İçeriğe geç

BİR GARİP GELİN

Bölüm 11 · 6 dk okuma

BİR GARİP GELİN

Bölüm 11

İş Gezisi ~2~

Kaç saattir yatakta dönüyorum ama bir türlü uykum gelmiyor. Aklımda hâlâ âgah ağanın söyledikleri dolaşıyor,uykuyu bana men ediyordu. Dayanamayıp yataktan kalktım. Pencereyi açıp serin rüzgârın tenime değmesine izin verdim temiz hava iyi gelmişti.

Ben pencerede oyalanırken gözüme şezlonglardan birinde uzanan âgah ağa takıldı. Kolunu başının üstüne koymuş,her zamanki gibi çatık kaşlarıyla gökyüzüne bakıyordu.

Bu saatte neden ayaktaydı acaba...

Aklıma ayşenin dedikleri gelince sorumun cevabını almış oldum. Zaten bu gece bana uyku yoktu,bana eşlik edecek birine hayır demezdim. Beyaz geceliğimin üstüne şal alıp aşşağıya indim. Bahçe kapısını açınca gözleri hemen beni buldu. Sıkıntılı bir nefes verip

"Gecenin bu saatinde neden uyanıksın"

Sesi sorusunun bir ikaz olduğunu açıkca gösteriyordu ama aldırmadan yanındaki şezlonga doğru yürüdüm

"Bilmem. Sen neden uyanıksın?"

Konuyu değiştirmem onu kızdırmıştı "uykum yok" homurdanarak söylediği sözler konuşmak istemediğini açıkça belli ediyordu,ama ben bunu da aldırmadım

"Aa ne tesadüf! Benide bu gece hiç uyku tutmadı" karşılık vermem onu sinirlendirdi, sırıtarak şezlonga uzanıp bende onun gibi yıldızlara baktım

"Ne düşünüyorsun?" Soruyu benden önce sormuştu.

Derin bir nefes alıp "Bazı insanlar yakınlarını keybedince yıldız olup onları izlediğine inanırlar,oysa onlar sadece uzaydaki taşlardan ibaret... insanlar gereksizce her şeye bir anlam yüklüyorlar."

Bir süre bana baktı,adem elması gidip geliyordu. Ya konuşacağı şeyi düşünüyordu ya da ne diyeceğini bilmiyordu. Bakışlarından rahatsız olmuştum,daha fazla dayanamayıp "Neden öyle bakıyorsun?" Dedim.

"Evlendiğimiz gece...kimsenin sevgisine muhtaç olmadığını ima etmiştin,geçen gece de kitaplar hakkında konuşurken aşkı yalanlamıştın"

Uzandığı yerde kolundan destek alıp bana döndü "Bazen merak ediyorum..."

Sadece başımı çevirerek baktım karşımdaki adam "Neyi?"

"Seni sevgiden soğutan şeyin ne olduğunu"

Söylediği şey beni afallatmıştı. Kolumdan destek alıp bende ona döndüm "Beni kimse bir şeyden soğutmadı" söylediklerimi duymamıştı bile. Kendi kendine konuşmaya devam etti

"İki yıl boyunca evdeydin,neden birden apar topar üniversiteye gitmek istedin? Yoksa orada seni bekleyen birisi mi vardı?"

"Ne demek istediğini anlamıyorum" ne saçmalıyordu bu adam?!

"Biri senin kalbini mi kırdı? Bu yüzden mi sevgiye,aşka bu kadar uzaksın?"

"Hayır...hayır kimse benim kalbimi kırmadı,buna izin vermem. Sadece... pek de iyi,sevgi dolu bir yaşam sürmedim diyelim. İnsanların sevgisinden çok nefretini gördüm. Bunun için beni suçlayamazsın,iyi bir insana denk gelmedim ki bana sevginin ne olduğunu öğretsin "

"Anlat o zaman. Neler yaşadığını...şu zamana kadar neler yaptığını... bana esrayı anlat"

"Gerçekten bunu mu istiyorsun benden? Satın aldığın birinin hayatını mı merak ediyorsun?"

Başını salladı,sessizce bana bakmayı sürdürdü

"Peki. Ama bu anlattıklarım bu gecede kalacak,yarın bunları hiç konuşmamışız gibi yapacağız anlaştık mı"

baş parmağımı karşımdaki adama doğru salladım. Önce parmağıma sonra bana baktı,elinin tersiyle parmağımı indirdi

"Anlaştık esra karaman"

Ben anlatırken pür dikkat beni izliyordu,kendimi onun önünde fazla kasıyordum. Rahatlamak adına şezlonga tekrardan uzandım

"Akrabalarla aramız ben küçükken kopmuş,şu hayatta sadece dört kişiydik. Sorsan arkamızda koca bir aşiret var ama biz hep yanlızdık... babam iş bilmez aylak aylak dolanır insanlara laf taşırdı,abim... zaten biliyorsun kumara batmış. Bende o sıcak aile denen şeyde yoktu. Babamın laf taşımaları,abimin kumar sevdası bizi köyde istenmeyen kişiler duruma getirmişti. Pek kimse bizimle konuşmaz oldu son zamanlar. Konuşanlar da kendi çıkarları için. Ailenin tüm yükü annemin omuzlarına çökmüştü. Ona yardım etmek için lisem bitince çalışmaya başladım,bir yandan da tam burslu okumak için sınavlara hazırlanıyordum. Ilk girdiğimde başarısız oldum ama ikincisinde,yani bu yıl kazanmıştım gidecektim buradan. Annemi de yanıma alıp sessizce kaybolacaktım"

"Sizi bulurlardı"

"Akrabalar bizi unutalı çok oldu. Ne ölüne ne dirine karışırlar abim ve babama gelirsek ikisi bir olsa bir beyin etmezler iş onlara kalsa asla bulamazlardı bizi"

"Ama araya abinin kumar borcu girince gidemedin"

Başımı sallamakla yetindim sadece. Konuyu hemen değiştirmem lazımdı

"Ee Âgah karaman,bu gece tüm dramayı ben mi yapacağım eteğindeki taşları dökme sırası sende"

O da şezlonguna yayılıp yıldızlara baktı "Benim ailem seninki gibi değildi hepsi kendince sevgilerini gösterirler. Sende tanıdıkça seviceksin buna eminim"

İstemsizce tebessüm ettim. O akşam yemeklerindeki sohbetler kulaklarımda yankılandı

"Bir gün,abim aramızın iyi olmadığı yılmazların dul kızına vuruldu. Ne dediysek dinletemedik,sonunda bizi kandırıp kaçırmış kızı. Tabi biz bunu yılmazlar kapımıza dayanınca anladık. Öğrendik ki zehra yenge hamileymiş,bebeğin canını kurtarmak için berder yaptılar"

Bazı şeyler yerine oturmaya başlamış,bazıları ise yarım kalmıştı kafamın içinde. İkiz de yıldızlara bakarken sessizce dinledim anlattıklarını

"Feyza..." kimden bahsettiğini anlayınca vicudum gerildi,hâlâ yıldızlara bakıyordum ama tüm dikkatim anlatılanlardaydı.

"Evlendik, zeynep dünyaya geldi. O zamanlar yılmaz aşireti kimsenin anlayamadığı bir hızla holdinglerini yükseltmeye başlamışlardı. Bizim anlaştıklarımıza bizden önce mal satıyor, biz daha bir şirketle anlaşma imzalamadan onlar dibimizde bitiyordu. Sonra evde casus olduğunu anlayınca-"

"Gözler feyza ve zehraya kaydı. Çünkü bir tek onlar yeni gelmişti" Başını sallayarak devam etti

"Abim karısını öyle bir savundu ki kimse zehra yengeme laf edemedi..." yutkundu devam edemedi. Adem elması hızla inip kalktı

Yukarı aşşağı

Yukarı aşşağı

Yukarı aşşağı

Derin bir nefes aldı

"Ben koruyamadım. O zamanlar koca olmanın sorumluluğun bilincinde değildim,onu kuruyamadım..." uzun bir sessizliğin ardından devam etti cümlesine

"Sonunda feyza casus ilan edildi. Cezası ağır olacaktı bunun,yılmaz aşireti bu olayı duyunca konağı bastı. Her ikimizden de ölenler oldu. Zeynep'in annesini burada kaybettik. Feyzanın ölümüne karşılık abimin ölmesini istediler,zaten çok kişi kaybetmiştik. Kan davası büyürse iş yokuşa sürüklenir diğe abim kendini feda etti"

Yüreğim acıyordu,allah dağına göre kar verirmiş. Bu adamın yaşadıklarını ben yaşasam katlanamazdım. Aynı gün hem akrabalarını hem karısını yetmezmiş gibi bir de abisini kaybetmiş... Göğsüm daralıyordu, birşey yapmak istedim şezlongdan doğrulup elimi dizine koyup sıktım.

Varlığımı hissetsin istedim. Burada olduğumu bilsin istedim. Nedenini bende bilmiyorum ama yanında olduğumu bilmesine ihtiyacım vardı.

Kalkma girişiminde bulunmadı. Sadece gözlerini kapattı,elini elimin üstüne koyup sıktı.

"O gün bir söz verdim esra. Hayattımdan o kadar kişi eksildi ki artık kimseyi kaybetmeyeceğim. Kimsenin benden sevdiklerimi almasına izin vermeyeceğim"

"Sen söz verdiysen tutarsın. Sana inancım tam. Kimseye birşey olmasına izin vermeyeceğini biliyorum"

"Ben bile kendime inanmazken sen neden bana inanıyorsun"

"Çünkü seni tanımaya başlıyorum. Kızı mutlu olsun diğe elinden geleni yapan biri onu kaybetmemek için herşeyi yapar"

"Bahsettiğin kişi kızının daha neye üzüldüğünü bile bilmeyen biri. Sen söylemesen ben zeynep'in böyle hissettiğini bile bilmezdim" doğrulup elimi iki elinin içine aldı

"Sağol"

"Ne için"

"Herşey için; bana inandığın için, zeynep'e anne şevkâtini verdiğin için... buralarda çoğu insan zorunlu ya da görücü usûlü evlilik yapıyor ama kimse başkasının çocuğuna annelik yapmak zorunda değil"

"Ben zeynep'i seviyorum. Bunun zorunlulukla bir alakası yok"

"Sevdiğini biliyorum. Ve bunun için sana minnettarım. Sen olmazsan kızımla uzun bir süre daha yakınlaşamayacaktım. Her ne kadar bir olup beni çıldırtsanız da..." Son cünlesine kendimi tutamayarak kahkaha attım. O da eşlik etti bana

Gökyüzündeki bir ışık dikkatimi çekince kafamı yukarıya kaldırdım. Yıldız kaydığını görünce hevesle parmağımı havaya kaldırıp onun da bakmasını istedim

"Bak! Bak! Gördün mü?!"

Kahkaha atarak "Gördüm,gördüm. E hadi bir dilek tut"

"Sende tut kim bilir belki dileğin tutar"

Gözlerimi kapatıp daha çok kitabım olmasını diledim. Daha çok kitap ve hepsini okuyacak kadar ömür...

Dileğime sırıtırken gözlerimi açtım. Âgah ağayı bana bakarken buldum

"Bana bakmayacaksın, yıldızlara bakacaksın" elimi kafasını gökyüzüne çevirmek için kaldırdığımda. Söylediği kelimeler elimi ikimizin arasında bıraktı

"Benim dileğim çoktan kabul oldu"

|Bölüm sonu

Bölüm sonu

12 yorum