Yaz tatilinin ikinci günüydü.
Her zamanki gibi geç uyanmıştım. Telefonuma baktığımda saat on biri biraz geçmişti.
Esneyerek yataktan kalktım, yüzümü yıkadım ve mutfağa indim. Ablam yine erkenden işe gitmişti. Masanın üzerinde bana bıraktığı notu gördüm.
"Dolapta kahvaltılık var. Kendine iyi bak."
Gülümseyerek notu cebime koydum.
Kahvaltımı hazırlarken bahçeden gelen sesler dikkatimi çekti. Perdeyi araladığımda Doruk ve babasının son kolileri de eve taşıdığını gördüm.
"Sonunda taşınmaları bitti galiba."
Kendi kendime söylendim.
Kahvaltımı yaptıktan sonra mutfağı topladım. Tam odama çıkacakken kapı zili çaldı.
Kapıyı açınca karşımda dün balkonda gördüğüm kadını buldum.
Elinde bir tepsi vardı.
"Merhaba canım. Ben Sevil. Yan eve yeni taşındık. Tanışmak istedik."
Gülümseyerek tepsiyi uzattı.
"Kurabiye yaptım. Umarım seversiniz."
"Çok teşekkür ederim. Buyurun, içeri geçin."
Sevil Hanım salona geçti. Ben de mutfağa gidip çay koymaya hazırlanıyordum ki kapı tekrar çaldı.
Bu kez gelen Doruk'tu.
Annesine dönüp,
"Anne, telefonunu evde unutmuşsun."
dedi.
Beni görünce hafifçe gülümsedi.
"Komşu."
"Komşu."
Annesi şaşkınlıkla bize baktı.
"Siz tanıştınız mı?"
Doruk cevap verdi.
"Balkon sayesinde."
Sevil Hanım gülümseyince ben de istemeden gülümsedim.
"Ne güzel."
Tam o sırada dış kapı açıldı.
Ablam işten gelmişti.
"Merhaba."
Sevil Hanım ayağa kalktı.
"Ben yeni komşunuz Sevil."
Ablam da kendini tanıttıktan sonra hepimiz salona geçtik.
Komşuluk, mahalle ve evlerden konuşuyorlardı.
Ben ise sessizce çayları dağıtıyordum.
Bir ara Sevil Hanım mutfağa yardım etmek için geldi.
Doruk da peşinden içeri girdi.
Mutfakta yalnızca ikimiz kalmıştık.
"Bence annelerimiz iyi anlaşacak."
dedi.
"Bana ne? Ve ayrıca o benim ablam!"
"Bu kadar sert olmana gerek yok."
"Sana karşı böyleyim."
"Neden?"
Omuz silktim.
"Bilmiyorum."
Gülümsedi.
"En azından dürüstsün."
Tam cevap verecekken Sevil Hanım mutfağa geri geldi.
Yaklaşık yarım saat sonra misafirler gitmek için ayağa kalktı.
Kapıya kadar uğurladık.
Doruk çıkmadan önce bana döndü.
"Görüşürüz, komşu."
"Her gün görüşüyoruz zaten."
Kısa bir kahkaha attı.
"Doğru."
Kapı kapandıktan sonra derin bir nefes verdim.
Ablam bana dönüp gülümsedi.
"Bence çocuk iyi biri."
"Hiç sanmıyorum."
"Nisa..."
"Ne var?"
"Daha üç gündür tanıyorsun."
Haklıydı.
Ama nedense Doruk'u tanımaya da hiç niyetim yoktu.
En azından öyle sanıyordum.
~3. Bölüm sonu~
