İçeriğe geç

BİR BAŞKA ZAMANDA

Bölüm 13 · 4 dk okuma

BİR BAŞKA ZAMANDA

Bölüm 13

Bir Başka Zamanda

Bölüm 13 — Bir Başka Zamanda

Kapının ardındaki ışık her şeyi yutmuştu.

Derin gözlerini açtığında ilk fark ettiği şey sessizlik oldu.

Ne yağmur vardı.

Ne saat sesi.

Ne de istasyonun eski tahtalarının gıcırtısı.

Sadece sessizlik.

Sonra elinin hâlâ birinin elinde olduğunu fark etti.

Demir.

Derin başını çevirdi.

“Buradayız.”

Demir etrafa baktı.

“Burası…”

“Bilmiyorum.”

Karşılarında eski istasyon vardı.

Ama bu kez farklıydı.

Daha aydınlık.

Daha canlı.

Duvarlarda eski afişler vardı fakat hiçbirinde tarih yazmıyordu.

Saat kulesinin saati durmuştu.

23.17.

Derin yavaşça ayağa kalktı.

“Geçmişte miyiz?”

Demir başını salladı.

“Sanmıyorum.”

“Gelecekte?”

“Onu da sanmıyorum.”

Tam o sırada arkalarından bir ses geldi.

“İkiniz de yanlış düşünüyorsunuz.”

Derin ve Demir aynı anda döndü.

Gelecekteki Derin orada duruyordu.

Fakat bu kez yüzünde korku yoktu.

Yorgun da görünmüyordu.

Sanki uzun zamandır beklediği bir şey sonunda gerçekleşmişti.

Derin ona yaklaştı.

“Burası neresi?”

Gelecekteki Derin gülümsedi.

“Seçimin olduğu yer.”

“Ben ne seçtim?”

“Beni.”

Derin şaşırdı.

“Nasıl?”

Kadın başını hafifçe eğdi.

“Benim var olmamı.”

Derin’in gözleri büyüdü.

Gelecekteki Derin devam etti.

“17 Eylül gecesi kapı açıldığında zaman sizden birini almak istedi. Demir kapıdan geçti. Sen onun peşinden gitmek istedin.”

“Gittim mi?”

“Hayır.”

“Niye?”

“Çünkü Demir sana bir söz verdi.”

Derin Demir’e baktı.

Demir sessizdi.

“Beni bırakmayacağını söyledi.”

“Evet.”

“Sonra?”

Gelecekteki Derin’in sesi yumuşadı.

“Sen de ona başka bir söz verdin.”

Derin bekledi.

“Onu kurtarmak yerine…”

Kadın Derin’in gözlerinin içine baktı.

“…onu hatırlayacağını söyledin.”

Derin’in gözlerinden yaş süzüldü.

“Bu yüzden mi onu unuttum?”

“Evet.”

“Bu nasıl kurtarmaktı?”

“Çünkü zamanın senden istediği şey anıyı değiştirmekti. Sen ise anıyı saklamayı seçtin.”

Demir ilk kez konuştu.

“Bu yüzden yıllarca seni hatırladım.”

Derin ona baktı.

“Ve ben seni hatırlamadım.”

“Hatırlamadın.”

Demir gülümsedi.

“Ama yine de bir gün hatırlayacağını biliyordum.”

Ege birkaç adım geriden onlara bakıyordu.

Derin ona döndü.

“Peki sen?”

Ege şaşırdı.

“Ben ne?”

“Sen neden her şeyi biliyordun?”

Ege uzun süre sustu.

Sonra cebinden eski fotoğrafı çıkardı.

“Çünkü o gece burada kalması gereken kişi bendim.”

Derin fotoğrafa baktı.

“Sen mi?”

“Evet.”

“Peki neden herkes senin öldüğünü düşündü?”

Ege başını kaldırdı.

“Çünkü zamanın ilk değiştirdiği şey buydu.”

Derin fotoğrafa tekrar baktı.

Fotoğraftaki insanların yüzleri yavaş yavaş netleşmeye başladı.

Babası.

Annesi.

Ege.

Demir.

Ve küçük Derin.

Derin’in nefesi kesildi.

“Babam…”

Fotoğrafın köşesindeki adamın yüzüne baktı.

“Babam hayattaydı.”

Ege başını salladı.

“Bir süre.”

“Sonra ne oldu?”

“Gerçeği öğrenince kapıyı bir daha açmaya çalıştı.”

Derin sustu.

Ege devam etti.

“Annen seni korumak için onun bildiklerini sakladı. Senin hafızanı değiştirdi. Baban ise gerçeği geri getirmeye çalışırken ortadan kayboldu.”

“Öldü mü?”

Ege cevap vermedi.

Derin onun yüzüne baktı.

Ve cevabı sessizliğinden anladı.

“Hayır…”

Ege başını iki yana salladı.

“Bilmiyoruz.”

Bu cevap yıllardır kapalı duran başka bir kapının anahtarı gibiydi.

Ama Derin artık peşinden koşmadı.

Çünkü ilk kez bir sırrın hemen çözülmesinin gerekmediğini biliyordu.

Bazı cevapların zamanı vardı.

Gelecekteki Derin saat kulesine baktı.

“Artık gitme zamanı.”

Derin ona döndü.

“Sen ne olacaksın?”

Kadın gülümsedi.

“Bilmiyorum.”

“Ya sen hiç var olmazsan?”

“Belki de olmamam gerekir.”

Derin’in gözleri doldu.

“Buna üzülüyor musun?”

Gelecekteki Derin bir süre düşündü.

“Hayır.”

Sonra Demir’e baktı.

“Çünkü senin hayatında ilk kez benim taşıdığım bir yük olmayacak.”

Derin başını salladı.

“Peki ya sen?”

“Ben de ilk kez geçmişte kalmayacağım.”

Bir an sessizlik oldu.

Gelecekteki Derin, Derin’e yaklaştı.

“Bazen geçmişi düzeltmek, onu değiştirmek değildir.”

“Ne o zaman?”

“Onu kabul etmek.”

Derin gözlerini kapattı.

Bu cümle, bütün hikâyenin cevabı gibiydi.

Saat kulesi yeniden çalışmaya başladı.

23.18.

Sonra…

23.19.

Derin Demir’in elini tuttu.

Bu kez korkudan değil.

Sadece yanında olduğunu bilmek için.

Demir ona baktı.

“Hazır mısın?”

Derin gülümsedi.

“Bu kez nereye gittiğimizi bilmiyorum.”

“Ben de.”

“Güzel.”

Demir şaşırdı.

“Nesi güzel?”

Derin saat kulesine baktı.

“İlk kez geleceği bilmeden yürüyebileceğiz.”

Kapı yavaşça kapandı.

Gelecekteki Derin’in görüntüsü ışığın içinde silinmeye başladı.

Son duydukları cümle:

“Bazen doğru insanı doğru zamanda bulamazsın.”

Bir an durdu.

“Bazen onu başka bir zamanda bulursun.”

Işık söndü.

Derin gözlerini açtığında sabah olmuştu.

Eski istasyonun önündeydi.

Yağmur dinmişti.

Gökyüzü açık değildi ama artık karanlık da değildi.

Demir yanında duruyordu.

Gerçekti.

Buradaydı.

Derin çevresine baktı.

Her şey değişmişti.

İstasyonun tabelası yenilenmişti.

Saat kulesi çalışıyordu.

Telefonunu çıkardı.

Tarih:

18 Eylül 2026.

Bir gün geçmişti.

Ama Derin’e yıllar geçmiş gibi geliyordu.

Demir telefonuna baktı.

“Sanırım başardık.”

Derin gülümsedi.

“Ne yaptık?”

Demir düşündü.

“Bilmiyorum.”

İkisi de güldü.

Sonra Derin’in telefonu çaldı.

Annesi arıyordu.

Derin telefonu açtı.

“Anne?”

Karşı taraftaki ses birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra annesi ağlayarak konuştu.

“Derin…”

“Ne oldu?”

“Babanla ilgili bir şey buldum.”

Derin olduğu yerde kaldı.

Demir ona baktı.

Annesi devam etti:

“Eski evde. Yıllardır kapalı duran odada.”

Derin gözlerini kapattı.

Hikâyenin bitmediğini anladı.

Ama bu kez korkmadı.

Çünkü artık cevapların peşinden yalnız gitmeyecekti.

Telefonu kapattı.

Demir’e baktı.

“Bir işimiz daha var.”

Demir gülümsedi.

“Beraber?”

Derin başını salladı.

“Beraber.”

Aylar sonra Derin eski istasyona yeniden gitti.

Saat kulesinin altındaki duvarda daha önce hiç fark etmediği küçük bir yazı vardı.

Yaklaşıp okudu.

“17 Eylül 2009.”

Altında tek bir cümle:

“Bazı insanlar hayatımıza geç gelir.”

Derin gülümsedi.

Cümlenin devamı yoktu.

Çünkü artık gerek yoktu.

Demir istasyonun kapısında onu bekliyordu.

“Geliyor musun?”

Derin ona baktı.

“Geliyorum.”

Yürümeye başladılar.

Bu kez kapı açılmadı.

Saat geriye dönmedi.

Geçmiş onları çağırmadı.

Çünkü geçmiş artık peşlerinden gelmiyordu.

Derin ilk kez geleceğe bakarken korku hissetmedi.

Demir yanındaydı.

Ve belki de bütün hikâye bununla ilgiliydi.

Birini kaybetmemek için zamanı değiştirmek değil…

Birbirini bulduktan sonra zamanı olduğu gibi kabul edebilmek.

Derin son kez saat kulesine baktı.

Saat 17.17'yi gösteriyordu.

Gülümsedi.

Çünkü artık biliyordu:

Bazı karşılaşmaların zamanı yoktu.

Bazı sözlerin tarihi yoktu.

Ve bazı insanlar…

bir başka zamanda bile olsa birbirlerini bulurdu.

SON

Bölüm sonu

3 yorum