İçeriğe geç

Bir Karşılaşma Sonucu

Bölüm 4 · 4 dk okuma

Bir Karşılaşma Sonucu

Bölüm 4

BÖLÜM-4

İyi okumalar:)

_____________________~*~_________________

Dışarıdan gelen kuş sesleri beni uyanmaya zorluyordu. Gözlerimi açtığımda hâlâ çalışma masasının önünde olduğumu fark ettim. Acaba ne kadar uyumuştum?

Ellerimi belime koyup esnemeye başladım. Her yerim ağrıyordu. En çok da boynum ve belim. Sarhoş gibi sendeleyerek ayağa kalktım. Pencerenin önüne, hayalet gibi uçuşan perdelerin yanına gittim ve dışarıyı izlemeye başladım.

İnsanlar çoktan uyanmış, işlerini halletmeye başlamışlardı bile. Arkadaşlarıyla oynayan çocuklar, evi temizleyip yemek yapan anneler, evlerine en azından bir ekmek götürebilmek için çalışan babalar... Herkes mutluydu. Sanki kimsenin derdi tasası yokmuş gibi birbirlerine selam verip gülümsüyorlardı.

Bir süre daha dışarıyı izledikten sonra çalışma masama geri döndüm. Tam defteri açacaktım ki içeriden gelen sesleri duydum.

Hemen yerimden kalktım. Belimden bıçağımı çıkardım ve ahşap kapıyı yavaşça araladım. Yaşadıklarım yetmemiş gibi, bir de eve biri mi girmişti?

Dar ve boğucu koridorlardan sessizce ilerledim. Sesler giderek artıyordu. Sanki biri mırıldanıyordu. En sonunda mutfağın önünde durup içeriye baktım.

Bir adam vardı. Büyük ihtimalle kırklı yaşlarındaydı. Uzun ve kalıplıydı. Şişman değildi ama zayıf da sayılmazdı. Ocakta bir şeyler pişiriyordu. Keyfi yerindeymiş gibi görünüyordu.

Bu ne cüret? Ne hakla evime izinsiz girip yemek yapıyordu?

Sessizce ona doğru yaklaştım. Yaklaştıkça mırıldandığı sözleri ancak seçebiliyordum.

Bir şarkı...

Bir anda olduğum yerde donup kaldım. Bu şarkıyı biliyordum. Bunu... bana o söylerdi. Her gece, uyumadan önce.

Hiç düşünmeden adamın omzundan tuttum, kendime çevirdim ve bıçağı boğazına dayadım.

Ama...Hayır. Bu... o olamazdı, değil mi?

"Laura, korkuttun beni."

Bu gerçek miydi? Dayım- hayır...Babam? Bu nasıl olurdu?

"Bıçağı indir artık tatlım. Ne oldu, kabus mu gördün?"

Elim titreyerek bıçağı geri çektim ve birkaç adım uzaklaştım.

Bu... imkânsızdı.

Gözlerimden süzülen yaşlar yanağımdan sessizce akıyordu.

"Baba... sen nasıl-"

"Ne oldu Laura? İyi misin? Neden ağlıyorsun?"

Bana doğru bir adım attı ama ben geri çekildim. "Bu bir rüya... değil mi?" Gülmeye başladım.

"Rex! Neredesin? Beni bu rüyadan çıkar!"

Gülmeye ve Rex'i çağırmaya devam ederek mutfaktan çıktım. Odaya, defterime gitmeliydim.

Koridordan geçerken bir şey fark ettim.

Duvarlar...Fotoğraflarla doluydu. Babam ve ben. En sonunda bir fotoğrafın önünde durdum. Eva, ninem, babam ve ben. Neler oluyordu?

Hemen odaya gittim ve defteri açtım. Ama...Yazdıklarım yoktu. Bütün sayfalar bomboştu.

Kafam iyice karışmıştı. Hızla dolapları açtım. Ama benim eşyalarım da yoktu. Yerlerine babamın eşyaları konmuştu.

"Laura, neler oluyor? Neden çıldırmış gibi etrafına bakıyorsun?"

Evet.

Çıldırıyordum.

Tek kelime etmeden evden çıktım. Dışarısı... aynıydı. İnsanlar, evler, yollar... Hiçbir şey değişmemişti.

Peki değişen neydi?

Koşarak Eva'nın evine gitmeye başladım. Belki o bir şeyler biliyordur. Kapıyı neredeyse kıracakmış gibi çaldım. Birkaç saniye sonra kapıyı Eva'nın annesi açtı.

Ne selam verdim ne de bir şey söyledim. Onu geçip direkt içeri daldım ve Eva'nın odasına koştum.

"Laura! Neler oluyor? Bir şey mi oldu?"

"Eva... neler oluyor? Babam nasıl yaşıyor?"

Eva birkaç saniye bana baktı. Sonra...Gülmeye başladı. İçimdeki öfke yavaş yavaş yükseliyordu. Dediğim şey bu kadar komik miydi?

"Ne gülüyorsun, Eva? Ciddi olduğumu görmüyor musun?"

Sözlerimden sonra gülmesi kesildi. Yüzü ciddileşti. "Gel." dedi sakin bir sesle. "Anlat bana. Ne oldu?"

Her şeyi anlattım. Babamın ölümünü... sonrasında yaşananları... bu sabah olanları...

Eva tek kelime etmeden beni dinledi. Sonra derin bir nefes aldı.

"Bak Laura... Pek bir şey anlamasam da dayın hiç ölmedi. Sen rüya falan mı gördün? Sen hep onunla... bizimleydin."

Kafayı yiyecektim. Nasıl? Nasıl olurdu bunlar?! Yaşadıklarım bir rüya olamayacak kadar gerçekti. Hem de uzun... detaylı...

Evet, bazı şeyler tuhaftı ama olanlar... olanlar kesinlikle bir rüya değildi.

"Eva, benimle dalga geçme! Hem Luca nerede? Ona da anlatmam lazım. O senin gibi benimle dalga geçmez."

Eva kaşlarını çattı.

"Luca? O da kim?" Derin bir nefes aldım.

"Allah'ım... sabır ver bana..." diye mırıldandım. "Ya Eva! Saçmalama. Luca var ya... beni kovalamıştı. Sonra onu gıdıkladık. Ormanda gezdik-"

"Ne?! Seni kovaladı mı?" Bir anda ayağa kalktı.

"Kimmiş o? Kalk, bana göster! Ona iyi bir ders vereyim!"

Sinirden ağlamaya başladım. Neden kimse beni anlamıyordu? Luca'yı nasıl tanımazdı? Babamın öldüğünü biliyorlar ama neden buna inkâr ediyorlardı?

Onlar mı delirmişti... yoksa ben mi?

Bağırmak istiyordum. İçimdeki her şeyi haykırmak... ama yapamadım. Gücüm buna yetmedi.

Bir anda ayağa kalktım ve tek kelime etmeden odadan çıktım. Eva arkamdan gelmeye çalıştı ama onu gelmemesi için uyardım.

Dışarı çıktığımda bir at gibi koşmaya başladım.

Hedefim belliydi. Luca'nın çoğunlukla bulunduğu, orduya hazırlanan erkeklerin kaldığı o yurda gidecektim.

~*~*~

"Luca! Neredesin? Luca!"

Herkes bana bakıyordu. Fısıldaşıyorlardı. Sanki tuhaf olan benmişim gibi...

Ama sonra aklıma geldi. Burası sadece erkeklerin girebildiği bir yerdi. Umurumda mı? Hayır.

Sanki hayatlarında ilk defa kadın görüyorlardı. Bu benim suçum değildi. Onlar da burayı sadece erkeklere özel yapmasalarmış.

Belki benim burada sevgilim var! Neden kafınların yeri ayrıydı ki? Sonunda tahmin ettiğim gibi görevliler yolumu kesti.

"Hey! Sakin ol, biraz yavaşla. Senin burada ne işin var? Kadınlar bölümü başka yerde."

Sakin olamıyordum. Aklımdaki sorular yetmezmiş gibi bir de bunlarla mı uğraşacaktım?

"Çekilin önümden. Birini bulmam lazım."

İlerlemeye çalıştım ama adamlar omzumdan tutup beni geri çektiler.

"Bu ne saygısızlık, be kadın! Kendine gel!"

Çok gürültü yapıyorlardı.Ve ben...Bunu kendi lehime kullanabilirdim.

_____________________~*~__________________

BÖLÜM SONU-

~819 Kelime~

Not: bundan önceki bölümler uzun olduğu için bunu biraz daha kısa yaptım. Umarım bölümlerimi beğeniyorsunuzdur. Sizleri seviyorum baaay👋

Bölüm sonu

5 yorum