İrlanda'nın, Limerick şehrinin Pallasgreen isimli köyündeyiz. Güneşli bir yaz sabahı. Horozlar yüksek sesle ötmeye başlar ve anne Kate Gallagher, uykusundan uyanır. Kibar şekilde esner*
Kate: Sam, sam, sam! Uyansana, dürter*
Sam: Ihmm... Günaydın karıcığım. Erkencisin?
Kate: Sam, unuttun mu? Bugün taşınıyoruz. Finn'in henüz gideceğimizden haberi bile yok. Erkenden kahvaltımızı yapalım da, Finn'de arkadaşlarıyla vedalaşabilsin. Daha bir sürü hazırlık yapacağız. İşimiz uzun, hadi diyorum ama... Hâlâ yatıyorsun, uykunun hiç sırası değil Sam!
Sam yavaşca doğrulur ve bir süre gerindikten sonra, nihayet uykusunu açmayı başarır*
Sam: Haklısın Kate. O zaman sen yatağı topla, bende çayı koyup ekmek almaya gideyim.
Kate: Tamamdır bey. Üzülüyor musun? Bana sorarsan, çocukluktan beri burada yaşıyorum. Burada doğdum, burada büyüdüm, hatta burada evlendim. Şehir hayatı nedir, en ufak bir bilgim bile yok. Zor olabilir, ama senle her yerde yaşarım. Yeter ki, sen yanımda ol Sam. Duygulanır*
Sam, eşi Kate'e sıkıca sarılır*
Sam: Endişelenme Kate. Bir şekilde bunun da üstesinden geleceğiz. Ayrıca unutma. Şehir merkezine, işimi daha çok büyütmek için gidiyoruz. Umarım her şey daha da güzel olacak. Biz bir ömür yanyana olalım, çocuklarımız önümüzde olsun. Gerisi boş. Öyle değil mi? Gülümser*
Kate'in içi az da olsa rahatlar*
Kate: Öyle tabi bey. En çokta Nora için seviniyorum. Burada hiç arkadaşı yok ve bence şehir hayatı ona daha iyi gelecek. Umarım, kendisine güzelce anlaşabileceği arkadaşlar bulacaktır.
Sam: Umarım dediğin gibi olur Kate. Ama Finn için aynı şeyleri söyleyemem. Burada bir sürü arkadaşı var. Her gün onlarla futbol oynuyor ve burayı çok seviyor. Eğer olur da kendisini çok kötü hissederse, onu nasıl mutlu edeceğimi çok iyi biliyorum. Düşünceli şekilde gülümser*
Kate: Lafa daldık bey. Hadi, acelemiz var. Nasıl mutlu edersen et. Köyden taşındık diye Finn'in psikolojisi bozulmasın, yeterli... Bundan biraz çekiniyorum açıkçası, çünkü buraya çok bağlandı.
Sam: Bozulmaz, merak etme Kate. Ben şimdi çayı koyup, ekmek almaya gideyim hızlıca. Sende yatağı toplayıp, sofrayı hazırlarsın. Eğer Finn üzülürse, dediğim gibi... Çaresi bende.
Kate: Tamamdır bey, dikkat et. Sana güveniyorum. Onu benden daha iyi anlıyorsun sonuçta.
Anne Kate yatağı toplayıp, sofrayı hazırlamaya başlar. Baba Sam ise ekmek almaya gider*
Gallagher çifti, genç yaşlarda tanışmıştı. Birbirlerine sırılsıklam aşık olmalarına rağmen, maddi zorluklar yüzünden evlilik süreci oldukça gecikmişti. Buna rağmen, çiftimiz birbirini asla terk etmedi ve tam bir sadakat örneği gösterdi. Tanrı çifte 2 tane çocuk nasip etti. Finn ve Nora. Finn 15 yaşındaki bir erkek çocuktu, Nora ise kız olup henüz 13 yaşındaydı.
Geçmişi zorluklarla geçen Gallagher çifti, sonunda maddi durumlarını iyileştirmeyi başarmıştı. Anne Kate ev hanımı idi. Baba Sam ise bir marangozdu. İşlerini büyütmeyi başaran Sam, şehrin merkezinde kendi dükkanını açabilecek seviyeye kadar gelmişti. Daha fazla iş talebi ve daha fazla kazanç için, artık bu köyü geride bırakmak lazımdı. Baba Sam, elbette mutluydu. Ancak içinde fazlasıyla ukde kalan bir şey vardı. O da gerçekleştiremediği futbolculuk kariyeri...
Baba Sam, futbolcu olmak ve memleketi İrlanda'yı dünya şampiyonu yapmak gibi spesifik hayallere sahipti. Genç yaşta ciddi bir sakatlık yaşayınca, hayalleri daha başlamadan bitti. Sam'de baba mesleği olan marangozluk işinde ustalaştı. Oğlu Finn doğduğunda, kendisinin başaramadığı hayalleri onun başarmasını istemişti. Finn'i çocukluktan beri futbol sevgisi ile büyüten Sam, ona futbol tutkusunu aşıladı. Finn'de, kendisine olan desteğinden ve futbolu ona sevdirmesinden ötürü babası Sam'i çok seviyordu. Babasına olan bağlılığı o kadar yüksekti ki, artık hayattaki tek hedefi babasının gerçekleştiremediği hayalleri başarmak olmuştu. Bunun için çok çalışıyordu. Genç Finn'in düşlerinde, sadece dünyaca ünlü bir futbolcu olmak yatıyordu.
Finn ayrıca çok arkadaş canlısı bir çocuktu. Nora ise abisi Finn'e göre çok asosyal birisiydi. Kimseyle anlaşamayan ve yalnızlığı seven bir yapısı vardı. İki kardeşin arası ise oldukça iyiydi. Ne güzel bir aile değil mi? Birbirlerine ilk gün ki gibi aşık olan, sadık bir çift... Babası Sam'in hayallerini gerçekleştirmek isteyen, kararlı bir erkek çocuk. Ailenin akıl küpü olan ve derslerinde oldukça başarılı bir kız çocuk. Bu da ailemizin, köyden ayrılmadan önce çektirdiği son fotoğraf.
İşte karşınızda, köyün eşsiz manzarası ile Gallagher ailesi...

BÖLÜM SONU!