İçeriğe geç

BİR GARİP TELEFON

Bölüm 1 · 3 dk okuma

BİR GARİP TELEFON

Bölüm 1

Yanlış numara

0540404040: “ Merhaba beni aramışsınız, kim olduğunuzu öğrenebilir miyim?”

0530303030: “Siz kimsiniz? Ben bu numarayı tanımıyorum.”

0540404040 : “Ben Savcı Safir Çakır. Siz kimsiniz hanım efendi? Beni arayan sizsiniz birde kim olduğumu mu soruyorsunuz?”

0530303030 : “Bende Din kültürü öğretmeni Leyla Erim. Ayrıca sormam kadar normal bir şey var mı acaba?”

Telefonun diğer ucundan bir oflama sesi Leyla’nın kulaklarına ulaştığında Leyla, sinirle gülüp devam etti.

0530303030: Neye ofluyorsunuz alamadım! Bir yanlış anlaşılma olmuş işte. Neden uzatıyorsunuz?

0540404040: Pardon uzatan ben miyim? Bakın Leyla Hanım, şu anda devletin savcısını meşgul ediyorsunuz! Görev başındayım ve sizinle uğraşamam.”

Leyla’nın asabiyeti iyice bozulmuştu. Bu adam kendisini ne sanıyordu! Adı da yılan ismi gibiydi. Dili de yılan gibi sokuyor diye içinden geçirdi. Sinirlerine hakim olmaya çalışarak konuştu.

0530303030: “Ben sizi ne demeye oylayayım, beni arayan sizsiniz! Gerçi savcı olduğunuz da muamma ya.”

0540404040: “Muamma mı! Birde size savcı olduğumu inandırmak mı gerekiyor? Sizin işiniz gücünüz yok mu öğretmen hanım. Gerçi öğretmen olup olmadığınız tam bir muamma ya.”

Leyla dışından la havle çekip, derin bir nefes aldı ve konuştu.

“Size kanıtlamam gereken bir şey yok. İster inanın ister inanmayın. Daha fazla size katlanamayacağım, kapatıyorum.”

Deyip telefonu Safir’in yüzüne kapattı. Nasıl bir adamdı bu adam böyle? Bir de savcıyı diyordu. Madem oyalanmak istemiyorsun neden beni arıyorsun be adam diye içinden hayıflandı. Telefonu kapatmasına rağmen hâlâ söyleniyordu. Sinirini yatıştırmak için banyosuna yürüdü ve abdest aldı. Soğuk su az da olsa onu yatıştırmayı başarmıştı. İkindi ezanının okunmasına daha vardı. Hem mescid hem de kütüphane olarak kullandığı odaya girdi ve raflarda gözlerini gezdirdi. Bu oda çocukluğundan beri hayaliydi. Çok şükür ki gerçekleştirmeyi başarabilmişti.

Gözüne kestirdiği rafa adımlayıp kalın ciltli Kur’an-ı Kerimi eline alıp rahlesine koydu ve huşu içinde okumaya başladı. Aklını meşgul eden telefon konuşmasını sonunda bir süreliğine de olsa unutmayı başardı. Dört cüz okuduktan sonra okunan ikindi ezanının ardından namazını eda etmiş ve akşam yemeğini hazırlamaya koyulmuştu. İlk önce Bulgur Pilavı yapmış sonra da hazır Mantar çorbası pişirmişti. İçecek olarak kendisine ayran hazırlayıp salata malzemelerini dolaptan çıkardı ve lezzetli bir Çoban Salatası hazırladı. Şimdi sıra sofrayı kurmaya gelmişti. Kendine tabak ve çatal kaşık alıp mutfaktaki masaya oturdu ve yemeklerini yemeye başladı.

Aklı ikide bir Safir denen o adama kayıyordu. Asabını o kadar çok bozmuştur ki ondan başka bir şey düşünemez olmuştu. Adamın adı bile garipti. Safir...

Aynı yılan ismi gibi diye tekrar geçirdi içinden. Sonunda karnı iyice doymuştu. Bulaşıkları yıkayıp, mutfağı temizledikten sonra oturma odasına geçti. Yarın okulda dersi yoktu. Bu sebeple geç uyumayı düşünüyordu. Bu uzun vakti televizyondan güzel bir film açarak değerlendirmeyi düşündü ama sonrasında vazgeçti. Kütüphane odasına geçip eline John Verdon’un Kurt Gölü kitabını alıp, oturma odasına tekrar geçti. Rahat bordo kanepesine oturup kitabı açtı ve okumaya başladı. Bu seride en çok emekli dedektif Gurney’in karısı Madeleine’i seviyordu. Nedense o karakterin bu kitaba güzellik kattığını düşünüyordu. Elli sayfa okumuştu ki birden canının kahve çekmesiyle kitabı kapatıp oturduğu kanepeden ayaklandı. Mutfağa geçtiğinde dolaplardan kahve malzemelerini çıkarıp dumanı üstünde tüten bir kahve hazırlayıp oturma odasına tekrar geçti. Kahve eşliğinde kitap okumanın zevki bir başkaydı doğrusu. Kitap ilerledikçe Leyla’yı heyecan basıyordu. Gerilim hat safhaya ulaşmış, baş karakterin karısı küvetteki suda ölen eski sevgilisinin suretini görüp fenalaşmıştı ki odada yankılanan telefon melodisiyle Leyla, oturduğu koltukta sıçramış etrafına bakınmıştı. Kitabın içerisine almanın acısı bu şekilde çıkmıştı.

Gerçek dünyaya dönüp, kitabı bir köşeye bıraktı ve başka bir koltuğun üzerine koyduğu telefonunu almak için ayaklandı. Telefonu eline aldığında kayıtlı bir numaranın kendisini aradığını görmüştü. Sabahki olaydan sonra aramaya geri dönmekte tereddüt etse de numaranın üzerine tıklayıp aradı. Bir kaç çalıştan sonra telefonun diğer ucundan tanıdık bir erkek sesi duyulmuştu.

“Alo ben Safir Çakır. Kimsiniz?”

Leyla duyduğu isimle şaşırıp:

“Yine mi sen?”

- Bölüm sonu -

Bölüm sonu

3 yorum