İçeriğe geç

Bir Kabrin Yokoluşu

Bölüm 4 · 1 dk okuma

Bir Kabrin Yokoluşu

Bölüm 4

Dal

Yüce olandan kaçmaya çalışırken ki kimliksel yakınlık ve yokluk içindeki kimlikle selamlar. "Tanrının varlıksal kanıtından çok yokluksal varlığını göstermeliyiz. Fakat tanrının lügatımızdaki karşılığıyla başlamamız lazım. Tanrı yüce olandır, yüceler ise heryerde ve her şeyde olmalıdır. Böylece evrenle tanrı birleşebilir. Ama evren nedir?" dedi. Sınıfın tam ortasında, felsefe dersinin yarısında. Aşık edebiyatının yapılmadığı, seksin meşruti monarşi kafasıyla oynayan birer nursuz gibi eğleniyordu. Ama yüce olan sadece aklında kalmıştı. Ve hocaya soru sormak için elini kaldırdı. Söz alınca konuşmaya başladı: "Hocam, Kant'ın Ödev Ahlakı yasasına dünyevi zevklerden oluşan bir gece girmez değil mi? Ama o gece üremek içinse o zaman girer mi? Benim fikrimce girer çünkü Kant'ın Ödev Ahlakı sadece temelde orada bir ceza ve başka bir düşünce yoksa geçerli bir ahlaki eylem oluyor yani şöyle ki sadece üremek, çoğalmak, için ise o eylem Kant için ahlaklıdır." Sınıfta sadece onun sesi duyuluyordu çünkü sadece o vardı sınıfta. Eve dönerken sarıldığı ağaca baktı. Ağaç yoktu orada ağaç yerine kalmıştı tek bir dal. Dalı aldı eline ve gözyaşlarını akııttı üstüne. Dal ilk ayaklandı sonra da dillendi. Dediği ilk şey şuydu: "Merhaba, ben O."

Bölüm sonu

2 yorum

  • Kant çok komplike bir adam bence. Ucu açık kısımlar bıraktı. Bir şeyin iyi olması için amacınında iyi olması lazım. Çoğumuz çıkarcıyız, zaman Kant on ödev ahlakına göre ahlaksızız? Bilmiyorum amaç ve sonuç aynı olan herşey doğrumuki? Kime göre?