Baba Sam, kısa bir süre sonra eve gelir. Yüksek sesle bağırmaya başlar*
Sam: Finnn, Noraaa! Uyanın hadi, ekmek sıcacık. Kahvaltıda hazır.
Sesleri duyan Finn ve Nora, heyecanla sofraya gelir*
Kate: Günaydın çocuklar. Gülümser*
Finn / Nora: Günaydın anne, günaydın baba.
Sam: Günaydın çocuklar. Hadi, oturun bakalım. Hemen kahvaltımızı yapalım.
Anne Kate çayları doldurur ve ailemiz iştahlı şekilde kahvaltısını yapmaya başlar*
Kate, Sam'e bakarak gözleriyle işaret yapar. Baba Sam, Kate'in ne istediğini anlar ve derin bir nefes alır. İyice odaklanır ve aklından kelimeler seçerek, kendisini konuşmak için iyice hazırlar*
Sam: Çocuklar... Size söylememiz gereken ciddi bir şey var.
Finn ve Nora oldukça meraklanır*
Nora: Ne söyleyeceksiniz baba?
Sam: Çocuklar... Biz taşınıyoruz...
Finn ve Nora resmen şok olur*
Finn: Nee? Nasıl? Ne demek? Ne zaman taşınıyoruz???
Sam: Sakin ol Finn. Bunun senin için ne kadar zor olacağını biliyorum, ama sadece sen değil. En az biz de senin kadar zorlanacağız. Biz de köyü seviyoruz. Burada bir sürü akrabamız var. Bir sürü anımız var. Ayrılmak kolay değil, ama bu bizim iyiliğimiz için. İşim gereği Finn...
Finn babasının dediklerini çok iyi anlasada, bu durumu kabullenmek istemez. Gözleri dolar ve ne yapıp, ne söyleyeceğini bilemez. Sadece üzülür ve morali bozulur. Finn, aniden babasına bakar*
Sam'i, oğlunu böyle çaresiz şekilde görmek oldukça duygulandırır*
Sam: Üzülme Finn, lütfen. Her şey daha güzel olacak, güven bana. Bu akşam yola çıkacağız. Hemen kahvaltını edip, dışarı çıkabilirsin. Arkadaşlarınla vedalaşmayı unutma. Kate'de üzülür*
Finn bir anda sofradan ağlayarak kalkar ve apar topar dışarı çıkar*
Kate: Oğlum... Nereye? Daha çayını bile bitirmedin. Hayır, off. Biliyordum böyle olacağını ya!
Sam: Normaldir Kate. Üstüne çok gitmeyelim. Biraz üzüntüsünü yaşasın içinde.
Kate: Kendine bir şey yapmaz değil mi? Söylesene Sam, korkuyorum!
Sam: Sanmıyorum Kate. Finn gayet akıllı bir çocuk. Nora, yavrum. Sen bakma abine. Üzülme, zamanla üzüntüsü geçecek ve iyi hissedecek. Sende bu süreçte ona yardımcı olursun değil mi?
Nora: Tabiki baba. Abimin burada bir sürü arkadaşı olsada, en iyi arkadaşı benim sonuçta. Onu en iyi ben anlarım ve moralini yüksek tutması için, elimden geleni fazlasıyla yaparım. Gülümser*
Kate bayaa duygulanır*
Kate: Sen harika bir kardeşsin Nora...
Sam: Kızım, doyduysan birazcık televizyon izleyebilirsin. Bizde o sırada eşyaları ayarlayalım. Biraz işimiz var. İşim bitince senle oyun oynayabilirim. Ama bir süre yalnızsın. Yaramazlık yok.
Kate: Baban haklı Nora. Anlaştık mı?
Nora başını sallar ve televizyon izlemeye gider*
Sam: Hemen işlerimizi bitirelim hanım. Sonra eşle, dostla, akrabayla vedalaşalım. Eğer Finn inat edipte eve gelmezse, bir de onu arama mesaimiz olacak. Ortamı yumuşatmak için güler*
Kate: Umarım bir şey yapmaz kendine. Nedense içimde kötü hisler var. Düşünceli gözükür*
Sam: Korkma hanım, arkadaşlarıyla beraberdir. En fazla yapacağı şey, bir yere saklanmak olur.
Kate: Sana ve hislerine güveniyorum Sam. Hadi, işlerimizi halledelim hızlıca.
Nora uslu uslu televizyonunu izlerken, Sam ve Kate'de hazırlıkları tamamlar. Tanıdıklar ile vedalaşma merasimide biter, ancak Finn hâlâ ortalıkta yoktur. Herkes endişelenmeye başlar*
Kate: Sam! Söylesene, nerede bu çocuk???
Nora: Baba, abim için bende endişelenmeye başladım.
Sam, eşini ve kızını rahatlatmanın yollarını arar*
Sam: Endişelenmeyin. Siz şu ufak tefek şeyleri arabaya taşıyın. Ben Finn'i bulup, hemen buraya doğru geliyorum. Beni merak ederseniz, telefonla ararsınız. Meraklanmayın, geleceğiz.
Kate: Tamamdır bey. Dikkatli ol ve yalvarırım gecikmeyin. Daha fazla meraklandırmayın bizi.
Sam: Tamamdır, korkmayın. Söz, hemen geleceğiz Finn ile. Siz panik yapmayın, yeterli...
Sam, Finn'i bulabilmek adına evden çıkar ve apar topar yola koyulur*
BÖLÜM SONU!