İçeriğe geç

bir kilo demir mi daha ağır yoksa

Bölüm 9 · 5 dk okuma

bir kilo demir mi daha ağır yoksa

Bölüm 9

Nasıl yaparsın bunu bana?

*Jungkook*

(Taehyung'un onları görmeden önceki zaman)

kafeye gittiğimde kahverengi sacli, kahverengi gözlü benden biraz kısa olan çocuğu gördüğümde tanıdım. O gün otobüste yanımda oturan park jihoon. buluşmayı peşimi belki bırakır diye kabul etmiştim. elimle uzaktan selam verip yanına gittim.

jk:merhaba

jh: m-merh- merhaba ...

jk:ne o konuşamıyor musun?

jh: tanrım o çok güzel/ hayır konusuyorum kusura bakma

jk: hadi geçelim içeri burda dikilemeyiz böyle

içeri girdiğimizde bos gördüğümuz ilk yere oturduk. neden bana dilini yutmuş gibi bakıyordu.

jk:ne içersin?

jh: bilmiyorum sen ne içersen bende onu icerim

jk:saka mi/ pekala ben bir muzlu milkshake alayım

jh:evet evet bende alayım aynısından

garson: birkaç dakikaya getiriyorum efendim

jk:neden bana öyle bakıyorsun?

jh:nasıl bakıyorum?

jk:tuhaf

jh: kusura bakma, sadece... bilmiyorum

jk: anladım, herneyse burada seninle buluştum çünkü ne derdin var bilmek istiyorum

jh: dert mi? bir derdim yok Jungkook ben sadece seninle daha yakın olmak istiyorum

jk:yakınlıktan kastın nedir?

jh: yani yakın arkadaş veya... diğerinden

jk: diğerinden mi?

Daha Taehyung'u atlamamisken böyle bir şey olmasina izin veremezdim. Ama onun da kırılmasını istemiyorum. Çok masum birine benziyor.

jk:Bak jihoon sen gercekten tuhaf ama tatlı bir çocuksun. Ben zaten yeni bir iliskideydim ve yenisine hazir değilim. Benden nasıl hoslandin bilmiyorum ama uzak durmani tavsiye ederim.

jh:Anladım. En azından arada bir konuşsak olur mu?

jk: Eğer çok rahatsız etmiceksen olur. Sonuçta bende bir sınava hazırlanıyorum ve zamanım da çok fazla yok.

jh:Hayır hayir, merak etme Jungkook. Seni rahatsız etmem.

Hafif bir gulumseme ile karşılık verdiğimde o da aynısını yaptı. Kötü huylu gibi durmuyordu ama sonuçta daha tanımıyordum ve ben kimseye güvenmemem gerektiğini en yakinimdan öğrenmistim.

jk:Seni pek tanımıyorum, bana kendinden bahseder misin?

jh:Tabii

O konuşmaya başlarken iceceklerimiz gelmişti ve garsona teşekkür ettikten sonra konuşmaya öyle devam etti.

jh:Ben Seoul'den geldim buraya. Üniversite öğrencisiyim yani. Buraları pek bilmiyorum. Burda bir arkadaşım oturuyor yakınlarda bu kafeyi de ordan biliyorum.

jk: Anladım. Hobilerin var mı peki?

jh:Var olmaz olur mu? Gitar çalarım, biraz da piano ama biraz. Bazen bir ormana gider çizim yaparım. Bazen annemle birlikte müzelere gideriz. Günlük hayatim pek aksiyonlu değil açıkçası. Seni gördüğüm gün de kuzenimden dönüyordum. İyi ki de gitmişim onun yanına o gün.

jk:Ailen biliyor mu yönelimini?

jh:Biliyor, sadece annem var zaten. Ondan da bir şey saklamam.

jk: Ne güzel.

Annesinden bahsederken biraz dalmistim. Sahi aile ne demekti unutmuşum. Tek ailem olan adam da elimden kayıp gitti. Jimin ve Namjoon hyung dışında kimsem kalmadı.

jh:İyi misin?

jk:ah- şey evet sorun yok iyiyim.

jh:Tadı güzelmiş bunun ilk defa içiyorum.

jk: Muz ve çileği çok severim

jh:Bende severim, eğer sen seviyorsan seviyorum

jk: Jihoon, beni çok az tanıyorsun ama bu kadar çok sevgi canını yakmiyor mu?

jh: Sen... sen çok güzelsin Jungkook. Kendimi sana kaptirdim. Özür dilerim ama bunu durduramiyorum.

jk: Başka şeylerden bahsetsek?

jh:Evet, olur.

.....

Yaklaşık 1 saattir sohbet ediyorduk ve gerçekten iyi biri gibi duruyordu. Hatta gibi değil, çok da masumdu. Önyargılı olduğum için ondan özür diledim. Konuşması da sohbeti de çok eglenceli. Şansıma bak.

jk:Ben piano çalmayı biliyorum.

jh:Gerçekten mi? Ben de calabilsem keşke.

jk:Aslında, ogretebilirim eğer istersen.

jh:S-sen saka mi yapiyorsun? Bunu yapar mısın? Benim için.

jk:Yaparim. yani sonuçta biraz biliyorum dedin. Öğrenirsin hemen.

jh:Çok isterim Jungkook. Çok teşekkür ederim cidden.

jk: Rica ederim. Müsait oldugum günler gelebilirsin. Haber veririm sana.

jh:Evet olur ben hep musaitim zaten gelebilirim.

jk:Ama unuttum, evin uzakta nasıl geleceksin?

jh:Senin için gelirim ben, dert etme.

Nerden çıktın karsima Jihoon? Neden beni bu kadar seviyorsun? Taehyung'un vermediği sevgiyi neden senden alıyorum. Ben başkasını severken sen beni sevebilcek misin? Jihoon'a Taehyung'tan bahsedemezdim. Üzülürdü. Ben birini uzmekten cekinirken o bana nasıl böyle yapıyordu anlam veremiyordum.

Kafeden kalktıktan sonra otobüs durağına kadar yürüdük. Onu otobüse bindirirken sarılmak istedi.

jh:Her şey için teşekkür ederim.

jk:Ne demek Jihoon. Yakın zamanda görüşmek üzere.

jh:Evet, yakın zamanda...

El salladiktan sonra ordan ayrildim ve bende evime doğru yürümeye başladım. Bugün gerçekten çok tuhaftı ama bir yandan da hoşuma gitmisti. Şimdi asil sorun Taehyung'u hala nasıl atlatacagimdi.

....

(3.kisi ağzından)

Taehyung gördüğü şeylerin siniriyle arabayı çok hızlı sürüyordu. Gözü sinirden o kadar çok dönmüştü ki nereye gittiğini dahi bilmiyordu. Bir yandan söylenip bir yandan direksiyona vuruyor, bağırıp duruyordu. Asil gercegi öğrendiği zaman nasıl tepki verecekti onu da bilmiyordu. Jungkook, canından çok sevdiği insan, onu hayatindan çoktan çıkarıp yeni birini mi bulmustu gerçekten.

Telefonu çalıyordu ama duymuyordu. Sürekli "Nasıl olur nasıl!" diye tekrsr ediyor, etrafında calan kornalari da duymuyordu. En sonunda fark ettiğinde Jin'in aradığını gördü.

Jin: Taehyung nerdesin Tanrı aşkına seni kaç kere aradım!?

Th: Nasıl yapar bunu Jin? Daha bizim ilişkimiz bitmemisken nasıl birini bulup bu kadar mutlu olabiliyor? Ben onun kötülüğünü isteyerek hiçbir şey yapmadım!

Jin: Taehyung ağlıyor musun sen? Umarım arabayı hızlı surmuyorsundur?!

Th: Nolur beni yalnız birak.

Jin:Nereye gittgini soyle geliyorum ve sakın hızlı sürme Taehyung!

Th: Gelme yalniz kalmak istiyorum.

Jin:Ben biliyorum nereye gittiğini senin.

Th: Gerçekten o çocukla çıkıyor mu Jin soylesene? Benim Jungkook'um yapar mı?

Jin:Tabii ki yapmaz hem sevgili olduklarını nerden cikardin?

Th: Ona bakarak çok güzel gülümsüyordu. Eskiden bana baktığı gibi...

Jin: Belki normal bakıyordur olamaz mı?

Th: OLAMAZ TAMAM Mİ? LANET OLSUN Kİ OLAMAZ! O KİMSEYE BANA BAKTİGİ GİBİ BAKMAZ, BAKAMAZ!?

Jin: 15 dakikaya geliyorum rahat dur

Telefonu kapattıktan sonra Taehyung ağlamaya devam ediyordu. Durduramiyordu kendini bir türlü. Gördüklerine inanmak istemiyordu. Yediremiyordu kendine bunu. O Jungkook'suz, Jungkook da onsuz yapamazdı. Söz vermişlerdi.

Bir yandan da düşünüyordu, hepsi benim sucum mu, diyordu.

Jungkook'u bu kadar uzcegini bilse yapar mıydı bunu?

Dinler miydi abisini?

Gerçekleri anlatmamasi icin tehtid edilirken sevgilisini dusunmese, kabul eder miydi?

Tek ailesi o'ydu onun. Tek sevdiği ve tek aşkı.

Canını yakar miydi onun böyle? Neden yaksın ki biricik sevgilisinin canını, neden aglatsin?

Bir damla gozyasina dünyaları yakan adam, şimdi kendi gözyaşlarına hakim olamiyordu.

Kendini açıklayıp anlatmasi gerekiyordu her şeyi. Bilmeliydi. Bu onun en büyük haklıydı sonucta.

Jungkook'tan asla bir şey saklamamasi gerekiyordu. Ama eğer bilirse oldureceklerdi sevdiğini. Onu ne pahasına olursa olsun korumaliydi.

Ağlamaktan arabayı süremez hale gelince kenara çekti. Durduramiyordu kendini. Her şey onun üstüne bir bir gelmiş ve katlanamaz hale getirmisti. Ama o yine de birtanesini koruması gerekiyordu. Güçlü durması gerekiyordu. Bir süre ayri kalmak zorunda kalsalar bile...

Elinden geleni yapmaya söz verdi orda Taehyung ve o saatten sonra her şeyin degiscegi andı.

☆☆☆

Eveeettt nasıl buldunuz?

Sovmeyin oğluşuma lan

Bölüm sonu

14 yorum