Güneşin ilk ışıkları konağa vurdu mu herkes ayaklanır,güne başlarlardı. Kahvaltı masasında kimse kimseyle konuşmadı,sebebinin dünkü olay olduğunu düşünüyorum. Anlaşılan ben hariç herkes bu olaydan haberdardı
Âgah ağa'yı Zeyneple birlikte arabaya kadar uğurlayıp işlerimi yapmaya koyuldum,kahvaltıyı topayıp aşşağıya indirdiğimde mutfak çoktan dedikodu kazanına dönmüştü. Herkes bir köşeye üşüşmüş birbirlerine fısıldıyorlardı,geldiğimi gördüklerinde ayşe yanıma geldi
"Olanları duydun mu?" Kaşlarım çatıldı "ne olmuş?"
Aybüke "holdingde işler hiç iyiye gitmiyormuş. Bizimle çalışan firmalar teker teker anlaşmalarını iptal ediyormuş" ayşe sıkıntılı bir nefes verdi "Abim dün bir sinirle gittikten sonra babam da odasından hiç çıkmadı,mehmet abi yemekteyken anlattı olanları. Önceden böyle değildi,mahmut abim olsaydı-"
"Yapılacak onca iş var ama konağın kızları burada toplanmış çene çalıyor!" Zahide hanım varlığıyla yine tüm mutfağı kapladı,herkes başını eğip işlerini yapmak için mutfaktan çıktılar.
Elimde olduğunu bile unuttuğum tepsiyi tezgâha koydum,mutfaktan çıkarken zahide hanımın sesini duydum
"Dün berivan sizi birlikte konaktan çıkarken görmüş,nereye gittiniz? Dün gece konağa geldiğinizi de duymadım"
Arkamı dönüp karşımdaki kadına ne demem gerektiğini düşündüm. Dün âgah ağanın bizi götürdüğü uçuruma sırf kafası dağılsın diğe gitmiştik. Nerede olduğumuza dikkat etmemiştim ama şehirden bir hâyli uzaktık
Kimsenin onu böyle görmesini istememişti o uçurum onun insanlardan kaçtığı yerdi, onun gizli mâbedi,bunu herkesle paylaşmadığı ortadaydı. Eğer bende zorla arabasına binmeseydim benimle de paylaşmiyacaktı.
"Ağam konaktan çıkarken sinirliydi,bir yerde oturup sakinleşmesini bekledik sonra eve geldik"
"Sakinleştimi?" Bunun cevabını bende bilmiyorum
"Galiba"
Başını salladı,daha fazla burada durursam başka sorular sormasından korkup mutfaktan hemen çıktım. Konağın kapısından âgah ağanın geldiğini görünce şaşırdım, yanıma geldi,bir şey isteyeceği zamanlar yaptığı gibi saçlarını karıştırdı
"Dosyaları evde unutmuşum,benim için onları yukarıdan getirir misin?"
"Tabi ağam"
"Bu arada-" ben yanından geçip giderken kolumu tutup durdurdu,bir ona bir beni tutan eline baktım,yaptığı şeyi anlayınca elini hemen geri çekti "Dosyalar dolabın üstünde" başımı sallayıp merdivenlerden yukarıya çıktım.
Odaya girip sandalyeyi dolaba dayadım. Bir sürü dosya vardı,hangisi olduğunu bilmediğimden hepsini kucaklayıp gidecekken dengemi kaybedip dosyaları yere düşürdüm,son anda dolaba tutunup sandalyeden indim ama dosyalar birbirlerine girmişti tüm dosyaları toplarken elim kırmızı bir dosyanın üstünde kalakaldı.
Saydan kapağının üstünde büyük harflerle hisse devri yazıyordu. Dikkatli bakınca ne olduğunu anladım.
Karaman holdingin hisseleriydi bunlar.
Mahmut Karaman ve Âgah karaman adına holding ikiye bölünmüştü. Merakıma yenip düşüp sayfaları çevirdim,son sayfada mahmut Karaman'ın hisselerini mehmet Karaman'a devrettiği yazıyordu. Buna şaşırmıştım çünkü holdingin tüm yükü âgah ağadaydı,mehmetin de âgah ağanın diğer kuzenleri gibi ona verilen işi yaptığını sanıyordum. Bu denli büyük bir sorumluluğun içinde olduğunu hiç düşünmemiştim.
Âgah ağa yorgunluktan kızına bile vakit ayıramıyorken mehmet bu ortaklığın neresindeydi ki?
Âgah ağanın beni aşşağıdabeklediğini hatırlayınca düşüncelerimden sıyrılıp dosyaları hızlıca toplayıp aşşağına indim. Balkonda elindeki telefona bakan mehmeti görünce aklıma az önce gördüğüm dosya geldi
"Mehmet, sen işe gitmemiş miydim?" İrkildi, telefonu arka cebine atıp yanıma geldi
"Yok yenge bugün başka işlerim var benim" cebine koyduğu telefon çalmaya başladı, eline alıp baktığında yüz ifadesi birden değişti
"Yenge buna bakmam lazım, akşam görüşürüz"
"Görüşürüz" Ben bunu söylerken Mehmet çoktan merdivenlerden inmeye başlamıştı. Onların iş meseleleri beni ilgilendirmezdi ama Mehmet'i bu ortaklıktaki yerini merak etmiştim
Aşşağıya indiğimde âgah ağa beni farkedip yanıma geldi "sağol" gözlerini benden kaçırdı, hemen arkasına dönüp konaktan çıktı
Bu adama ne oluyordu böyle, bir bakmışsın yıldızların altında hayat hikâyesini anlatıyor bir bakmışsın yüzüne bile bakmadan çıkıp gidiyor.
Tüm erkekler böyle anlaşılmaz mıdır?
Yoksa bu durum sadece âgah ağaya mı özel?
Yaşadığım şeye sadece gözlerimi devirdim
Hiç beklemediğim bir anda arkamdan biri bana sarıldı irkilip arkama dönmek istedim ama gerek yoktu çünkü böyle çocukça şeyleri yapabilecek tek bir kişi vardı bu konakta
"Ayşe! Korkuttun beni!"
"Yengelerin en güzeli, sarılmak geldi içimden"
Ya ya hep böyle başlarlar zaten...
"Laubaliliğe gerek yok. Çıkar ağzındaki baklayı sende kurtul bende"
Ayşe gözlerini kıstı "fazla zekisin" beni bırakıp karşıma geçti "Annemden izin aldım,mutfakta birkaç eksik var birlikte çarşıya çıkacağız"
"Berivan abla gider hep pazar işine,yoksa birşeyi mi var?" Sonuçta yaşlı kadın herşey olabilir. Ayşe paniklediğimi görünce ellerini havada sallamaya başladı "Hayır, hayır birşeyi yok sadece dışarıya çıkalım dedim, hava alırız"
İsyan eder gibi ayşeye baktım "Ama benim bir dolu işim var nereden çıktı şimdi bu hava alma meselesi aybükeyle gitsene sen hem yaşıtsınız"
"Offf normalde olsa ağzından kelimeleri cımbızla alırız şimdi konuşasın tuttu" ağzım açık ayşeye bakakalmıştım
o bana çok mu konuşuyorsun dedi?
Eliyle geçiştirip "Hadi abla hadi yürü ben sana yolda anlatacağım zaten annem daha çıkmadığımızı görürse çok kızar"
"Tamam ben üstüme birşeyler alıp geleceğim" yukarı çıkıp çantamı aldım aşşağıya inip ayşeyle birlikte konaktan çıktık. Ayşe şoföre çarşıya gideceğimizi söyledi, yol boyunca bana sözde pazara gidişimizin amacını anlattı
~~~~~~~~~~*~~~~~~~~~~~~*~~~~~~~~~
"Bu iş hiç içime sinmedi"
"Aybüke bile daha soğuk kanlıydı,sen çok evham yapıyorsun abla"
"Ha bu ilk değil?"
"Gel bir yerde oturalım kaldık çarşının ortasında kabak gibi"
Gördüğümüz ilk kafeye girdik en arkalardaki masalardan birini seçip oturduk. Ayşe,gelen garsona çay istediğimizi söyledi. Zaten sıcaktı bir de çay mı içecektik şimdi?
"Bu sıcakta ne çayı?"
"Hararetini alır" gözlerimi devirdim
"Bahsettiğin çocuğun geleceğine emin misin sen?"
"Gelecek abla,sen konuştuklarımızı hatırlıyor musun?"
"Evet ayşe bin defa tekrarladın. Siz buluşunca ben gideceğim, sen arayınca da gelip birlikte konağa döneceğiz" arabaya bindiğimizde ayşe hoşlandığı adam hakkında konuşmaya başladı,her hafta buluştuklarını birileri görmesin diğe de aybükeyi yanına aldığını söyledi. Tabi beyza hala bugün abükeye iş verince piyango bana vurmuştu ne hoş
Çaylar geldiğinde ayşe gerginlikten olmalı çayı hızlıca içmeye başladı. Bu hali gerçekten de komikti,belkide hiç aşık olmadığımdandır bana bu halleri saçma geliyordu
Fazla heyecanlı,fazla gergin,fazla neşeli,fazla sabırsız... bu kadar duyguyu bir bünyede barındırması beni tedirgin ediyordu
Ayşenin içtiği çay boğazında kalınca öksürmeye başladı. Elimle beline vurdum "Helal helal, az biraz yavaş iç şu çayı" ayşe öksürürken eliyle bir yeri işaret ediyordu kafamı çevirip gösterdiği yere baktığımda kafeden içeriye bir adamın girdiğini gördüm. Ayşe bu adamın fotoğrafını biz arabadayken göstermişti bana
İsmi ne demişti ayşe... ha! Tuğrul.
Kısa kol giğdiği penye iri vücudunu gözler önüne seriyordu, kısa kesilmiş siyah saçları keskin yüz hatlarını ortaya çıkarıyor, koyu mavi gözleri beyaz tenine tezatlık oluşturuyordu
Ben adama bakarken ayşe eliyle beni çekiştiriyor, kalkmam için ısrar ediyordu. Tuğrul masamıza yaklaştı "merhaba hanımlar"
Ayşenin yüzü kızarmaya başlayıp tuğrul gözlerini kaçırınca benim buradaki vaktimin dolduğunu anladım "Benim birkaç işim var ayşe,bitince yine yanınıza gelirim ben"
Tuğrul eliyle masaya konduğundan beri hiç bakmadığım çayımı gösterdi "Bari çayınızı bitirseydiniz"
Ayşenin bana hayır der gibi bakan gözlerine karşılık başımı salladım "Belki başka zaman,pazara gitmem lazım işim uzun sürer"
Tuğrul başını salladı, ayşeyle birlikte masaya oturduklarında ben kafeden çıkmıştım. Şoför bizi çarşının başında bekliyordu,pazar işi fazla uzun sürmezdi poşetleri tek başıma da taşıyabileceğim kanâtine varıp şoförden yardım istemek yerine çarşının içinden pazara gitmeğe karar verdim.
Eskiden olsa annem beni bu sıcak hava da hayatta dışarıya çıkartamazdı ama artık o hayatımın büğük çoğunluğunda olmayacaktı,bu demek oluyor ki bana tembellik yapmak da yoktu.
El işi takıların olduğu bir tezgâha gözlerim takıldı yaklaşıp tezgâhdaki renk cümbüşüne bakakaldım.
Elime aldığım yarım ay şeklindeki bir küpeydi,sarı rengi severdim,güneşte küpenin rengi daha da parlıyordu gözümü almıştı yansıması. Tezgâhdar kadın elimdeki küpeyi görüp alacak mıyım diğe sormadan küpeyi bırakıp yoluma devam ettim.
Pazar tıklım tıklımdı ben eşyaları alıp daha fazla insan kalabalığında boğulmadan hemen oradan çıktım. Çarşının başına gelip poşetleri şoföre verdim. Ayşenin de bana doğru geldiğini gördüm,arabaya binip konağa gittik
Tabi yol boyunca tuğruldan bahsetmemek olmazdı, ayşe bir an nefes almadan anlatmaya başladı. Zavallı şoför... ben daha bugün konuyu ögrendim,o kaç kez bu konuşmaları duymaya maruz bırakıldı kim bilir.
|Bölüm sonu


