İçeriğe geç

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 17 · 2 dk okuma

Bir Kıvılcım Bir Yangın

Bölüm 17

BÖLÜM 17: ERTESİ SABAHIN TATMİNSİZLİĞİ

Güneş ışıkları perdenin aralığından içeri sızdığında Tuna kendi evindeki koltukta doğruluverdi. Bütün gece o karanlık salonda, göğsünün üzerinde duran telefonla uyuklamıştı. Bedenindeki o anlık rahatlamanın yerini, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte ağır bir suçluluk ve zihnini kemiren bir huzursuzluk almıştı. Yüzünü sıvazladı, şakaklarını ovdu. Dün gece o çizgiyi sadece aşmamış, tamamen yok etmişti. Gardını indirmemiş, adeta kendi elleriyle dizlerinin üstüne çöküp o kadına teslim olmuştu.

Ayağa kalkıp banyoya geçti. Aynadaki yorgun yüzüne bakarken içini garip bir karmaşa kaplamıştı. Gece Bahar’ın evinden adeta kaçarak çıkmış, kendi evine döndüğünde ise zihnini o anonim kadının kışkırtıcı dünyasıyla darmadağın etmişti. Bahar'ın dokunuşu ile anonim kadının kelimeleri zihninde tehlikeli bir şekilde birbirine karışıyordu.

Sıcak bir duşun ardından üzerini değiştirip okulun yolunu tuttu. Yerleşkenin kafeteryasına vardığında Burak ve Bahar’ı bir masada otururken buldu. Burak, gece çizim odasında sabahlamış olmanın verdiği yorgunlukla kahvesini yudumluyordu. Bahar ise her zamanki gibi dingin ve masum bir şekilde çayını içiyordu.

Tuna masaya yaklaştığında adımları bir anlığına tereddüt etti.

"Ooo Tuna, geldin mi?" dedi Burak bitkin bir sesle. "Gece Bahar'ın yanında beklediğin için sağ ol dostum. Çizim odasında beynim yandı valla, sabah ancak bitti ödev."

Tuna, Burak’ın bu cümlesiyle yutkunmakta zorlandı. "Ne demek kardeşim, lafı mı olur," dedi sesindeki pürüzü gizlemeye çalışarak. Sandalyeyi çekip oturduğunda bakışları ister istemez Bahar’a kaydı.

Bahar ile Tuna’nın gözleri çakıştığı an, masadaki hava bir anda ağırlaştı. Tuna’nın gözleri istemsizce kızın boyun kavisine ve dün gece temas ettikleri o parmaklarına gitti. Bahar ise bakışlarını hiç kaçırmadı. Dün gece evden kaçar gibi çıkan Tuna'nın gözlerindeki o suçluluk duygusunu ve kafa karmaşasını çok net okuyordu. Yüzündeki o masum tebessümü bozmadan sakin bir sesle konuştu.

"Günaydın Tuna abi," dedi Bahar. "İyi uyudun mu gece?"

Tuna, sorudaki o gizli imayı sadece kendi zihni mi uyduruyordu yoksa kız gerçekten masumca mı soruyordu ayırt edemedi. Boğazını temizledi. "Kestirdim biraz... İyiyim," diyebildi sadece.

Tam o sırada cebindeki telefon titredi. Tuna masanın altından telefonu çıkarıp ekrana baktı.

Anonim: Sabahın ilk ışıklarıyla gelen o pişmanlık hissi nasıl Tuna?

Anonim: Dün gece o kadar güçlü, o kadar arzuluydun ki...

Anonim: Şimdi etrafındaki insanlara bakarken kendi kendini bitirmeye çalışman çok komik.

Anonim: Kaçamazsın... Dün gece teninde gezinirken hissettiğin o hazzı hiçbir pişmanlık silemez.

Tuna derin bir nefes vererek dişlerini sıktı. Haklıydı. Kadın her kelimesinde haklıydı. Dün gece o karanlıkta çizgi aşılmıştı ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

Masadakilere çaktırmadan parmaklarını klavyede gezdirdi.

Tuna: Pişman olduğumu kim söyledi?

Tuna: Sadece o gecenin hesabını yüz yüze keseceğimiz günü bekliyorum.

Tuna: Karşıma çıktığında bu kadar cesur olabilecek misin bakalım?

Bahar, çayından bir yudum alırken masanın altındaki telefonunun titremesiyle içten içe gülümsedi. Tuna’nın artık geri dönülemez bir yola girdiğini, içindeki o kontrolcü adamın tamamen kırıldığını görmek harika bir zaferdi.

Telefonunu saklayarak son mesajını yazdı.

Anonim: Karşına çıktığımda...

Anonim: Hesabı sen değil, ben keseceğim Tuna.

Anonim: Ve sen o gün yine dizlerinin üstüne düşeceksin.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.