O gece Deniz uyuyamaz. Isimsiz numaranın kime ait olduğunu bir şekilde öyrenmek ister.
Baş şüpheli tabiki Hakan Akkayadır.
Babam. Kendisi babamın patronu. Numaranın onun olup olmadığını babamın telefonundan öğrene bilerim. Tabi telefona ulaşa bilirsem…
Ertesi gün Deniz erkenden uyanıp babsının telefonunu bulmaya gider.
Odsından çıkarken babasının tuvaletten çıktığını görür.
-Günaydın baba.
-Günaydın Deniz. Erkencisim kızım. Bugün pazar biraz dinlen.
- Evet baba ama ödevlerim varda onları yapıcam. Şey senin telefonunda internette bir arama yapabilirliyim? Ödevlerim için. Benim telefonum şu an çalışmıyor.
-Ne oldu telefonuna?
- İşte bazen ekran siyahlaşıyor. Ama çok ama çok nadiren oluyor. Merak etme.
- Tamam o zaman bekle yatak odasında getireyim.
-Teşekkür ederim baba.
Biraz sonra.
-İşte telefon ben gidip uyuyorum sonra mutfağa koyarasın telefonu.
-Tamam baba. Kısacık zaten işim.
Deniz odasına dönüp hemen telefonu açar. Babasının şifresi yoktur.
Şimdi bakalım. Hakan Akkaya olarak mı kayıt etmiş acaba.
EVET.
İşte burada!
Aynı numara….
Bu ne anlamına geliyor?
Deniz tuhaf bir şekilde hiç bir şey hiss etmez.
Mutlaka bir açıklaması vardır ya. Yani annem bu kadarınıda yapmaz.
Ama gerçeyi, her ne olursa olsun, öğrenmek zorundayım.
O gün Deniz odasından banyoya giderken annesinin odasından bir fısıltı işitir.
Kapıya yakınlaşır. Birden Nurayın sesi daha aydın gelir.
-Ya tamam dedim ya! Aldırıcam. Yarın killiniye gidicem zaten. En azındam beni bırakırsan iyi olur…..İşte öğlen gibi. Tamam tamam. Kendim giderim. Beni böyle bir günde de yanlız bıraktın yani aşk olsun Hakan.
Bir dakika Hakan mı?!! Denizin üstüne kocaman bir öküz oturur.
-Deniz?
-Baba?
-Ne yapıyorsun kızım kapıda öyle
- Şey anneme bakmıştım hani hamile ya belki iyi değildir diye odasından da çıkmıyor.
-Dinleniyor kızım merak etme sen.
-Tamam baba.
Deniz odasına girip defterini açar.
Hakan Akkayanın numarasının yanına, Yarın öğlen gibi klinikte, yazar.