İçeriğe geç

Bir Çakmağın Kaderi

Bölüm 4 · 6 dk okuma

Bir Çakmağın Kaderi

Bölüm 4

Evimiz

Bölüm 4: Evimiz

Rick ve Sait, Disney’e yakın bir bölgede konakladıkları oteldeki tatillerini bitirmek üzereydiler.

Burada tam beş gün kalmışlardı. Güneşlendiler, yüzdüler — Rick tabii ki sadece Sait’i izledi — yürüyüşlere çıktılar, etrafı keşfettiler ve kendileri gibi Türkiye’den gelmiş yeni arkadaşlar edindiler.

Bu arkadaşlar da tıpkı Sait gibi Disney’de çalışmak için Amerika’ya gelmişti.

Tek bir farkla:

Onların yanında Rick gibi bir yol arkadaşı yoktu.

Sait genel olarak girdiği ortamlara kolay uyum sağlayan, konuşkan, girişken ve dost canlısı biriydi. Arkadaş edinmekte zorlanmazdı. Üniversitede bile yalnızca kendi bölümündeki insanlarla değil, farklı bölümlerde okuyan öğrencilerle de kolayca arkadaşlık kurardı.

Fakat kalabalıklar, zaman zaman onda yalnız kalma ihtiyacı doğururdu.

Yaşadığı şehirde yalnızca kendisinin keşfettiği bazı yerler vardı. Oralara gider, tek başına oturur, kahvesini içer ve müzik dinlerdi. Bu küçük ritüel onun için vazgeçilmezdi.

Benzini biten bir arabanın istasyona uğrayıp yakıt alması gibi, Sait de kendi başına kaldığında ruhunun deposunu doldururdu.

Son beş günde Türkiye’den gelen arkadaşlarıyla samimiyet kurmuştu ama yine de onlara temkinli yaklaşıyordu. Ne tamamen on kişilik Türk grubunun içindeydi ne de tamamen dışındaydı.

Hepsi Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen, Sait gibi üniversite öğrencisi olan tatlı insanlardı. Yine de Sait Amerika’ya yalnızca tanıdık insanlarla vakit geçirmek için gelmemişti.

Buraya keşfetmek için gelmişti.

Kendini, Amerika’yı, başka insanları ve başka hayat ihtimallerini keşfetmek için…

Yeni insanlar tanımak istiyor, İngilizcesini geliştirmek ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen insanlarla arkadaşlık etmek istiyordu. Çünkü hayat, yalnızca Türkiye’den ibaret olamazdı.

Ve sonunda o gün geldi.

Sait otel odasında bavulunu topladı. Çekmecelere, banyoya, yatağın altına son bir kez baktı. Geride bir şey bırakmadığından emin olunca cebindeki Rick’i eline aldı.

Rick de en az onun kadar heyecanlıydı.

“Hadi başlayalım,” dedi Rick, gülümseyerek.

Sait derin bir nefes aldı.

“Macera başlasın.”

Bir taksiye binip yola çıktılar. Zaten Disney’e oldukça yakın bir yerde kalıyorlardı. Arabayla ilerlerken Sait camdan dışarı bakıyor, çevresindeki her şeyi dikkatle inceliyordu. Rick’i de cebinden çıkarıp avucunda tutmuştu. Bu yeni dünyayı onun da görmesini istiyordu.

Disney’e vardıklarında ikisi de büyülenmişti.

Her yerde hareket, renk ve heyecan vardı. Bir karşılama partisi hazırlanmıştı. Mickey ve Minnie Mouse figürleri, içecekler, atıştırmalıklar, gülümseyen çalışanlar ve dünyanın dört bir yanından gelmiş gençler…

Sait, kalabalığın içinde durup etrafına baktı.

Burası yalnızca bir çalışma yeri gibi değildi. Sanki birileri hayali almış, düzenlemiş, büyütmüş ve herkesin içine girebileceği kocaman bir dünyaya çevirmişti.

“Burası ülke gibiymiş kanki,” dedi Rick.

Sait gülümsedi.

“Galiba öyle.”

İnsanlarla ayaküstü sohbet ediyor, ortamın tadını çıkarmaya çalışıyorlardı. Bu, ikisinin de çok alışık olduğu bir ortam değildi. Ama tam da bu yüzden heyecan vericiydi.

Karşılama partisinden sonra büyük bir toplantı odasına geçtiler. Orada yeni gelen çalışanlar için bir sunum yapıldı.

Sunumu yapan genç kadın çok güler yüzlüydü. Anlattığı her şeyi büyük bir istekle ve enerjiyle anlatıyordu. Sanki Disney’i kendisi kurmuş gibi sahipleniyor, her cümlesinde o dünyaya duyduğu inancı hissettiriyordu.

Bu, Sait’in çok hoşuna gitmişti.

Bir işi yaparken keyif almak, onu tutkuyla yapmak ve bunu yaparken eğlenebilmek ne güzel bir şeydi. Sait bunu uzun uzun düşündü.

Belki de insanın çalıştığı yere ait hissetmesi böyle bir şeydi.

Sunumdan sonra evrak işleri başladı.

Sait, genelde böyle toplu işlemlerde kaosa alışkındı. Bir şey eksik çıkar, biri yanlış sıraya girer, bir görevli başka bir görevliye yönlendirir, herkes ne yapacağını anlamaya çalışırdı. Fakat burada işler şaşırtıcı derecede düzenli ilerliyordu.

Sıra ona geldiğinde imzalarını attı, gerekli belgeleri teslim etti ve kısa süre sonra Disney’de kullanacağı çalışan kimliğini aldı.

Yaka kartını eline aldığında bir süre ona baktı.

Üzerinde kendi adı yazıyordu.

Sait.

Artık sadece Amerika’ya gelmiş bir öğrenci değildi. Artık bu büyük dünyanın içinde bir yeri vardı.

Tıpkı sunumu yapan o genç kadın gibi, o da artık buraya aitti.

Bu hissi kimliğini eline alır almaz fark etmişti.

Rick karta dikkatle baktı.

“Bak kanki,” dedi. “Resmen buranın adamı oldun.”

Sait güldü ama içinde hafif bir ürperti de vardı. Ait olmak güzel bir histi. Fakat aynı zamanda sorumluluk getiriyordu.

Disney yalnızca tema parklarından ibaret değildi. Çalışanların yaşadığı konaklama kompleksleri, hastanesi, güvenlik departmanı, ulaşım sistemi, eğitim birimleri ve kendi içinde işleyen kocaman düzeniyle başlı başına dev bir dünyaydı.

Rick bu büyüklük karşısında neredeyse başı dönmüş gibi hissetti.

“Burası gerçekten sandığımdan büyükmüş,” dedi Sait.

“Ben zaten küçüğüm,” dedi Rick. “Bana her yer büyük geliyor ama burası başka.”

Burayı keşfetmek ve bu düzene alışmak zaman alacaktı. Ama aceleleri yoktu. Önlerinde koskoca üç ay vardı.

Bir çalışan eşliğinde, kalacakları eve doğru golf arabasına bindiler. Yolda geçtikleri her yer Sait’e büyüleyici geliyordu. Ağaçların arasından geçen yollar, düzenli binalar, spor alanları, otobüs durakları ve ellerinde üniformalarıyla yürüyen çalışanlar…

Sait, Rick’i cebinden çıkarıp avucunda tuttu. Bu manzaraları onun da görmesini istiyordu.

Kalacakları yer, villa tipi evlerin bulunduğu büyük bir siteydi. Basketbol ve voleybol sahaları vardı. Hatta sitenin içinde bir havuz bile bulunuyordu. Etrafta herkes doğal bir akış içinde hareket ediyordu. Kimi havuzdan çıkmış evine dönüyor, kimi Disney’deki vardiyasını bitirmiş otobüsten inip yorgun adımlarla yürüyordu.

Sait, yeni hayatının sahnesine gelmiş gibiydi.

Kayıt işlemleri burada da kısa sürede tamamlandı. Kalacağı ev hakkında bilgilendirildi ve anahtarı teslim edildi.

Elinde anahtarla kapının önünde durdu.

İçeride onu neyin beklediğini bilmiyordu.

Evde kalan diğerleri nasıldı?

Nereliydiler?

Dost canlısı insanlar mıydı?

Yoksa burada da kendini dışarıda mı hissedecekti?

Derin bir nefes aldı ve kapıyı açtı.

Kapının sesini duyan ev sakinleri hızlıca girişe doğru yöneldi.

“Welcome!”

“Hey!”

“Hi!”

Sait gülümsedi.

“Hi,” dedi. “Thank you.”

Tam anlayamamıştı ama evde o an beş altı kişi vardı. Daha sonra toplam yedi kişiyle birlikte kalacağını öğrenecekti.

İçlerinden biri hemen sordu:

“Do you speak Spanish?”

Sait kısa bir an duraksadı.

“No,” dedi. “I don’t.”

Bu cevap evde küçük bir hayal kırıklığı yaratmış gibiydi.

Çünkü evde kalanların tamamı ana dili İspanyolca olan ülkelerden gelmişti. Aralarında Meksikalılar, Kosta Rikalılar ve Ekvadorlular vardı.

Sait bir an için kapıdan içeri girmesine rağmen hâlâ dışarıda kalmış gibi hissetti.

Rick cebinde hafifçe kıpırdadı.

“Rahat ol kanki,” der gibiydi.

İçlerinden Meksikalı olan Armando gülümsedi ve Sait’e kalacağı odayı gösterdi.

Oda iki kişilikti. Banyosu ise yan odadaki diğer kişilerle ortak kullanılacaktı. Oda arkadaşı o sırada işte olduğu için Sait onun kim olduğunu henüz bilmiyordu.

Yatağına baktığında üzerinde bir not gördü.

Disney tarafından hazırlanmış küçük bir hoş geldin yazısıydı bu.

Sait bavulunu kenara koydu ve yatağın kenarına oturdu. Gün boyunca yaşadığı her şey bir anda üzerine çökmüş gibiydi. Otelden ayrılış, Disney’e geliş, sunum, evraklar, yaka kartı, golf arabası, yeni ev, yeni insanlar…

Yoğun bir gündü.

Rick’i eline aldı.

“Ne diyorsun?” diye sordu.

Rick her zamanki rahatlığıyla cevap verdi:

“Harika olacak kanki.”

Sait gülümsedi.

Önünde yoğun bir eğitim ve iş temposu vardı. Heyecanlıydı ama aynı zamanda endişeliydi. Neyle karşılaşacağını, ne yapacağını, bu yeni düzene nasıl alışacağını bilmiyordu.

Ama yanında Rick vardı.

Bu düşünce ona iyi geldi.

“Beraber başaracağız,” dedi.

Sonra ertesi gün başlayacak yoğun eğitimden önce biraz dinlenmek için yatağına uzandı.

Burası henüz tam anlamıyla evi değildi.

Ama belki de ilk kez, bir yerin ev olma ihtimaline bu kadar yakındı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.