İşkence bittip teneffüs başlar başlamaz Jason'un yanına gittim. Yoklamada ismini öğrenmiştim. Gerçi sıramdan kalkma zahmetinde bulunmadım sadece arkama döndüm. Ange'de beni sırasından izliyordu.
-Merhaba Jason ben Nita
-Senin ismin Nitali ve bir ismi düzgün telaffuz etmelisin Nitali.
Sesi sertti. Neden buna takılmıştı ki. Öğretmenlerim bile bana Nita diyor. Fransızca öğretmeni bile. Yoklama alırken dahil. İsmimi nereden biliyor? Belkide sınıf listesinde görmüştür. Üff banane ki bundan? Bu kadar sert olmamalıydı. Huhh! Sakin ol Nitali.
-İnsanlar bana bu şekilde hitap ediyor ve bende alıştım. Ağız alışkanlığı yani.
-Senin ismini düzgün söylemeyenlerin kafasını kıracısın ki bidaha söylemesin.
Bu çocuk neyin kafasını yaşıyor? Gerçekten insan sinir krizi gecirir bunun yanında. Ange'nin yanına gittim.
-Ne kadar sinir birisi bu ya.!
-Fark ettim yüzündeki damarları görebiliyordum.
Yüzümde gül hastalığı var. Sinirlenince, acı birsey yiyince ve aşırı sıcağı maruz kalınca damarlarım görünür oluyor. Genetik birsey. Hayatımı etkilemiyor. Sözde 15dk olan teneffüsü 7dk yaşatan eğitim görevlilerine hakkımı helal etmiyorum. Ve tekrar Fransızca dersine girdik. Exam-en (Fransızcada sınav demek) zamanı.. Nefret ediyorum.. 56 aldim bu Mary halamın hoşuna gitmeyecek. İyi kısmı ise bütün sınıfın 50lerde olması. Kimse Fransızcayi sevmiyor. Sınıfın Fransızca haric not ortalaması 96. Gerçekten, övünmüyorum. Sonunda sözde 15dk olan 7dklik teneffüse çıktık. Şansımı tekrar denemek istedim ve arkama döndüm.
-Selam Jason! Ne yazıyorsun?
Defterine göz ucuyla baktım. O-orada benim fotoğrafım vardı. Hadi ama Nitali! Aklına kötü şeyler getirme. Belkide hatıra defteri yapiyordur. Dönemin bitmesine sadece 3 hafta var. Sanırım sorabilirdim. Yürek yemedin Nitali! Hangi cesaretle soracaktım ki? Huh! Jason benim yüzüme uzun süre baktıktan sonra cevap verdi.
-Sadece basit bir anket defteri.
Gördün mü Nitali sadece bir anket defteriymis.