Leyla duyduğu isimle verdiği tepkinin ardından bir süre sessiz kaldı. Bir süre telefonun diğer tarafından ses gelmemiş bir kaç saniyenin ardından kızgın bir ses Leyla'nın kulaklarında çınlamıştı.
"Siz neden beni arayıp duruyorsunuz hanım efendi! Derdiniz ne sizin?"
Leyla şaşkınlıkla ağzını bir karış açmış, olup bitene anlam vermeye çalışıyordu.aklında dönüp duran tek bir soru vardı. Bu adamı arayan kendisi değildi ki. Arayan oydu. O, durum analizi yapmaya çalışırken Safir'in sesi tekrar duyuldu. Bu sefer sesinde alay hakimdi.
"Ne o? Şimdi de hiçbir şey demeden susacak mısınız!"
Leyla bu sesle düşünce deryasından çıkıp Safir'e cevap verdi.
"İyi de ben aramadım ki sizi. Siz beni aradınız."
Safir, Leyla'nın sözlerine inanmayıp kızgınlıkla:
"Şimdi de yalan mı söylüyorsunuz! Sizi anlamak gerçekten çok güç Leyla Hanım." demesiyle
Leyla, Safir’in yalancı söylemine çok sinirlenmiş ve hiddetlenerek:
"Kendinize gelin Savcı bey! Bana yalancı deme hakkını nereden buluyorsunuz? Size yalan söylemek için hiçbir sebebim yok. Söylediğim gibi sizi aramadım. Beni ilk arayan sizdiniz. Aramayı sonradan gördüğüm için ve arayanın kim olduğunu öğrenebilmek için aradım sizi."
Leyla uzun konuşmasından sonra nefeslenip karşı tarafın konuşmasını bekledi. Akşam akşam sinirleri bozulmuştu. Adam resmen onu suçluyordu. Safir çok geçmeden konuştu.
"Ben kendimdeyim Leyla Hanım! Telefon kayıtlarıma baktığımda beni ilk arayan siz gözüküyorsunuz."
Leyla bu saçma duruma oflayarak tepki verdi.
"Benim telefonumda da siz ilk arayan olarak görünüyorsunuz. Sizin telefonunuz bozuk olmasın?"
Safir, Leyla'nın bu sorusuyla sinirle gülüp:
"Az önce beni suçluyordunuz şimdi suçlama sırası telefonuma mı geldi!"
Leyla alayla gülüp konuştu.
"Bana yalancı diyen adam mı söylüyor bunları?"
Safir göz devirip burun kemerini sıktı ve bulunduğu çalışma odasında pencereye yaklaşıp, karanlığın çöktüğü şehri izlerken Leyla'ya cevap verdi.
"Ne istiyorsunuz açıkça söyleyin! İlgimi mi çekmeyi amaçlıyorsunuz ya da para derdine felan mı düştünüz? Hayır bunların ikisi de çok saçma orası ayrı bir konu lakin inanın ki sizi anlamakta büyük güçlük çekiyorum."
Leyla kendisine söylenen bu hakaret içerikli sözlerle dolan gözlerini sımsıkı yumarak bağırdı.
"Hadsiz adam! Sana, ya senin telefonunda ya da benim telefonumda sorun var demeye çalışıyorum sen ise beni böylesine çirkin vasıflarla aşağılamaya çalışıyorsun! Daha fazla seninle muhatap olup kendime olan öz saygımı yitirmeyeceğim. Savcı olmuşsun ama..."
Leyla sözüne devam etmeyip telefonu Safir'in yüzüne kapattı. Gözlerinden dolup taşan göz yaşlarına hakim olamıyordu. Adam resmen onu dolandırıcı olmakla suçlamıştı. Hayatında ilk defa böylesine aşağılanmıştı. Akşam akşam canı sıkılmış hiç değmemesine rağmen göz yaşlarını akıtmıştı. Telefonu hınçla koltuğa atıp yüzünde ince, ıslak çizgiler bırakan damlaları sildi. Akşam ezanı vaktinin geldiğini okunan ezan ile anlamış ve abdest almak için banyoya girmişti. İşlerini halledip banyodan çıktığında aklı hâlâ az önceki telefon konuşmasındaydı. Asık olan suratını düzeltip akşam namazını eda etti. İçindeki sıkıntıyı gidermenin huzuruyla seccadesini toplayıp koltuğun üzerine koydu. Şimdi ne yapmalıydı? Geceye dair tüm hevesi kaçmıştı. Kitabına devam etmenin mantıklı olabileceğini düşünüp Kurt Gölü'nü eline aldı ve kaldığı sayfadan okumaya devam etti. Kitap okurken zaman su gibi akıp gidiyordu. Telefonuna gelen bildirim sesiyle kitapta olan bakışları, koltuğun üzerine fırlattığı telefona yöneldi. Gelen mesaja bakıpla bakmamak arasında kalsada tercihini bakmaktan yana kullandı ve ayaklanıp telefonu koltuktan aldı. Kilit ekranını açtığında gördüğü mesaj kaşlarının şaşkınlıkla açılmasına sebep olmuştu.
0540404040: Biraz kaba davrandım kusura bakmayın.
- Bölüm sonu -

