu uyandırmaktan, bu büyülü anı bozmaktan ödü kopuyordu.

Parmaklarını Tuna’nın yumuşak saçlarının arasında nazikçe gezdirdi. İçindeki o intikam arzusu, hırs ve öfke... Hepsi o tek bir dokunuşla eriyip gitti. Yerini sadece yakıcı, çaresiz bir aşka bıraktı. Onu mahvetmek için attığı her adımda aslında kendi ruhunu kanatıyordu.

Eğildi. Dudakları Tuna’nın şakaklarına neredeyse değecek kadar yaklaştı. Soluğu Tuna’nın tenini ısıtırken, gözünden süzülen bir damla yaş yanağından kayıp Tuna’nın gömleğine damladı.

"Seni çok seviyorum..." diye fısıldadı Bahar. Sesi gecenin karanlığında kaybolacak kadar kısıktı. "...ama bunları yapmam gerekiyordu."

Sözleri bir itiraf değil, bir ağıt gibi döküldü dudaklarından. Tuna’nın saçlarını son kez yumuşakça okşadı. Abisinin koridordaki adımlarını duyar duymaz, tuttuğu nefesini vererek hızla ayağa kalktı ve geldiği gibi sessizce karanlığın içinde kayboldu.

Tuna ise uykusunda, yanağına dokunan o hayali sıcaklığın etkisiyle hafifçe kıpırdandı ama gözlerini açamadı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.