İçeriğe geç

BİR GARİP GELİN

Bölüm 12 · 5 dk okuma

BİR GARİP GELİN

Bölüm 12

İş gezisi ~3~

Sanırım mutfağı kirletme maceram biraz fazla başarılı oldu. Kahvaltı yapalı bir saat oldu ama ben hâlâ dünder kalma yağları mutfaktan temizliyorum,sonunda bitti..

Salondaki koltuğa attım kendimi. Âgah ağa bana sırıtarak bakıyor bir yandan da elindeki dosyaları imzalıyordu.

"Ne sırıtıyorsun?" Söylediklerimle gülümsemesi tüm yüzünü kapladı.

"Hiç. Sadece bir insan kendine nasıl eziyet eder ona düşünüyorum"

"Ben kendime eziyet falan etmiyorum. Mutfak kirliydi,onu temizledidim sadece" amaçsızca kendimi savunmam onu daha çok eğlendirmişti

"Eyer mutfağı kirleteceğim diğe dün akşam o kadar yağlı yemek yapmasaydın şimdi ceremesini çekmezdin"

Gözlerim fal taşı gibi açıldı bu adam nereden biliyordu bunu. Zihnimi mi okuyordu yoksa

Kahkahası tüm salonu kapladı "Bakma bana öyle. Gördüm seni dün,ya bilerek yemekleri döktün ya da havlu yerine tezgâhı kullandın. Kirlenmeyen bir yer görünce de itinayla kirlettin. Sana müstahak,şimdi çek cezanı"

İstemsizce bende gülmeye başladım. Dün akşamki hâlimi düşündükçe gülmemi tutamıyordum. Tam bir rezillikti...

Bana baktığını fark edince kendimi tuttum. Yayıldığım yerden kendimi düzelttim. Âgah ağa da boğazını temizleyip dosyalarına gömüldü.

Günümüz alışılmışın dışında bir monotonlukla geçti. Tek aksiyonumuz ögle yemeğinde Âgah ağanın telefon kuşması sırasında zeynep'le arkasından onun taklidini yapmamızdı.

Konuşmasını bitirip yanımıza geldiğinde gülmekten gözümüzden yaşlar akıyordu. Âgah ağa bize deli muamelesi yaparak yemişti tüm yemeğini.

(Multimedya: esranın el

Akşam için siyah bir elbise giymiştim. Zeynep de konaktayken yeni aldığı beyaz peri kostümüyle kanatlarını takmıştı. Hazırlanınca aşşagına indik. Arabaya yaslanmış Âgah ağayı görünce nutkum tutulmuştu resmen.

Siyah bir takım giymişti önündeki düğmeleri göğsüne kadar açmış bedeni ben spora gisiyorum diğe bağırıyordu.

Ben mal gibi yolun ortasında durmuş karşımdaki heykele bakarken âgah ağa bakışlarımın farkına varmıştı. Sırıtarak yanıma doğru gelip zeynep'i kucağına aldı beni de elimden tutup arabaya sürükledi.

Hayır yanlış duymadınız. Rsmen. Arabaya. Sürüklendim... çünkü nasıl bir hayal alemine dalmışsam arabanın yüksek sesle yüzüme kapanan kapısı beni kendime getirmişti

Gittiğimiz restaurant şık bir yerdi. Hani şu zenginlerin yemeği güzel diğe geldiği değil de etrafındaki zengin ortamı solumak için geldikleri cinsten.

Ayyy kesin burada yiyeceğimiz yemekler de dişimizin kavuğuna yetmez ama neyse,gerekirse ben yine geç vakitte yemek yaparım birlikte yeriz artık yapacak birşey yok...

Âgah Karamandan

Retauranta girdiğimizde esra yine içinden konuştuğunu belli edercesine yüzünü değişik şekillere sokuyordu. Zeynep kanatlarıyla nasıl uçabirim diğe sorular sorunca odağıma zeynep'i aldım.

Yemekleri daha sipariş etmemiştik,garson çağırmak için elimi kaldırıp seslenince görüş açıma iclal girdi. İclal,annemin teyzesinin torunu üniversite okumak için ankaraya geleli 2 yıl olmuştu. Beni görünce kırmızı rujlu dudaklarıyla gülümseyerek yanımıza geldi.

Ama yanında bir kuyrukla beraber...

"Aaaa âgah abi,seni burada görmek büyük süpriz oldu bana. Esra! hatırladın mı beni kınanda tepsiyi ben tutuyordum"

Esra boş boş bakıtı,hatırlamadığı ortadaydı ama yine de çaktırmadı. Bu kadının bu huyunu seviyordum ne olursa olsun kimseye taviz vermiyordu,bilmese bile bilmiyorum demiyor herkese güçlü görünüyordu. Tıpkı benim gibi

"Tabiiki de hatırladım ııı..."

"İclal"

"İclalciim nasıl unuturum seni. O gece benden sonra en güzel kız sendin" iclal anlamasa da ben elimin altından sırıttım. O sırada kılkuyruk yine gözüme ilişti,ona baktığımı gören iclal takdim etmek için geri çekildi.

"A-a-a-a bak görüyor musun,ben lafa daldım size arkadaşım hüsametddini tanıştırmayı unuttum. Tanıştırayım âgah abi,esra bu hüsameddin benim moda tasarım okuluma bu yıl geldi. Önceden almanyadaymış türkçesi pek de iyi değil diğe ona yardımcı olmam istendi"

"Sende onu yemeğe çıkararak mı yardımcı oluyorsun" sinirim sesime yansıdı ama esra hemen araya girip ortamın gerginliğini dağıttı

"E maden teksiniz bizimle otursanıza, hem biz de birileriyle iki kelâm ederiz. Malum senin abin bizi evin içinde biblo gibi segilediği için geldiğimizden berri insan yüzüne hasret kaldım"

Iclal ve Hüsameddin sandalye çektiler masada iclal benim yanıma hüsameddin de esranın yanına oturdu karşıma denk düşmesi onu izlememe fırsat vermişti.

Hay ben böyle işin içine sıçıyım. Lan bu nasıl hüsameddin!!

Bu ismi duyunca ilk akla camiye giden amca gelir. Sarı saçları kirli sakallarına karışmış mavi gözlü bu iri yapılı adam değil camiye gitmek spor salonlarına gitmekten evinin yolunu bulamaz.

Ben kim bilir nasıl adama bakıyorsam esra boğazını temizleyip gözleriyle beni uyardı. Ceketimi düzeltip oturduğum sandalyede doğruldum,

Menüleri istemek için elimi tekrardan kaldırdığımda sözüm yarıda kesildi "Pardo-"

"Pardon menü alabilir miyiz" ölümcül bakışlarım hüsameddine kaydı ama kimse bunu fark etmedi. Herkes konuşmaya devam ediyordu.

Nerden çıktığını bilediğim bir moda aşkı esrayı yakıp kavurdu karşımdaki tipsize sorular soruyor, o da sırıtaraf cevap veriyordum.

Neden sinirlendiğimi anlamıyorsum. Ben zaten bu birkaç gündür yaptığım hiçbirşeyi anlamıyordum. Esraya geçen geceki yakınlığım,ona hayatını merak ettiğimi sormam,ona bakmaktan kendimi alamamam...

Sandalyenin kolunu var gücümle sıkıp kendimi sakinleştirmeye çalıştım.

Hayır âgah

Hayır âgah

Hayır âgah

Şimdi bu herifin kafasını kırarsan akşam da esra senin kafanı sorularıyla yer. Yapma

Esra ve iclalin kahkahaları sakinleşmeme yardımcı olmuyordu

"Ee âgah abi sende esra gibi mi düşünüyorsun. Renk uyumu kötü mü olmuş" iclal soru sorunca ona döndüm. Tam ağzımı açıp cevap verecekken

"Abin pek modadan anlayan birine benzemiyor gibi iclal. Istersen esracığımın tenine uyan en güzel renkleri söyleyebilirim sana"

"A tabii. Çok sevinirim" esranın cevabıyla yavaşça kafamı esraya çevirdim. Artık ne gördüyse yüzümde kafasını hızla sallamaya başladı. Kaşlarını kaldırıyor sessizce dudaklarıyla "hayır" diyordu.

Masaya eğilip "sakın âgah,sakın. Bak rezil oluruz!"dedi. Bende ona karşılık "ben bu gece bu herifi dövmezsem tüm hıncımı eve gidince senden alırım işte o zaman görürsün asıl rezilliği"

Yüzü renkten renge girdi, geri çekilip yine kaşlarıyla onaylamadığını belli ediyordu ama umrumda bile değildi. Ben bu gece bu adamın haşatını çıkarmazsam rahat etmezdim.

"Esracım senin tenine en çok-"

"Ya sen esrayı boşverde bu senin üstündekiler hiç senin tenine yakışmışmı hiç? Cık cık cık beyaz sana hiç yakışmıyor hüsameddinciğim"

Hüsameddin sandalyesine yayıldı,sırıtarak cevap verdi " Yaaa,peki sizce bana hangi renkler yakışır âgah bey?"

"Kırmızı,siyah,mor...saymakla bitmez,istersen ben sana uygulamalı göstereyim hüsameddinciğim"

Siktim ebeni hüsameddin

Avucumu açıp tükürdüm. Ya hak değip ilk tokadı vurdum. Adam masayla birlikte yeri boyladı.

En son hatırladığım arka fonda çalan müzikti

|Bölüm sonu

Bölüm sonu

16 yorum