İçeriğe geç

Bir Kelebek Hikayesi…

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Bir Kelebek Hikayesi…

Bölüm 3

Bana Uçmayı öğret…

“Kimse duymuyor attığım çığlıkları,yanaklarımdan aşağı süzülen göz yaşlarını fark etmiyor kimse…Zorlandığım doğru masalımın burada bitmesini istedim belki,belki kapatmak istedim gözlerimi ama yapmadım yapamadım.Buraya kadar geldim çok emek verdim,çok göz yaşı döktüm bu yolda yürürken,şimdi de katlanacak ve bu yolun sonunu getirecektim…”

Bir yol yürüdüm evimizden,yol büyüktü hepimizden…

Ölümden,ikimizden ve zavallı sevgimizden…

Yarın her şey daha güzel olacak diyorlar ama,bugün dünün yarını değil mi?...

Gözlerimi açtım yine tavana bakarken ranzamizin merdiveni kullanmadan aşağı attım kendimi,yetimhanede olunca öyle kendimize ait odamız olmuyor.On kişilik odalarda ranzalı yataklarda yatıyoruz.

Ece yeni hayatına alışmış gibiydi,heryere gülücükler saçıyor ve herkese yardım ediyordu.Tahmin ettiğimden daha az bir sürede alışmıştı.İnsanlarin değişikliklere alışmaları bir kaç yılı bulabilir.

Ece'yle yemekhanede karşılaştık beni görür görmez bağırdı hemen "Tilki!"

-Gelsene yanıma.

-Tamam, nasilsin Ece?

"Gülerek cevap verdi"

-Kelebegime uçmayı tekrar öğretiyorum Tilki... Uçmayı unutmasina izin vermeyeceğim.

Çok duygulanmistim ama belli etmedim nedenini biliyorsunuz zaten...

Ama o an o saniye çok garip bir şey olmuştu...

Ben o gün gerçekten ne zamandır hissetmedigim o duyguyu yaşadım

"Gurur..."

Ben o an Ece'yle gurur duydum...

Yaşadığım hissin adını koymak çok zor olmuştu çünkü…

Benimle gurur duyulmasını bırakın,bana gururun ne olduğunu öğreten biri bile olmamıştı hayatımda…

Ece gözümün daldığını fark etmiş ve meraklanmaya başlamıştı bile.Gözlerimi kapatıp açtım ve Ece’ye döndüm.

Bir şey yok dercesine baktım Ece’ye.Bir anda ayağa kalkıp;

”Hadi kahvaltıya!” Diye bağırdım.Ece yüzünde gülücüklerle,”Tilki biz kahvaltı edeli bir kaç saat oldu”Dedi.

Bir anda Ece’yle gülmeye başladık.

Bir anda durdum,ben hayatımda bu kadar eğlenerek gülmemiştim hiç Ece bana neler yapıyordu böyle…

Sanırım değişikliklere alışması gereken tek kişi ben değildim bu hikayede.

O günün devamı sıkıcı yetimhane işleriyle geçti;temizlik,daha fazla temizlik ve tekrardan temizlik…

Sonra birden bir şey oldu,yağmur yağdı.

Yağmurun yağması beni üm için bir kurtuluş yoluydu adeta,çünkü çok garip gelebilir size ama…

Ben her damlada sırtımdan bir yükün kalktığını hissediyordum bildiğiniz hafifliyordum.

duygularım yağmur damlalarıyla akıp gidiyordu zihnimden.

Ece arkamda duruyordu birden kolundan tutup Ece’yi dışarı çıkardım,her tarafımız ıslanmıştı.Yağmurda koşmaya başladık Ece’yle,durdum ve yere yattım.Yağmur damlalarının suratımdan akıp gitmesine izin verdim.

Ece bana bakmıyordu,yüzünü öbür tarafa çevirmişti yerden kalkıp elini tuttum…Ağlıyordu…

Yere çöktü ve gökyüzüne baktı,hıçkırarak ağlıyordu.Hıçkırıklarının arasında iki kelime anlaşılıyordu..

“Bana uçmayı öğret…”

”Ece…Yağmur duyguları alıp götürdü normalde ama seninkini götürmemiş duygularını dışa vurmanı sağlamış…Demek ki sana gereken buymuş…Bunları yaşaman lazımmış Ece,bir anda uyum sağlamaya çalışma sakın duygularını içinde tutma bırak yağmurun damlaları gibi akıp gitsin bırak özgür olsun gözyaşların hapsetme onları Ece…Hapsetme onları…”

Ece ne kadar denesede durduramadı hıçkırıklarını kendi haline bıraktım onu,yere çöküp yağmurun altında ıslanmaya ve sesini dinlemeye devam ettim.Hıçkırıklar kesildi ve geriye sadece yağmurun sesi kaldı.Ece yanıma çöktü,kafasını omzuma yasladı söylediği cümle adlandıramadığım bir duygu yaşamama neden oldu…

“Ben kelebeğime uçmayı öğretemedim Tilki…Kelebeğimin kanadını kopardım,ve artık o da bende yaşamak için mücadele etmek zorunda…”

Bölüm sonu

1 yorum