Kasaba, kışın büyüsüne kapılmıştı. Kar kalın bir örtü gibi sokakları kaplamış, her yer bembeyaz olmuştu. Emma ve Michael, birlikte daha fazla zaman geçirmeye başlamışlardı. Onların ilişkisi, her geçen gün daha da güçleniyordu.
Bir soğuk kış akşamı, Emma ve Michael kasabanın meşhur Noel pazarını gezmeye karar verdiler. Işıklarla süslenmiş stantlar, sıcak kestane satıcıları ve müzik dolu bir atmosfer, kasabanın herkesi büyülemişti.
Emma ve Michael, elleri elde yürürken, karın altındaki yolları takip ettiler. Aniden, büyük bir Noel ağacının altında durdular. Michael, elini ceketinin iç cebine soktu ve bir küçük kutu çıkardı.
Emma şaşkınlıkla baktı. Michael, diz çöktü ve kutuyu açtı. İçinden parlayan bir yüzük çıktı. Gözleri Emma’ya baktı ve sözlerini titrek bir şekilde söyledi, “Emma, seninle geçirdiğim her an, hayatımın en özel anları oluyor. Benimle evlenir misin?”
Emma’nın gözleri yaşardı. Dudağında bir tebessüm belirdi ve sıkıca başını salladı, “Evet, evet, evet!”
Kasaba meydanında çevrelerindeki insanlar alkışlarla kutlamaya başladılar. Michael ve Emma, karın altındaki yolları yürümeye devam ettiler, ancak artık sadece ellerini tutarak değil, bir ömür boyu sürecek bir bağla birbirlerine bağlı olarak.
Bu kış, kasaba için özel bir anı olarak kalırken, Emma ve Michael için hayatlarının en anlamlı başlangıcını işaret etti. Birlikte kışın soğuk günlerinde ısındılar ve sevgileri her zaman sıcak ve parlak bir şekilde yanmaya devam etti.