İçeriğe geç

BİR İSPANYOL, BİR FRANSIZ VE YANLIŞ MESAJ

Bölüm 2 · 4 dk okuma

BİR İSPANYOL, BİR FRANSIZ VE YANLIŞ MESAJ

Bölüm 2

YENİ BAŞLANGIÇ

Bilgisayar ekranına dakikalardır boş boş bakıyordum.

İmleç, beyaz sayfanın üzerinde inatla yanıp sönüyordu. Yazmam gereken onlarca sayfa vardı ama aklıma tek bir cümle bile gelmiyordu.

Derin bir nefes alıp ellerimi saçlarımın arasından geçirdim.

"Harikasın Valeria..." diye mırıldandım kendi kendime. "Romantik roman yazarı olup aşk hakkında tek kelime yazamıyorsun."

Telefonum masanın üzerinde titredi.

Yayınevi.

Mesajı açmadan içeriğini tahmin edebiliyordum.

"Yeni romanın için son teslim tarihini hatırlatmak isteriz. Dosyanı en kısa sürede bekliyoruz."

Telefonu tekrar masaya bıraktım.

Baskı...

Son haftalarda hissettiğim tek şey buydu.

Bilgisayarımı kapatıp balkon kapısını açtım. Madrid'in sıcak yaz rüzgârı yüzüme çarptı ama içimdeki sıkışmışlık hissini dağıtmaya yetmedi.

Belki de ihtiyacım olan şey yeni kelimeler değildi.

Yeni bir şehirdi.

O gece, neredeyse hiç düşünmeden Fransa'ya tek yön bir uçak bileti aldım.

Küçük bir sahil kasabasında birkaç ay kalacak, yeni romanımı yazacak ve ilhamımı geri bulacaktım.

En azından planım buydu.

(İki gün sonra...)

Uçak bulutların arasından süzülürken pencereye başımı yasladım.

Aşağıda uzanan masmavi deniz ve birbirine yaslanmış taş evler, fotoğraflardan bile daha güzeldi.

İçimde garip bir heyecan vardı.

Kimsenin beni tanımadığı bir yerdeydim.

Kimsenin benden bir beklentisi yoktu.

Belki de burada yeniden yazmayı öğrenebilirdim.

Valizimi sürükleyerek kiraladığım küçük eve girdim.

Ahşap pencereleri, beyaz perdeleri ve denize bakan küçücük balkonu vardı.

Tam hayalini kurduğum gibiydi

Valizimi yatağın yanına bırakıp balkona çıktım.

Martı sesleri...

Ufukta yavaşça batan güneş...

Belki de gerçekten doğru yere gelmiştim.

Gülümsedim.

O an henüz bilmiyordum.

Birkaç saat sonra yanlış kişiye göndereceğim tek bir mesajın, hayatımın en güzel hikâyesini başlatacağını.

Akşam olmuştu.

Uzun yolculuğun yorgunluğu üzerimdeydi ama içeri kapanmak istemiyordum.

Üzerime ince bir ceket alıp evden çıktım.

Kasabanın dar taş sokaklarında yürümeye başladım. Küçük kafelerden yükselen kahve kokusu, sokak müzisyenlerinin melodileri ve Fransızca konuşmalar... Kendimi sanki bir filmin içindeymiş gibi hissediyordum.

Elimdeki fotoğraf makinesiyle birkaç kare çektim.

Belki bunlar yeni kitabımın ilk ilhamı olurdu.

Yürürken deniz kenarındaki küçük bir kafeye oturdum.

"Un café, s'il vous plaît."

Garson gülümseyerek siparişimi aldı.

Kahvem gelene kadar çantamdan not defterimi çıkardım.

Sayfanın en üstüne büyük harflerle yazdım.

"Yeni Başlangıç."

Altına ise sadece tek bir cümle ekleyebildim.

"Bazen ilham, hiç beklemediğin bir yerde seni bulur."

Gerisi yine gelmedi.

İç çekerek defteri kapattım.

Kahvemi bitirdikten sonra eve döndüm. Duş alıp rahat kıyafetlerimi giydim ve yatağa uzandım.

Telefonumu elime aldığım sırada ekranı aydınlandı.

Çocukluk arkadaşımdan bir mesaj gelmişti.

Amélie:"Fransa nasıl? Fotoğraf atsana."

Gülümseyerek kamerayı açtım. Tam fotoğrafı gönderecekken yanlışlıkla rehberimdeki başka bir numarayı seçtiğimi fark etmeden mesajı gönderdim.

Valeria: "Bak, sonunda geldim."

Fotoğrafın altında da küçük bir not vardı.

"Keşke sen de burada olsaydın."

Mesaj gönderildi.

Birkaç saniye sonra ekran yeniden aydınlandı.

Numara kayıtlı değildi.

Bilinmeyen Numara: "Sanırım bu mesaj bana ait değildi."

Kalbim bir an duracak gibi oldu.

"Harika..." diye mırıldandım.

Hızlıca yazmaya başladım.

Valeria: "Çok özür dilerim. Yanlış kişiye göndermişim."

Cevap neredeyse anında geldi.

Bilinmeyen Numara: "Sorun değil."

Bir an duraksadım.

Tam telefonu kilitleyecekken ekrana bir mesaj daha düştü.

Bilinmeyen Numara: "Ama Fransa'ya hoş geldin."

Telefona birkaç saniye daha baktım.

Kaşlarımı çattım.

Beni tanıyor muydu?

Yok... İmkânsızdı.

Parmaklarım klavyenin üzerinde dolaştı.

Valeria: "Teşekkür ederim. Umarım rahatsız etmemişimdir."

Mesajı gönderdikten sonra telefonu yatağın üzerine bıraktım.

Cevap gelmez diye düşünüyordum.

Ama birkaç saniye sonra ekran yeniden aydınlandı.

Bilinmeyen Numara: "Etmedin."

Ardından bir mesaj daha geldi.

Bilinmeyen Numara: "İlk defa mı Fransa'dasın?"

İçimde garip bir tereddüt oluştu.

Normalde tanımadığım insanlarla konuşmazdım.

Ama sonuçta sadece bir mesajlaşmaydı.

Hem birkaç dakika sonra konuşma biterdi.

Valeria: "Evet. Yeni romanım için ilham arıyorum."

Bu kez cevap biraz geç geldi.

Bilinmeyen Numara: "Demek yazarsın."

Gülümsedim.

Valeria: "Evet. Sen?"

Mesajı okudu.

Uzun süre yazıyor ibaresi ekranda kaldı.

Sonunda cevap geldi.

Bilinmeyen Numara: "Fotoğrafçıyım."

Kısa...

Ama nedense merak uyandırıcıydı.

Valeria: "O zaman ikimiz de anıları yakalamaya çalışıyoruz. Ben kelimelerle, sen fotoğraflarla."

Bu kez cevabın gelmesi uzun sürmedi.

Bilinmeyen Numara: "Güzel cümle."

İstemsizce gülümsedim.

Yüzünü bile bilmediğim biri, bütün gün kuramadığım cümleyi tek mesajla bana kurdurmuştu.

Saatin gece yarısını geçtiğini fark edince telefonu kapattım.

Valeria: "Sanırım artık uyumalıyım. Yarın bu şehri keşfetmek istiyorum."

Bilinmeyen Numara: "O zaman yarın sana bol şans, yabancı."

Valeria: "İyi geceler."

Bilinmeyen Numara: "Bonne nuit, yabancı."

Telefonu göğsümün üzerine bıraktım.

Fransızca bilmiyordum.

Ama o iki kelimenin ne anlama geldiğini tahmin edecek kadarını biliyordum.

"İyi geceler."

Gözlerimi kapattım.

Henüz adını bile bilmediğim biriyle yaptığım birkaç dakikalık sohbetin, ertesi gün yine aklıma geleceğinden habersizdim.

Ve o da...

Yanlış kişiye gelen o mesajın, hayatının en güzel tesadüfü olacağını henüz bilmiyordu.

Bölüm Sonu...
Bölüm sonu

7 yorum